- Kategori
- Deneme
Being and nothing: anlamadığın kelimelerle yaşarsın, yazarsın bildiğin bütün küfürleri

(I)
yazmaya dalmak, kendini adadığın ritüel bir âyindir.
yastık kılıfına doldurduğun hayallerin / her gece yatmadan önce
kısa metrajlı bir filmdir gecenin gökkuşağından yuvarlanan.
tanrıya fısıldadığın duaların, herkesten sakındığın yara izlerindir.
(II)
Hiç kuşkusuz ki, her yazar yeryüzüne ithaf eder tüm kitaplarını.
gerekçe olarak gösterdiği şey ise: hayatının son sahnesi olan ölümün, gezegendeki tüm varlığını alıp götüreceği korkusudur. Bir denklem oluşturacak olursak eğer ve bunun sağlamasını yapacak olursak, asıl olanın, 'ölüm' denen olgunun rotasını çizdiğin hayatında hiç haberin olmadan çekilen bir fotoğrafta patlayan bir flaş olduğudur. Gözlerini kamaştıran bu ışık aslında geride bıraktıklarına, sevdiğin kadına, aslında yeryüzündeki sevdiğin o tek kadına ithaf ettiğin kitaplarına, birlikte koştuğunuz kaldırımlara, saydığınız yıldızlara
ulaşamayacağının / uzanamayacağının distopyasını kabullenemeyişindir.
..
belki bir gemisin, motorlarını sürersin okyanuslara
ama aslında
ruhunu gizlersin limandaki martıların arasına.
dış dünyanın var olduğunu belirten
onun herhangi bir yerine ait olmamı isteyen
birtakım sesler duyuyorum.
neyse..
şimdi geriye doğru sayalarım.
adımlarımızı yavaşlatıp,
çıplak ayaklarımıza batan kıymıkları koparalım bedenimizden.
çünkü onlar senden öncekilerin yenik düştüğü acıların kırıntılarıdır.
being and nothing – exodus / I
bağırıyorum ama kendi sesimi bile duyamıyorum.
being and nothing - exodus / II
sesler.. sesler..
birtakım sesler duyuyorum
ama hâlâ doğamıyorum.
being and nothing - exodus / III
her şeyinizle, tüm kötülüklerinizi örterek hepinizi sevdim.
tüm karaktersizliğine inat,
hâlâ varolamayışınıza
hâlâ bir başkasının gölgesinde yaşayışınıza inat
sizi siz gibi sevdim..
ama
pek azınız dışında herkesi sevemedim.
Sevmek bölünerek çoğalmaktır, hem de herhangi bir rahme ihtiyaç duymadan.
Lütfen hiç aşık olmamış gibi davranmayı bir kenara bırakıverin tüm sakinliğinizle.
usulca çekiliyorum,
kendinize iyi bakın.
sahne sırası sizde artık,
ben koltuğuma oturmuş ayaklarımı uzatmış sizi izlemeyi heyecanla bekliyorum.