- Kategori
- Siyaset
Bazılarının "Demokrasisi" geldi

Amerika Birleşik Devletleri Dış İşleri Bakanı Hillary Clinton İran’da çıkan rejim karşıtı protestolara yönelik son beyanatında, bu ülkede ki göstericilerin de Mısır’da kilerle aynı özgürlükleri hak ettiklerini belirterek, "Obama Yönetimi’nin Tahran’da caddelerde gösteri düzenleyenlerin isteklerini açıkça ve doğrudan desteklediğini” belirtti. Hillary Clinton aynı zamanda İran Yönetimi’nin Mısır’da ki protestocuları desteklerken kendi ülkesinde baskı yaptığını ileri sürdü. Sayın Dış İşleri Bakanı, bir bakıma İran’ın ikiyüzlülüğünü ortaya koyuyor, bu ifadelerle. Ne kadar doğru ifadeler olsa da ifadelerin sahibinin, Irak’ta Saddam Rejimi’ni devirip o ülkeye “demokrasi” getiren ve de Bahreyn'de demokrasi isteyenlere karşı aynı duyarlılığı sergilemeyen bir devletin Dış İşleri Bakanı olunca işin rengi değişiyor. Aynı şekilde Sayın Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın Mısır’da hadiseler vuku bulduğu sırada Mübarek’e yönelik “ Halkının sesini dinle!”şeklinde ki çağrısı da bana samimi gelmiyor. Mısır’da demokrasi isterken hak isteyen talebeleri coplattırmak ve seçim sisteminde ki anti demokratik %10 barajını indirmemek malum demokrasi çağrısının içini boşaltmakta. Daimi şekilde kendisine Dokunulmazlıklar Kaldırılsın! Çağrılarını dillendirenlere yönelik sanki iktidar değilmiş gibi “Sadece milletvekili değil, bütün kurumlarda ki yetkililerin dokunulmazlıklarını kaldıralım” ifadelerini kullanması da bu konuda yaptıkları demagojiyi gözler önüne seriyor. Elbette hükümetin sekiz yıllık iktidarı döneminde demokrasi namına yaptıklarını da bu itibarla görmezden gelmek haksızlık olur. Fakat son zamanlarda Türkiye’nin Arap Ülkeleri için “Model Ülke” olarak dillendirilmesi ülkemizin demokratikleşmesi açısından ilerlediği manasına gelmez. Çünkü Türkiye demokratikleşme de bu bakımdan geri kalmış Arap Ülkelerini değil demokrasi açısından ileri olan ülkeleri kendisine kıyas yapmalıdır. Eğer muasır medeniyetler seviyesi diye bahsedilen konuma yükselmek istiyorsa.