Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '09

 
Kategori
Deneme
 

No belimi isterim

No belimi isterim
 

Güvercinin tüylerini yolan HERKES barış istiyor! http:www.friedenspaedagogik


Kaç gündür uykusuzluktan bir gözüm kan çanağı oldu; öteki gözüm ona niye eşlik etmedi bilmiyorum.

Cuma gününü iple çekiyorum, sonucu bile bile.

İzmir bugün yağmurlu ben yorgun; kimin umurunda?

Akşama aş ister; komşu esnafa alış verişe çıktım.

Bir telefon etsem ekmeği pırasayı eve kadar getirirler servis var.

Kıyamadım bu havada servisi yapan tüyü bitmemiş gence…

Torba taşımakla, şemsiye taşımayı bir arada beceremediğimden; sırılsıklam oldum.

Keyfim yok…Sedire kıvrıldım beş dakikalığına…

Kıvrılmaz olaydım; uyumuş kalmışım!

Belim tutulmuş; belim gitmiş, bel yok! Ben belimi isterim.

Adamımın telefonu beni yerimden sıçrattı.

“ Ne var Hatun sesin bir tuhaf geliyor”

“ Of Belim beni mahvetti kalkamıyorum” Dediğimi, iyi hatırlıyorum.

Adamın on yıllık cebi parazit yapıyor; ne anladı çözemedim, gülmeye başladı.

“Kıskanma sen de insanlık için hayırlı bir şey yap senin de olur”

“Neyim olur dedin?”

“Nobel’in olur bir tanem; Nobel’in! Bırak şimdi Obama’yı akşama ne yemek var sen onu söyle.”

& ? XYZ= Sansür

Sansürün rehavetiyle tekrar olduğum yere kıvrıldım.

Anam! Olamaz! Bu ne biçim düş bu ne biçim iş…

Pırasa sen kendi kendine piş!

Cümle âleme anlatmalıyım gördüğüm rüyayı; yüzde yüz çıkar derlerdi eskiler; gündüz görülen düşler.

Efendim gündüz niyetine demeden anlatmaya başlıyorum; zaten ben bu rüyayı karanlıkta görmedim.

Ayılar isyan etmişler; ağız tadıyla bir bal yiyemiyoruz; mağaralarımızı terk edin diyerek böğürüyorlar; çiçek açamayan dağlarda bal yapamayan arılar ayılara yardım ediyorlar bir kovalamaca başlıyor!

Sarıklı kavuklu çarıklı cüppeli silindir şapkalı takkeli şalvarlı pantolonlu kadınlı erkekli onlarca insan akın akın …

“ Dağlar sizin olsun arılar ayılar; bunca yıl neredeydiniz?

Biz de bir bahane arıyorduk.

Bizim de vatanımız var bizi kucaklar…”

Naralar atarak vadilere koşuyorlar!

Vadide bekleşenler var, davullu zurnalı…

Binlercesinin elinde kazmalar kürekler…

Mimarlar mühendisler son model makineler…

Taç Mahal’den çok daha büyük bir mekân inşa ediveriyorlar!

Duvarları saydam devasa bir yapı!

Kapısı kilidi olmayan!

Yıkıcı yakıcı bölücü ne varsa bir bir yerleştiriyorlar içine; hatta koskoca bir adayı…

İbret Müzesi adı veriliyor bu yere…

Tüm dünyanın ziyaretine açılıyor!

Sonu gelmeyen bir şenlik başlıyor!

Düşün sonunu hayal meyal hatırlıyorum; kara giysili uzun tırnaklı iblis suratlı pis kokulu mahlûklar homurdana homurdana geri geri gidiyorlar…

“Bu dünyada başka dağlar yok mu” diyorlar.

Vadidekiler; hep bir ağızdan:

“ Cehenneme kadar yolunuz var”

Gözlerimi sevinçle açıyorum; bir gözüm hâlâ kan çanağı…

Belim mutluluktan doğrulmuş!

Evde yalnızım, rap yapıyorum.

“ Seninle benim aramda fark yok, İyiyle kötü arasında fark var!”

Tüylü kızlar (kedilerim) bıyık altından bana gülüyorlar.

Fark etmez!

Onlar benim şaşar beşer olduğumu biliyorlar.

11.Aralık 2009 Cuma

Bu Cuma hepimize hayırlı olsun!

Alev Meisel İzmir’den

 
Toplam blog
: 584
: 853
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..