Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
778
 

Başyazar Ahmet Altan'ın yorumu

Başyazar Ahmet Altan'ın yorumu
 

Azeri Kadın Milletvekilleri... Konuşma tarzlarına şahit oldum,hayran kaldım http://wwwhaber24.com


Milliyet. Com. tr. 11.12. 2009 Tarihli; Sayın Ahmet Altan’ın yaptığı yorumla ilgili haberi okudum.

Umarım sizin de okuma fırsatınız olmuştur.

Makale yazmak ve yorum yapmak arasında fark var mıdır?

Köşe yazarlarının yazıları ve yorumları bir ahenk içinde olmalı mıdır?

Bunlar derin sorular, köşe başında yazı yazmadığımdan; onlar daha iyi bilir diyeceğim diyemiyorum; huyum kurusun.

Sizlerin de bu haberi okuduğunuzu var sayarak; üstadın yorumunun bir bölümüyle ilgili düşüncelerimi dile getirmek istiyorum.

Adı geçen bu bölüm esasında yorumun ana fikri( benim algıladığım kadarıyla)

İki ateş arasında kalan Türkler ve Kürtler…

Sırt sırta verdikleri an; onların sırtından kanından beslenenlerin ister istemez “Sülüklük Saltanatları Sona Erecek” Buraya kadar…

Bahar dalı kadar cazibeli bir düşünce; eğer benim algılama mekanizmam beni yarı yolda bırakmamış ise…

Yorumun devamı kadın kafamı karıştırdı.

“İşte o zaman Kürtler: Türklerle eşit konuma gelirler”

…Demek ki aralarında bir eşitlik yok…

Ben; yaşadıklarım gördüklerim, bildiklerimden yola çıkıyorum ve eşitsizliği gündelik hayatta arıyorum; bulamıyorum.

Tercümesi: Bu dünyada inanılmaz bir eşitsizliğin olduğunu biliyorum.

Avrupalılar, Amerikalılar, Afrikalılar vb. vb. Kendi aralarında ne kadar eşitseler…

Türkiye’de de o kadar eşitlik var, aksini savunursak AB’ye nasıl gireriz?

Türklerle Türklerin; Kürtlerle Kürtlerin; erkekle kadının, kardeşlerin, yan yana oturan komşuların arasında da haklar, kazanç ve vergi ödeme de eşit olma durumu her ne kadarsa…

Koca kadını döver, komşu komşusunu park yeri yüzünden söver, kardeşler arasında sonu gelmeyen ithamlar çekişmeler…

Dünyanın düzeni böyle…

Kimi tıka basa midesini doldurur, kimi bir parça ekmeğe muhtaç!

Dünyayı değiştirmeye gücümüz belki yeter belki yetmez.

Biz konumuza; Türklerle Kürtlerin eşitsizliğine dönelim.

Kasabım, manavım, evimi tamir eden ustalarım; yakın çevremde parkların bakımından sorumlu çalışanlarım(Her gün selamlaşıp hatır sorduğum) parkların birinde tarihi ( İtalyanlardan kalma av köşkü) bir binanın doksan dokuz yıllığına kiralayıp kafeterya olarak işletenlerim Kürt kökenli vatandaşlarım.

İzmir Fuarında en afili eğlence merkezlerinin sahipleri…

Yurt dışında konsolosluklarda çalışanlar; büyük politikacılarımızın nutuklarını yazanlar…

İzmir/Balçova’da sera çiçekçilik sektörleri; semt pazarlarında tezgâh kuranlar…

Bu vatan uğruna şehit düşenler…

Seçilenler, seçmenler, kendi vatandaşlarımız Kürtler…

Türkler de olduğu gibi; değeri bilinmeyen işçiler; kodaman işadamları…

Sahnelerin, türkülerin uzun havaların kralları...

Hep birlikte bu çarkın içinde dönmektedirler!

Değerli Ahmet Altan’a bir konuda hak vermemek ne mümkün;

Adı ne olursa olsun “Kadının” hakları arada kaynayıp gidiyor.

Gittiği için bu topraklar huzura ermiyor!

Büyük Millet Meclisinin kürsüsünde…

“Sus be! Yeter be! Diyerek “Belerin” içinde kendini savunmaya çalışan milletvekili kadınlarımızı önce eğitip sonra o payeleri sırtına yükleyebilirsek…

Ne partiler kapanır; ne de sinemizde yaralar açılır.

Siyaset biliminin ne olduğunu kavrayamadan mikrofonu ele almanın bir faydası vardır tabii…

Kurunun yanında yaş da yanar!

İşte ben buna eşitsizlik derim.

12.12.2009 Cumartesi

Alev Meisel İzmir’den

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel yorumlamışsınız Ahmet Altan'ın yazısını.Kürtlerden milletvekili,iş adamı,sanatçı yok mu.Evet, eskiden bilinçsiz insanlardan aşağılama söylemleri duyardık ama örneğin "köylü" diyerek de aynı aşağılamaya şahit olmadık mı.Yazar çizerlerin, daha duyarlı olması gerekiyor aslında sözcüklerini seçerken.Sevgiler...

Nur Eşmeli 
 13.12.2009 23:19
Cevap :
"Yazar çizerlerin daha duyarlı olması gerekiyor" Yorumunuz yazının ana fikrini özetllemiş teşekkür ederim. Yanılmıyorsam sizi ilk kez sayfamda ağırlıyorum; hoşgeldiniz! Arap sabunu ve elma sirkesi ikilisini bulaşık makinesinde henüz deneyemedim ama en kısa zamanda... Sevgili annenizden gerçek gülsuyunu nereden temin ettiklerini öğrenebilirseniz... Çok sevinirim. İzmir'den Antalya'ya selamlar sevgiler.  16.12.2009 0:45
 

Benim de aklima hemen Anayasa Mahkemesinin yargiclari geldi...Hani yani en azindan bir tane"Kürt" yargic olsaydi aralarinda. nazar boncugu misali...Ne dersin?

Ümit Culduz  
 13.12.2009 12:42
Cevap :
Merhaba Kardeşim! (20 milyon) Kürt kökenli vatandaşlarımızı sayılarla ifade etmek istersek: X Türk kökenli X Kürt kökenli= karma evliliklerden en az 10 milyon daha üstüne eklersek etti 30 milyon... Toplumun toplam sayısının yarısına yakın olur...Çok kaba bir hesaplama haklısın ama... Olmaz mı mümkün mü değil mi tam olarak bilemiyorum tabiiki... İşte bu düşünceden yola çıktığımda... Anayasa Mahkemesinde nazar boncuğu bir yargıç olmaması ihtimali bana pek olası gelmiyor! Ne dersin?  16.12.2009 1:09
 

Ahmet Altan belki babadan kalma genlerle biraz laf yapmayı beceriyor ama son derece tutarsız ve mantıksız bir bakış açısı ve işleyiş görüyorum kendisinde. Böyle yazarların medyada üst düzey takılmasını da medya adına talihsizlik görüyorum. Koyu AKP'liler bile (hiç olmazsa) daha tutarlı. Yol haritaları var.

Turbest 
 13.12.2009 1:27
Cevap :
Sayfama hoşgeldiniz! Merhaba sn. Turbest Genler konusunda sizinle hemfikirim... Önceleri yazarımızın yazılarını ilgiyle takip ederdim...birara bir kopukluk oldu belli bir nedeni olmaksızın... Son zamanlarda sn. Ahmet Altan'nın satırları beni şaşırtıyor... Yine de onu anlamaya çalışıyorum henüz başaramadım. Katkınız mutlu etti. Selamlar!  16.12.2009 0:55
 

A.Altan gibilerinin tek amacı, "olmayanı varmış gibi" göstermek; bu amaçlarına hizmet eden her olayın üstüne atlıyorlar ya zaten! PKK' nın, enson 7 evladımızın canına kıydığı eylemini eleştirmek, Altan gibilerinin haddine düşmemiş. Çünkü bugüne kadar yüzlerce yazılarıyla bunun gibi kendini aydın-yazar sananlar, gençlerimizin hayatlarının karartılmasına hep çanak tuttular. Türk Ordusu'nu yerden yere vurup, yurdumuzda olmayan kürt eşitsizliğini varmış gibi göstere göstere, azılı teröristleri daha da azdırdılar. Acımızı- yasımızı çekerken, bu güruh yazar-bozar takımı, susup, çenelerini kapatsınlar..!!

Gülfer Özel 
 13.12.2009 0:39
Cevap :
Merhaba Gülfer Hanım! Sayfama hoşgeldiniz! Umalım Sayın Ahmet Altan ve gibileri; kendilerini ifade ederlerken zorlanmış olsunlar...Ben biz onları yeterince anlayamamış olalım. Amaçları bu ülkenin dirlik ve düzenine katkıda bulunmaktan öte gitmesin. Ben kasıtlı bir davranışın olduğuna inanmak istemiyorum istemiyorum çünkü çok ağır geliyor. Hepimizin amacı yangın söndürmek olmalı! İçin için yanan kütleler umulmadık anda büyük patlamalara neden olur. Yaralarımızı saracak kimse bulunmaz. Her milletin derdi, kendi boyunu aşmış durumda. Konuşmalıyız ve konuşmayı öğrenmeliyiz! Sevgi saygı çerçevesi dahilinde... Öfke tatlı ama herşeyi alt üst ediyor. Sağlıklı hayırlı günler, selamlar.  15.12.2009 20:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 847
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster