​ Bazen öyle zordur ki anlamak erkeği, yolun sonunda kimsin tanımazsın! / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '16

 
Kategori
İlişkiler
 

Bazen öyle zordur ki anlamak erkeği, yolun sonunda kimsin tanımazsın!

Bazen öyle zordur ki anlamak erkeği, yolun sonunda kimsin tanımazsın!
 

Sigarasından derin bir nefes çekti. Dalıp gitmeleri artmıştı son zamanlarda. Çoğunu fark etmiyordu. Arkadaşları “Hayrola, nerelere gittin yine!” diyordu da hayat arkadaşı ya umursamıyor ya da anlamazcasına bakıyordu. Bir keresinde yakalamıştı bakışlarını. Okul yıllarındaki kıvılcımlardan eser yoktu! “Nasıl bu hale geldik”i düşünmekten de vazgeçmişti. İtildiği uçurumun dibinde ne vardı, merak ediyordu. Bir an önce çarpmak ve görmek istiyordu. Sevdiği tarafından itilip de tutunmaya çalışmanın ne âlemi vardı. Ama tutmuştu sevdiceği aniden! Yukarı çekip sarılmıştı da. Oysa sarılan kollarda sevgiden çok merhamet vardı. Acıyıp da sevmek ile sevip de acımak arasındaki farkı düşündü. Bulabilse cevabını, anlayabilse iten ellerle tutan ellerin sevdasını; razı olurdu elbette duracağı yere.

İrice bir yudum aldı birasından. Şeker masalına kandığından değil de doygunluğundan seviyordu hepten malt olanı. Sanki daha bir masum geliyordu unutulası günlerin cininden, votkasından. Düşündü! Ne değişmişti de dönmüştü yâri geri! Aslında giden, bedeni değildi de özgürlüğün peşinden koşmuştu ruhu bilinmeze. Aşk dolu bakışlarını, kokusunu, okşayışını sevdiğini söylerken gündüz gece, hapsettiği sandıktan çıkarmıştı duygularını gizlice. Peki, neden parlamıyordu gözleri, dokunmuyordu yüreğine yüreği! Arzuyla seviştikleri günler geride kalmış; kimin elleriyle okşasa, kimin dudaklarıyla öpse mutlu olurdu kadını!

Derince bir of çekti damardan. Kırılsaydı elleri de vurmasaydı ona! Nasıl bir yaban çöreklenmişti ruhuna da indirmişti yumrukları çocuğunun anasına! Uçkurunu darpla besleyecek bir adam değildi oysa. Bir bilseydi cânı, o yumruklar ona değil de içindeki vahşiyi çıkartan adamaydı. O’nun veremediğini vermiş, bambaşka bir kadın yaratmıştı. Ve o kadın; öz güveniyle, güçlü ruhuyla durmuştu âczin karşısında. Sordu kendine utançla; yapıştırsa kırdığı kalbi sabırla, atar mıydı eskisi gibi!

Baktı uzaklara, süzülemeden kurumuş damlanın kıyısında. Anladı. Gitmişti kadını, dönmemişti. O, döndüğünü sanmıştı.

 

Bazen öyle zordur ki anlamak kadını, yolun başında kimdin unutursun! 

 

 
Toplam blog
: 462
: 1159
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..