- Kategori
- Mizah
Baykal'a "kal" diyenleri buldum

Türkiye’nin şu anda en fazla tartışma konusu olan, “Baykal gitsin mi, kalsın mı?” ya da “Baykal’ın gitmesini kimler istiyor, kimler istemiyor" soruları üzerine, işin yine başa düştüğü kanaati ile aldım elime kalemi, not defterimi, kayıt aletlerimi, dinleme cihazlarımı, düşünce okuma aygıtlarımı ve yollara düştüm.
Çok uzun yollar teperek, kimi zaman misafirperverlik, kimi zamanda hoşgörüsüzlükle karşılaşarak yaptığım araştırmamın sonuçlarını, ilgiyle okuyacağınızdan eminim. Yaptığım görüşmelerde zaman zaman can güvenliğimi bile tehdit altında hissetsem de, soru sormaktan ve yanıt aramaktan asla çekinmedim; İşte size tüm aktörlerin bu konudaki görüşleri;
ABD; Bilindiği üzere, Baykal’ın çekilmesini en fazla isteyen, bu yolla Türkiye’de ulusalcı politikaların darbe alacağının hesabını yaptığı iddia edilen ABD’nin, ne yazık ki bu görüşleri destekleyen bir bakış açısına sahip olduğuna dair bir veri elde edemedim.
CIA, Pentagon, bilahare Çin Mahallesi, Harlem, Beyaz Saray ve Bush’un Teksas’taki çiftliğinde yaptığım görüşmeler, bu iddianın tersinin geçerli olduğu yönünde. Amerikan filmlerinden öğrendiğim şekilde, Amerika’da yaşanan her şeyi bilen arka sokak esrar satıcıları ve alkolikleri ile yaptığım görüşmede şu sonucu elde ettim;
ABD tüm dünyada kendi çıkarlarını koruyacak sağ partileri iktidar yapmak için önemli uğraşlara giriştiği ve bunun için gerek kamu bütçesinden gerekse de sivil kurumların bütçesinden pay ayrıldığını doğruladım. Ancak bu noktada, bir sağ partinin iktidar olabilmesi için en az bütçe ayrılan ülkenin Türkiye olduğunu da öğrendim.
Bir CIA elemanı ile yaptığım görüşmede, “Sayın Baykal sağ olsun, bizim sağ partileri desteklememize gerek kalmayacak kadar başarılı bir siyasi faaliyet yürütüyor. Kitleleri soldan koparma ve kaçırma konusunda çok başarılı. Bunun üzerine bizim ekstradan bir çaba sarfetmemize ve para harcamamıza gerek kalmıyor. Evet, bu faaliyet için, kamunun bütçesinden ayrılan bir gizli ödenek mevcut ama son yirmi yıldır bu ödenek başkanlarca kendi ihtiyaçları için kullanılan gizlinin gizlisi bir ödeneğe dönüştü. Bush’un bu para ile Tanrı ile iletişimi kesintisiz sağlayacak bir teleskop inşa ettirdiğini, Clinton’un ise bütün sevgililerine kat, yat, mücevherat aldığını tahmin ediyoruz” dedi. Bir başka yetkili ise "Baykal modelini başka ülkelerde de uygulamak istiyoruz. Bu yöntemin Amerikan ekonomisinde önemli bir tasarrufa yol açacağını düşünüyoruz, ama diğer ülkelerde benzerlerini bulma konusunda henüz bir başarı elde edemedik" dedi.
Bu sebeple, Baykal’ın istifa etmemesi yönünde en ısrarcı aktörün, ABD olduğunu anlamak hiçte zor değil.
Medya ve Köşe Yazarları; Medya ve köşe yazarlarının, Baykal’ın gitmesi yönünde en ısrarcı grup olduğu, hatta doğrudan Baykal tarafından heyecan aradıkları bile dile getirildi. Ancak yaptığım araştırmalar neticesinde bunun da doğru bilinen yanlışlardan olduğunu öğrenmiş bulunuyorum.
Arkadaşlar, basın- yayın organlarımızda, gerek parti muhabiri, gerek foto muhabiri, gerek köşe yazarı, gerekse de istihbarat şefi olarak çalışan ama Baykal sayesinde Bankamatik memurları gibi hayatını sürdüren ne kadar çok insan olduğu gerçeğini öğrendiğimde bende çok şaşırdım. Örneğin bu seçim sonrasında basında yer alan ve Baykal’ın istifasını isteyen yazılardan 12 tanesinin, 2002 seçimlerinin ardından yazılan yazılarla aynı olduğunu biliyor muydunuz? Ya da Baykal’ın ülkede, en geniş fotoğraf albümü olan lider olduğu ve son iki yıldır hiçbir yayın organının onun fotoğrafını çekme gereği duymadığını. Birçok muhabirin ise Baykal’ın basın toplantısına bile gitmeden, ne söyleyeceğini tahmin ederek haber yazdığını.
Sektörde birçok insanın, elini bile sallamadan para kazanmasına neden olan bu velinimetlerinin gitmesini istemesi son derece mantıksız olurdu zaten. İşte, kâğıt üzerinde gitmesi yönünde yazı yazılan, ama hiçbir zaman bunları kale almayacağı bilinen Baykal’ın kalmasının en sıkı savunan kesimin medya olduğunu da bu şekilde öğrenmiş bulunuyorum.
CHP’liler; Baykal’ın en haklı olduğu konunun bu olduğunu anlamış bulunuyorum. Yaptığım araştırmaların sonucunda CHP’lilerin %85’i Baykal’ı hala parti lideri olarak görmek istiyorlar. Ancak bunun nedenini CHP üyelerini bulmak için giriştiğim zorlu araştırmada kısmen de olsa fark etmiştim.
Çünkü aktif yaşamın içinde yer alan parti üyesi bulmam mümkün olmadı. Yüksek seçim kuruluna başvuru yapıp, parti üye listesi ve adreslerini ele geçirdiğimde, birçok parti üyesinin Huzurevlerinde ikamet ettiğini öğrenmiş bulundum. Buralara yaptığım ziyarette ise, tüm üyeler tarafından Baykal’ın son derece iyi bir performans gösterdiği kanaatinin paylaşıldığını öğrendim.
Bunda iki sebebin ön plana çıktığını da cümle aralarından fark etmem zor olmadı. İlki, Baykal’ın bulunduğu bir partide parti üyelerine fazlaca iş düşmüyor olması. Baykal tüm yetkileri ekinde bulundurduğundan dolayı, üyelerin yalnızca başlarını sallamaları yetiyor ve oldukça yaşlı bir üye topluluğu için bu durum yeterli bir faaliyet olarak görülüyor-. Üyeler, genç ve ekip faaliyeti anlayışında birisinin başkan olması durumunda, aktif üye olmanın gereklerini yerine getiremeyecek olmanın korkusunu yaşıyorlar. İkincisi ise, bu kişilerce Baykal’ın gitmesi sonrasında partide yeterince temsil edilememe kaygısıydı.
Bu nedenle parti teşkilatının, Baykal’ın istifasını istemediği iddiasının, tek doğru iddia olduğunu tespit etmiş bulunuyorum.
AKP ve Tayyip Erdoğan; Aslında en az araştırma yapma gereği duyduğum kesim bunlar oldu. Çünkü Tayyip Erdoğan seçim meydanlarında açık açık “senden iyi muhalefet liderimi bulacağım" diyerek beyanat verdi. Bu şekilde, Baykal'ı mücadele edilmesi kolay bir muhalefet lideri olarak değerlendirdikleri gerçeği açığa çıktı. Ancak, yaptığım araştırmaların sonucunda elde ettiğim çok ilginç bir bilgiyi de sizlerle paylaşmak istiyorum.
AKP uzmanlarının, seçmenden önce, gelen rüzgârı anladıklarını, CHP’nin büyük bir gerileme yaşayacak olmasının, Baykal’ın çekilme olasılığınını arttırdığını fark ettiklerini ve bunun neticesinde de, gizliden gizliye bazı seçim bölgelerinde kendi seçmenlerini CHP’ye yönelttiklerini tespit etmiş bulunuyorum. İsmini vermek istemeyen bir parti görevlisi, “Aslında biz hesabımızı CHP’nin oylarını 1 adet artması üzerine yapmıştık, ancak arkadaşlar DSP ve SHP’den gelecek oylarla artan seçmen sayısından gelecek miktarı hesaplamayı unutmuşlar. O yüzden rakam biraz fazla çıktı. Yoksa biz, CHP oyunu 1 adet arttırsa da Baykal’ın bunu bile gerekçe gösterip ayrılmayacağını biliyorduk” dedi. Bu noktada AKP ve Tayyip’inde Baykal’ın istifasını istemediği açığa çıkmış oluyor.
Evet bir başka yazım da, Baykal’ın gitmesini kimlerin istediğini detaylı bir şekilde sizlere sunmak istiyorum.