- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ben; Kadın...

Ben; Kadın...
Ben bunca yıllık hayatımda anladım ki; benim yaşama amacım, karşı cinse acı vermek olamazdı ve olmadı da… O’ nun da bana acı veremeyeceği gibi… Maraton koşusuna katılmak gibi bir düşüncem de yok hayat arkadaşımla… O’ nunla iki rakip değiliz ki biz… Erkeğin karşısında olmak değil ki düşüncem…Elbette ki yedi adım ardından da yürümek istemem. Yerim o’nun yanı… Evet; hayatımı paylaştığım o insanla el ele, yan yana, yürek yüreğe yürümeliyim. Hayatın tüm güzelliklerinden zevk almalıyım o’ nun kadar… Acılarına da göğüs germeliyim yine onunla aynı ölçüde… Ateş o’ nu da yakmalı beni yaktığı kadar…Kah yoksulluk ateşi, kah aşk ateşi… Soğanın acısını birlikte tatmalıyız. Kuş sütünün tadını da birlikte hissetmeliyiz damağımızda… Aynı trenin aynı kompartımanında yolculuk eden bir çift insan olmalıyız. Ekspres trenin birinci mevkiinde ya da yük katarının bir köşesinde, havasız ve karanlık… Ben kiraz ağacının çiçeği o da meyvesi olmamalı… İlk yaz mevsiminde kiraz ağacının bir dalı ben olmalıyım, bir dalı da o… Birlikte açmalıyız çiçeklerimizi, kirazlarımızı da birlikte dökmeliyiz dal dal… Sonra; Elmayı birlikte yediysek eğer, birlikte kovulmalıyız cennetten… Tek ben çekmemeliyim bunun cezasını… Aşk için ceza gerekiyorsa tabii!…
Ben ölüme mahkum edilmemeliyim tecavüze uğradığım için… Ve beni öldüren erkek cinayet sonrasında özgürce haykırmamalı “TÖRE…TÖRE…TÖRE…” diye. Hem hangi dinde vardır “Namus kanla temizlenir…” diye… Bizim ne törelerimiz vardır bildiğimiz!!!. Ölümcül insanın canına can katan törelerimiz… Sevgi hamuru ile yoğrulmuş, yardım duyguları ile bezenmiş törelerimiz... İnsancıl ve sevgi özlü törelerimiz... Dostluğun, kardeşliğin mayasını oluşturan törelerimiz. Ve daha niceleri...
...Onlar veya sizler; hiç kimse evet hiç kimse beni yargılamamalı, beceriksizliğimden dolayı… Güzel yemek yapamayabilirim. Temizlikten de anlamayabilirim… Ama her kadının bir hamur açma yöntemi vardır… Soğan doğraması farklıdır her kadının… Ve elbette benim de yarattığım güzellikler vardır... Ya da alaylı bakışlarınıza hedef olmamalıyım kıyafetimden ötürü… Ama ben kendimi böyle giyinince rahat hissediyorum. Kendime güveniyorum… Ben para kazandığım işimi de seviyorum.Ekmek alacağım parayı böyle kazanıyorum… Ellerim kirleniyor, üstüm başım dökülüyor belki ama ben kazandığım parayı hak ettiğime inanıyorum. Kendime güveniyorum Çalıştığım için beni lütfen küçümsemeyin ve beni evde oturmaya tutsak etmeyin...
…Sevgi dolu hepimizin yüreği… Ben sevgiyle uzattığımda elimi, diğeri sevgiyle tutmalı…O bir diğerine elini uzatmalı yine sevgiyle ve dostça… Yargılamadan…Senin… Benim… Onun eli… Ve diğerlerinin... Hep sevgiyle uzanmalı birbirine ellerimiz...
Sevgi dolu bir yürekle çözülmeye çalışılmalı sorunlar... Zorla sahiplenilmek; şiddetle muamele görmek reva görülmemeli hiç bir kadına...
Ve hepimiz dönüp bakmalıyız ardımıza; bu 25 Kasım gününde "Kadına yönelik şiddetle mücadele" adı altında ne kadar yol alabilmişiz acaba!...