Bebek kokusu / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '09

 
Kategori
Öykü
 

Bebek kokusu

Bebek kokusu
 

“Hayır!” diyordu kadın: “Hayır, henüz çok erken. Belki yine çalışır kalbi, belki nefes alır yeniden!”

Kucağında soluksuz küçük bir beden. Sımsıkı sarılmış, kocaman gözlerle çevresine bakınıyordu. Vermeyecekti, yavrusunu. Daha demincek emzirdiği, ağzında süt kokusu, dudağında yılık bir gülüşle öyle kapalı gözleri… Kim demiş öldü diye… Kim inanır bu gülüşle…

Bebenin ağzında süt, kadının memesinde bebek kokusu…

 

Küçücüktü oturma odaları. Karşılıklı iki divan. Üstlerinde basma, fırfırlı divan örtüleri. Sol yanda bebeğin beşiği. Beşiğin üstünde beyaz yazmalardan, etrafı işlemeli. Yastık kırlenti. Genç kızlığında işlemişti daha bebeğinin yastık yüzünü. Yastığın yan tarafına kaymış bir emzik. Emzikte plastikten pembe bir zincir.

Emzik özsüz, emzik sahipsiz…

Dün gelmişlerdi hastaneden. “Allahtan ümit kesilmez, ama bizden bu kadar” demişti beyaz giyen. Kalp kapakçığı değişmeliymiş. Geç kalınmış. Geç kalınmamış olsa da paraları yetmezmiş. Kalbi yüzünden hareketsizmiş minik Elif. Bu yüzden ağlamazmış hiç. Sırf bu yüzden sadece gülümsermiş.

Geç kalınmış, çok geçmiş…

Uykusuz gecenin tan vaktine döndüğü şafakta yeniden kucağına almıştı kadın bebesini. Acıkmış olmalı diye düşünmüştü. Takatsiz çenesine dayamıştı mavi bluzun altından çıkardığı beyaz memesini. Bebek uykuda. Dudaklarında gülümseme. Sıcak ama tuhaf bir hafiflik. Yokmuş gibi sanki bebecik…

Şok, korku, tereddüt, kabullenmeyiş… Sarsmış, sallamış, uyandırmaya çalışmıştı bebesini. Bebek suskun, gözler kapalı, dudaklarında yavru bir kuş gülümseyiş… Büyüdü kadının içindeki kabullenmeyiş…

Sıcak ama tuhaf bir hafiflik. Yokmuş gibi sanki bebecik…

Ne zaman sonra uyandı adam. Baktı ki karısına; bebek gitmiş. “Ölüm Allahın emri, haber verelim bizimkilere, gömelim” dedi. Hiç düşünmedi, kadının bebeği vermeyeceğini! Toplandı hısım akraba, belli ki gömeceklerdi. Vakit öğleni çoktan geçmişti. Ama kadın hep dediğini demedeydi: “Hayır, henüz çok erken!”

“Yapma, günah bu yaptığın, ölüm toprak ister kızım” dedi annesi.

“Haydi, ver çocuğu, eziyet bu ettiğin” dedi kocası.

“İkindiye yetiştirelim” dedi odada bir başkası.

“Ölenle ölünmez kızım, daha gençsiniz” dedi kayın atası.

Bebeği almak için yanaştı kurnaz eltisi. Kadın yavrusunu daha çok bastırdı göğsüne. Kıç üstü süründü duvar köşesine. Gözleri daha çok büyüdü. Anlatamadığını düşündü.

Ne anlayışsızdı insanlar. Dayanamayacaklardı birazcık daha bekleyişe.

“İşte öldü, haydi gömelim.”

 

Ne meraklıydılar gömmeye…

“Henüz çok erken” dedi kadın ısrarla. “Belki yeniden çalışır kalbi, nefes alır belki yeniden. İşte bu yüzden vermem. Ben beklerim. Siz gidin, tamam söz, öldüğüne inandığımda kendi ellerimle veririm, o zaman gömersiniz”

Anlamadılar… Anlatamadı kadın derdini.

Üstüne doğru yürüdü kocası. Bir tokat aşk etti yüzüne. Gevşeyiverdi kolları. Tıpkı ilk gecede gevşediği gibi bedeni. Bir de o gece tokatlamıştı kocası. Girememişti gerilmiş bedenine. Tokat bilirdi işini. Gevşetirdi minik çaresiz bedenini.

An kadar kısa, sonsuzluk kadar uzun bir zamanda alıverdi elinden ‘ölü’ bebeği…

Tokat bilirdi işini…

Ne zaman sonra toparladı kadın kendini. Anımsayamadı önce. Yerde miydi, gökte mi? Telaşla bakındı etrafına. Anacığı tutmuştu elini. Panikleyerek kalktı yerinden: Sesinde bin çığlık; bebesini isteyen. Konu komşu herkes doluşmuştu küçük oturma odasına, ıhtırdılar yere acımadan. “Henüz çok erken!” dedi. “Belki nefes alır yeniden!”

Dinlemediler… Duymadılar… Anlamadılar…

Ağzında süt kokusu gömdüler Elif’i. Kadının memesinde kaldı bebek kokusu…

http://test.muzik.net/albumler/1545/Muhabbet-1?rd=1 “bebek”

"Kızlar gelin çaydan geçek
Çay bulanık nerden içek
Bebek ölmüş kefen biçek.

Sana bebek diyemedim
Kalkıp meme veremedim
Nenni oğul oğul
Nenni yavrum yavrum
Nenni gülüm gülüm
Nenni balam balam"
 

 
Toplam blog
: 135
: 3170
Kayıt tarihi
: 23.07.08
 
 

Eğitim sürecinin bazı bölümleri Almanya ve İngiltere'de olmak üzere en son PAÜ'den eğitim uzmanlı..