Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
213
 

Başkalarının insafına kalarak yaşamak

Başkalarının insafına kalarak yaşamak
 

ABD Dışişleri Bakanlığı resmi İnternet sitesinde "ABD’nin Yetiştirdiği Devlet Ve Hükümet Başkanları" listesi yayınlanmış ve Abdullah Gül’e de 54’üncü sırada yer verilmiştir.

O zaman anlaşılmıştır ki, Abdullah Gül''ün, 1976-78 yıllarında İngiltere’de eğitim görmesi için aldığı burs, dedikleri gibi "Milli Kültür Vakfı bursu" değil, bir Amerikan bursu imiş!... (http://exchanges.state.gov/alumni/prominent-alumni.html)

Meğer Amerika oldum olası Türkiye’deki derin operasyonlarını hep böyle "milli" kelimesini kullanarak yaparmış!

Şimdi de Clinton, Davutoğlu ile birlikte haftada bir görüşerek Suriye ve Orta Doğu''da "operasyonel" konuları üzerinde buluşma kararı aldılar ve ilk buluşma birkaç gün önce Ankara''da gerçekleşti. Gazetecilerin "operasyonel" sözüyle ne demek istediklerini her iki Bakan''a sormuşlarsa da nedense doyurucu bir cevap alamamışlardır.

*

Başkalarının insafına kalarak yaşamayı bir yaşam biçimi olarak önümüze koyan siyasiler, bildikleri yanlışları ''doğru'' diye bizleri kandırmakta, devlet gücünü kullanarak topluma istediklerini yaptırmaktadırlar.

Eline yetki verdiklerimiz, "Taraf ol, yoksa seni bertaraf ederim" tehditi ile kanımıza girmiş, sinmişliğimizi iliklerimize kadar hissettirmiştir.

İnsanın kendisine yabancılaşmasıdır içimize attığımız korkularla yüzleşemeyip biriktire biriktire sonucunda boyumuzu aşıp boyun eğmek zorunda kalışımız ve sonunda bıkıp, " Bana ne, ne olursa olsun" teslimciliğine, dolayısıyla da birilerinin köleliğine düşmemiz. Bugün halkın çoğunda görülen bu bezginliğin sebebi budur!

İnsan, yaşama kayıtsızlaştığı taktirde, iyiyi seçme umudu ortadan kalkar. Bu da, "yaşamı" sona erdirmek demektir. Toplumca ruhumuzu öldürmüş, sadece bedenimizi toprağa gömmek için kuyrukta sıramızı bekliyoruz.

Kendine güvenememektir bu korkaklığın sebebi! Gördüğümüz, duydugumuz her şeyi izlemede kalmışız. Sorunlarımızın dağ boyunu aşması bundandır.

Din adına, milliyet adına, ''çıkar uğruna'' koşullanmış beynimizle, zincire vurulmuş el ve ayak bileklerimizle adeta köleliğimizi yaşıyoruz! Suskunluğumuzun ve ortak bir karar alıp uygulamaya koyamayışımızın sebebi bu zincire vurulmuşluğumuzu benimsediğimizdendir!

Öyle ki, daha ayakkabısının bağını bağlayamayan, tuvalete gidip çişini yapamayan çocuklarımızı dahi, birilerinin dediği olsun diye -sözüm ona- okula başlatıyoruz.

Annelik-babalık duygularımız bile küçücük canlarımızı yanlış gidişatlardan korumaya yetmez oldu! Kölelikten de öte ''kurulu robot''lara dönüştük. İnsanı insan eden duygularımız bile körelmeye yüztuttu! Bizi yaşama bağlayan değer yargılarımız değersizleşti, birbirimize güven duyamaz olduk.

Birilerinin arka bahçelerine oy depolamak için ne eğitmenlerin ne de doktorların uyarmaları ka''le alınıyor. Sadece imam bildiğini okuyor ve okutuyor. Milletin vekili, "şükürler olsun ki, bütün okullarımızı imam hatip mektebi yapmayı başardık" diye, resmen Cumhuriyet Devrimleriyle alay ediyor. Bunları söylerken de, sanki yıllarca biriktirilmiş "öfke ve kin" duygularından sıyrılmanın mutluluğunu yaşıyor.

*

45 yıl önce sınıflarda 56 kişiydik; 45 yıl sonra bu oran 80 kişiye çıkacakmış. Ama bunu düşünen yok! Veya çok düşündüklerinden, "nasıl olsa bu -sürü- den ülke yönetecek büyük adam-lar çıkmaz! " düşüncesiyle son yıllarda ülke yöneticilerimizi de dışarıdan seçer olduk.

Bildiğiniz gibi değil sayın okuyucular. Bu "seçkin yöneticiler" denince aklınıza sadece "Turgut Özal-Tansu Çiller- Abdullah Gül...vb." gelmesin....

*

Dünya hızla değişmekte. Bizim ise ne adalet anlayışımız gelişti ne de hukuk anlayışımız! Katılmışız, ortaçağ zihniyetlerinin peşine, sürüklenip gidiyoruz. Üstten inme bir anlayışla ülkeye birilerinin demokrasi getirmesini bekliyoruz! Oysa demokrasi, toplum olarak yaptıklarımızın toptan adıdır. Demokrasi adına bugüne kadar ne ektik ki, biçmeyi bekliyeceğiz?

*

Temel`e sormuşlar:

- "Bir rivayete göre, Erdoğan''ın cebinde olan "Yeşil-pardon- yeni Anayasa" , Türkiye iyice karıştıktan sonra piyasaya sürülecekmiş.

Temel:

- "Olsun," demiş. "Benum elum, onun cebinde oldukça, o el delinmez"

- "Ama, öbür cepte de PKK varmış" diye, bir muzir atılmış.

Temel:

- " Endişelenmeyun uşaklar, o benum sol elumdur." diyerek, hâlâ endişe içinde olanların endişelerini de böylece gidermiş oldu!

*

Karadeniz''in şirin ili Ordu - Ünye''den olan İçişleri Bakanımız Sayın İdris Naim Şahin'' e bu son olaylar dolayısıyla sormuşlar:

- Sayın Bakanım, PKK''nın devletin önünde olmasını nasıl karşılıyorsunuz?

Bakan:

O, bizum uşaklarun eski taktiğidur, arkadan dolaniyiler da:))

*

Sayın Bakanımızın bu kadar ''geniş yürekli'' (ki kendi sözüdür) olmasının sebebi, sakın ''eski bir taktik'' olmasın!...

Alaettin Morgül  / 26.08.2012

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 213
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1074
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster