- Kategori
- Gündelik Yaşam
Bedava yaşıyoruz bedava...

Yahya Kemal, ''Aziz İstanbul ''şiirinde: '' Sana dün bir tepeden baktım, ey aziz İstanbul !..'' diye seslenirken İstanbul'a olan aşkını ne güzel dile getirir...
Hele o güftenin bir de bestesi var ya...Doyumsuzdur...Gönüllerdeki izi silinir mi hiç ?
Münir Nurettin'den dinlerken bir ayrı mest oluruz...Her bir köşesi şarkılarla dillendirilir, güzel yurdumun...
Ne mutlu gönüllerde sevginin ayak izlerini bırakanlara...
Uzun bir ''Cumhuriyet yürüyüşünden'' sonra kendimi yüksek tepelere atmıştım...Kuş bakışı çevreyi inceledim.
Bahardan kalan çok güzel bir gündü...Yemyeşil ormanın, denizle kucaklaşmasını izledim. Büyülendim.
''Bana bağışlanmış sevgilerin en güzeli bu ülke...'' Dedim...
Uzun ve yorucu yıllar içinde çalışmadığım, hizmet etmediğim bölge kalmamış...
Doğusu, Güneydoğusu, Karadenizi ve Anadolu'nun her yeri...On beşinci yılımda Ege...Ülkemin incisi...
Hiç kime aşık olduğunuzu anlamadan aşık gibi oldunuz mu ? Öyle bir duygu yaşadım...
Dile kolay, 18 bin öğretmen yetiştir; bir o kadar da değişik okullardan...Sınıflarımdan, 25 bin öğrenci geçmiş...
Bu kabarık sayılar benim iz bırakmama vesile olabilecek mi acaba ?..
Kısa bir moladan sonra yine eğitim hizmetime devam ediyorum...Kronolojik yaşımı önemsemiyorum...
İçerde bir henüz ergen bir kalbin sesini dinliyorum...
Ülkemin tüm çocuklarına mavi bulutlar üzerinde çiçekli bahçeler düşledim...
Ülkenin tüm sorumluluklarını çocuklara vermek istiyorum !..Daha mı menfi olacak sanki...
Yapmak isteyip de yapamadıklarımı sıralasam ömrüm yetmez. İz bırakmadan gitmek ne kötü ?..
Daha binlerce çocuk eğitecek olmanın huzuru içinde uzaklara dalmışken, birden ayağım kayıyor; tökezliyorum.
Karmaşık duygular yaşıyorum...Sözcüklerimin akışı sarhoş gibi...
Zamanında çok ayağım kaydırılmıştı...Şimdi, eskimiş pabucumun altındaki ufak taşlara bile tahammülüm yok !..
Bir de savaşan askerimi düşünüyorum...Uzun, çetrefilli ölüm kusan vadilerde yaşam savaşları...
Uykusuz geçen onlarca gün...Kimin için ? Tabi ki benim için...
Ben ve benim gibilerin , özgür ülkemde ve yaşam tadında ;huzur ve barış için...
Derin izler bırakıyorlar belleklerde...
Şairin dediği gibi: ''Kimimiz öldük bu vatan için;kimimiz de bolca nutuk attık !..''
Hangi izleri bırakabildik, bu dünyada ?..
İşte iz bırakanlardan :Bir Garip orhan Veli...
''...Ne İngiliz kralı kadar mütevazıyım
Ne de Celal Bayar'ın ahır uşağı gibi aristokrat...Malda mülkte gözüm yoktur...
Vallahi yoktur. Oktay Rıfat ve Melih Cevdet'tir en yakın arkadaşlarım...
Bir de sevgilim vardır, pek muteber...İsmini söyleyemem...Edebiyat Tarihçisi bulsun...''
Orhan Veli, Edebiyat Tarihinin sayfalarında yer edineceğini zamanında sezinlemiş miydi ?
Ankara'da bir gece tamirat için kazılmış bir çukura düşerek ayağından yaralanacağını, İstanbul'a döndükten sonra bir arkadaşının evinde fenalaşarak beyin kanamasından ölebileceğini biliyor muydu ?..
Ama derin izler bıraktı, Orhan Veli...Benim doğduğum sene aramızdan ayrılmış...Hem de 36 yaşında...
Aslında hayatın kendisi de Orhan Veli'ye benzer...Yaşam kendini yeniler; O.Veli de boş durmuyor...
O'nun felsefesiyle bakabilseydi insanlar;ne toprak hırsı ne de savaş olurdu dünyada...
Baksanıza, hiç ölmeyeceklermiş gibi toprak hırsızı cellatlar, kana buluyorlar dünyayı...Tabi çok kötü izler bırakarak.
Avarelikleriyle de dalga geçer Orhan Veli....
''Dalga geçerim kimi zaman da o da benim vazifem...Bir baş düşünürüm başımda...
Bir mide düşünürüm midemde...Bir ayak düşünürüm ayağımda...Ne halt edeceğimi bilemem.'' Derken...
Yoksulluğuyla da dalga geçer...Kimsenin malında gözü yoktur...
''Kelle fiyatına hürriyet...Esirlik bedava...Bedava yaşıyoruz...Bedava...''
Yaşam aşkını, doğa ve insan sevgisiyle harmanlayan şiirleri de bir resim gibi iz bırakır...
''Beni bu güzel havalar mahvetti...Böyle havada istifa ettim, evkaftaki memuriyetimden...
Tütüne böyle havada alıştım...Böyle havada aşık oldum...
Eve ekmekle tuz götürmeyi böyle havalarda unuttum...
Şiir yazma hastalığım, hep böyle havalarda nüksetti; beni bu güzel havalar mahvetti.''
İşte...Yaşamı, ekmekle , tuzla, tütünle harmanlayıp onlarca şiiri de aşka sararak bize sunan OrhanVeli'dir.
Hem de abartmadan, tüm doğallığıyla...Ve de en fukara sözcükleri kullanarak...
Orhan Veli gibilerini arıyorum her yerde...Yaşadım diyebilmem için...
Hele o güftenin bir de bestesi var ya...Doyumsuzdur...Gönüllerdeki izi silinir mi hiç ?
Münir Nurettin'den dinlerken bir ayrı mest oluruz...Her bir köşesi şarkılarla dillendirilir, güzel yurdumun...
Ne mutlu gönüllerde sevginin ayak izlerini bırakanlara...
Uzun bir ''Cumhuriyet yürüyüşünden'' sonra kendimi yüksek tepelere atmıştım...Kuş bakışı çevreyi inceledim.
Bahardan kalan çok güzel bir gündü...Yemyeşil ormanın, denizle kucaklaşmasını izledim. Büyülendim.
''Bana bağışlanmış sevgilerin en güzeli bu ülke...'' Dedim...
Uzun ve yorucu yıllar içinde çalışmadığım, hizmet etmediğim bölge kalmamış...
Doğusu, Güneydoğusu, Karadenizi ve Anadolu'nun her yeri...On beşinci yılımda Ege...Ülkemin incisi...
Hiç kime aşık olduğunuzu anlamadan aşık gibi oldunuz mu ? Öyle bir duygu yaşadım...
Dile kolay, 18 bin öğretmen yetiştir; bir o kadar da değişik okullardan...Sınıflarımdan, 25 bin öğrenci geçmiş...
Bu kabarık sayılar benim iz bırakmama vesile olabilecek mi acaba ?..
Kısa bir moladan sonra yine eğitim hizmetime devam ediyorum...Kronolojik yaşımı önemsemiyorum...
İçerde bir henüz ergen bir kalbin sesini dinliyorum...
Ülkemin tüm çocuklarına mavi bulutlar üzerinde çiçekli bahçeler düşledim...
Ülkenin tüm sorumluluklarını çocuklara vermek istiyorum !..Daha mı menfi olacak sanki...
Yapmak isteyip de yapamadıklarımı sıralasam ömrüm yetmez. İz bırakmadan gitmek ne kötü ?..
Daha binlerce çocuk eğitecek olmanın huzuru içinde uzaklara dalmışken, birden ayağım kayıyor; tökezliyorum.
Karmaşık duygular yaşıyorum...Sözcüklerimin akışı sarhoş gibi...
Zamanında çok ayağım kaydırılmıştı...Şimdi, eskimiş pabucumun altındaki ufak taşlara bile tahammülüm yok !..
Bir de savaşan askerimi düşünüyorum...Uzun, çetrefilli ölüm kusan vadilerde yaşam savaşları...
Uykusuz geçen onlarca gün...Kimin için ? Tabi ki benim için...
Ben ve benim gibilerin , özgür ülkemde ve yaşam tadında ;huzur ve barış için...
Derin izler bırakıyorlar belleklerde...
Şairin dediği gibi: ''Kimimiz öldük bu vatan için;kimimiz de bolca nutuk attık !..''
Hangi izleri bırakabildik, bu dünyada ?..
İşte iz bırakanlardan :Bir Garip orhan Veli...
''...Ne İngiliz kralı kadar mütevazıyım
Ne de Celal Bayar'ın ahır uşağı gibi aristokrat...Malda mülkte gözüm yoktur...
Vallahi yoktur. Oktay Rıfat ve Melih Cevdet'tir en yakın arkadaşlarım...
Bir de sevgilim vardır, pek muteber...İsmini söyleyemem...Edebiyat Tarihçisi bulsun...''
Orhan Veli, Edebiyat Tarihinin sayfalarında yer edineceğini zamanında sezinlemiş miydi ?
Ankara'da bir gece tamirat için kazılmış bir çukura düşerek ayağından yaralanacağını, İstanbul'a döndükten sonra bir arkadaşının evinde fenalaşarak beyin kanamasından ölebileceğini biliyor muydu ?..
Ama derin izler bıraktı, Orhan Veli...Benim doğduğum sene aramızdan ayrılmış...Hem de 36 yaşında...
Aslında hayatın kendisi de Orhan Veli'ye benzer...Yaşam kendini yeniler; O.Veli de boş durmuyor...
O'nun felsefesiyle bakabilseydi insanlar;ne toprak hırsı ne de savaş olurdu dünyada...
Baksanıza, hiç ölmeyeceklermiş gibi toprak hırsızı cellatlar, kana buluyorlar dünyayı...Tabi çok kötü izler bırakarak.
Avarelikleriyle de dalga geçer Orhan Veli....
''Dalga geçerim kimi zaman da o da benim vazifem...Bir baş düşünürüm başımda...
Bir mide düşünürüm midemde...Bir ayak düşünürüm ayağımda...Ne halt edeceğimi bilemem.'' Derken...
Yoksulluğuyla da dalga geçer...Kimsenin malında gözü yoktur...
''Kelle fiyatına hürriyet...Esirlik bedava...Bedava yaşıyoruz...Bedava...''
Yaşam aşkını, doğa ve insan sevgisiyle harmanlayan şiirleri de bir resim gibi iz bırakır...
''Beni bu güzel havalar mahvetti...Böyle havada istifa ettim, evkaftaki memuriyetimden...
Tütüne böyle havada alıştım...Böyle havada aşık oldum...
Eve ekmekle tuz götürmeyi böyle havalarda unuttum...
Şiir yazma hastalığım, hep böyle havalarda nüksetti; beni bu güzel havalar mahvetti.''
İşte...Yaşamı, ekmekle , tuzla, tütünle harmanlayıp onlarca şiiri de aşka sararak bize sunan OrhanVeli'dir.
Hem de abartmadan, tüm doğallığıyla...Ve de en fukara sözcükleri kullanarak...
Orhan Veli gibilerini arıyorum her yerde...Yaşadım diyebilmem için...