​ Bayram Vedası / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '10

 
Kategori
Deneme
 

Bayram Vedası

Kendimi çok seviyorum ya belki budur beni hassaslaştıran. Kırgın bir yüreğim var. Ne kadar inat etsemde kırabildiğim tek bir insan varsa oda benim. Dolu olan yüreğim, aklım büyük boşluklarda... Gitmek var bir bilinmeyene yürümek içimde. İnceden inceye beni yoklayan kızgınlıklarım. Ve artık biliyorum, en çok gözlerime dargınım. Bekliyorlar sanki oracıkta bir çırpıda sağanak halinde akıtmak için yaşlarını. Kısacık kalsada biryerlerde, her karesiyle kocaman bir roman sayılabilecek üniversite günlerim düşüyor aklıma... Neyin değerini gerçekten ne kadar bilebildim diye yokluyorum kendimi. Ev arkadaşlarım gelip yerleşiyor gözlerime öncelik Neziremin zira o daha kıdemli yaşanan gün sayısınca. Ne kadar çok yaşadık ve o pırıl pırıl yeni başını kardan çıkarmış bir kardelen halimizle...

Ne kadar çok yaşlandı ruhumuz acıdı içimiz. İlk zamanlarımızdı daha o sene bize piyango çıkacaktı neziremle geceden giyincektik üstlerimizi sabaha ertelenmemeliydi. Mazallah geç kalabilirdik paralarımızı almaya. Sabah ezanıyla yollara vurulmalıyız. Olmadı boşuna umutlarımız olsun dedik mutluyduk bizce. Benim sıcacık tarhana çorbam yeterdi sana, gülüşüne yeterdi. Sen güçlü dur derdin bana hayatta güçlü ol yalnız kalmayada alış derdin. Bak öğrendim hepsini yeni evlenen kızlar bir süre alışana kadar evlerine hep kulaklarında, annelerinin sesini duyar irkilirlermiş.

Bende ögrenci evimi bırakıp ailemin yanına geldigimde hep senin sesin vardı kulaklarımda Nezirem.Yine bir gün ben ağlıyordum hep hüzünlüydüm ya ... Öyleymişim o günde çok gitmek istedigim bir film vardı ya ev halkı olarak toplanıp gitmiştik bana moral vermek istemiştiniz. Hepiniz ne çok değerliydiniz yüreğimde ne çok değerlisiniz... Film öyle kötüydü ki yüzlerimizden belliydi sıkıntıdan patlamıştık. Nezirem kulağıma eğilip sırf evde ağlama diye geldik biliyorsun dimi bu filme verecegimiz paraya peynir zeytin alsaydık, bir hafta yerdik demişti daha çok gülmemi ister bakışlarla. Yarısında kaçıp gitmek vardı ya kıyamamıştık paralarımıza sonuna kadar film güzelleşir beklentisiyle izlemiştik. Çıktığımızda üçünüzde bundan daha iyi bir film seçimi yapamazdın diye iğneleyerek kutlamıştınız beni ve günlerce en büyük konumuz ve neşemiz olmuştu o film ve ben... Evimizin gülen yüzü Yeşimimiz yemeğe nişanlısı gelicek diye evi hazırlayışımız kalanını tamam ben toplarım siz pazar bölümünü halledin deyip bizi kandırarak saçına ve giyimine harcaması tüm zamanını... Yemeğe oturdugumuzda kaşıkların eksik oluşu, nişanlısının dondurma yedikten sonra belki kapağını kapatıp kaşıkları orda unutup atmışsınızdır deyişine aaa belki öyle olmuştur deyişlerimiz. Benim bu sonuca ikna olamayıp Yeşimimin yıkamaktan yorulduğu bir kısım kirli bulaşığı mutfak dolabımızın altında bulmam. Kaşıkların kirli ama gülen yüzü biz burdayız dercesine. Yıkayıp getirdigimde bu manzarayı içimde tutamayıp Yeşimim hayırlı olsun yeni bulaşık makinamız deyişim. O güzel yüzüne portakal kabuğu sürmelerin mis gibi kokan evimiz her bişeyin kabuğunu atmadan önce sana soruşlarım ve bana tatlı tatlı kızmaların... Diş ağrısı çektiğin günlerde elinden sızısını dindirmek için düşürmedigin tuzlu su gargaran... Habibe'nin hadi kızlar pikniğe deyişleri herkez vizedeyken dört kız olup rapor alışımız, ev halkı olarak o bir haftayı eğlenerek geçirişimiz... Değişmeyen menümüz makarnamız, neşemiz, sohbetlerimiz, benim ağlamalarım bir bütün oluşumuz. Bu da bir bayram öncesi ayrılışımızın hüznü olsa gerek. Ne yani bitti mi okul, bitti...

 
Toplam blog
: 5
: 689
Kayıt tarihi
: 25.11.10
 
 

Çocukluktan beri edebiyat aşkıyla yanan ve bunun dogrultusunda denemeler yazan ileride mutlaka yazar..