Ben, sevdiğimden sonra ölmek isterim. ya siz ? / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Ben, sevdiğimden sonra ölmek isterim. ya siz ?

Ben, sevdiğimden sonra ölmek isterim. ya siz ?
 

“ Nefesler aynı anda tükense, keşke…
Sonsuzluk aynı anda açsa kapılarını, birbirini seven iki yüreğe… ”

(Yazımı, ‘Brahms Symphony n.3 III. Poco Allegretto – Bernstein’ eşliğinde yazdım. Okurken, dinlemeniz dileğiyle... http://www.youtube.com/watch?v=TMFn8UYjTa0 )

“Ben, senden önce ölmek isterim.”  diyordu, en sevdiğim şairlerden Nazım ve devam ediyordu şiirine; ilk mısradaki duygu eşliğinde, o duyguyu beslercesine…

Şair Baba ile ters düştüğüm tek mısrasıdır, belki de.
Çünkü…
Çünkü ben sevdiğimden sonra ölmek isterim.

~

Önceleri böyle düşünmezdim. ‘Ben önce ölmeliyim, dayanamam sevdiğimin yokluğuna…’ derdim. Hatta, tüm sevdiklerimden önce olmalı gidişim, diyordum; çünkü tek tek de olsa kayıplar, gittikçe ağırlaşan bi’ üzüntü yükler ruhun omuzlarına... Nasıl taşır(d)ım, onca yükü… Sonsuz bi’ yalvarış kaplıyordu içimi, ‘Lütfen! Önce, benim ruhum gitmeli uzaklara!’

Zaman geçer, ruh olgunlaşır, bencilliği bırakır...

~

Seviyoruz. Bağlanıyoruz. Sonsuz bi’ mutluluk hayal ediyoruz, ölüm bizi ayırıncaya kadar… İyi günde, kötü günde ‘BİZ’ olmaya adım atıyoruz ve bu yolda yürüyoruz seneler boyu.

~

Ortak yaşamın birçok yönü var. Her şey son nefese kadar sorunsuz gidebilir. Mutluluk yaşamın her yanını sarar, hatıralar tebessümle anılır. Bedenler yaşlanır. Ruhlar ise her zaman gençtir, sevginin büyüsüyle… Eller, son an’a kadar kenetlidir birbirine… Ölüm bi’ anda gelebilir ve iki beden birbirinden ayrılır; ruhun, bedeni terk edişiyle…

Her şey insanlar için…

Olmadık zamanda, amansız bi’ hastalık sarabilir seven bedenlerden birini... Yaşama, kendi kendine devam edemez duruma gelebilir insan… Son nefese kadar birine ve bir şeylere bağımlı sürdürmesi gerekebilir, hayatı… Güçlü olmak gerekir. Sevenlerinin ve özellikle de sevdiğinin desteğine sonsuz ihtiyaç duyar insan, ruhsal ve bedensel yıkıntısının etkisiyle…

~

Yaşamın bu çok yönlülüğünde, inişli-çıkışlı yollarında sevdiğinle yürümek gibisi yoktur. İçsel gücünü, hayata duruşunu kuvvetlendirir ruhundaki sevgi, kalbindeki aşk… Dünyada sadece iki kişi kalsanız, ‘sevgili’ tüm dünyaya bedeldir. Gerisi anlamını ve önemini yitirir.
İyi gün ya da kötü gün ayrımı yapmaz seven, sevgiyi paylaşmak ve sevgisini hissettirmek için…

Böyle büyük bi’ aşk yaşarken, ben, sevdiğimin her anına tanıklık etmek isterim.

~

Tüm ömrümüzün, mükemmel ve sağlıklı geçtiğini varsayalım...

Sevdiğimin mutluluğuna tanıklık etmek isterim. Güzel gülüşüyle, onun içimde yarattığı mutluluğu sonuna kadar hissetmek isterim. Yıllar geçtikçe beyazlayan, azalan saçlarına dokunmak isterim. Birlikte geçen senelerin izleri olan kırışıklıklara rağmen güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen o yüze, son nefese kadar bakmak isterim. Sesini duymak, nefesini hissetmek, ellerini tutmak, varlığına sarılmak, yüzüne dokunmak, sıcaklığını yaşamak isterim; son an’a kadar… Sevdiğimiz filmleri tekrar tekrar izlerken, hissettiklerine ve tepkilerine tanıklık edebilmeliyim. Şarkılarımızı; mutluluğumuzu çoğaltan ve derinleştiren müzikleri onunla duymalıyım. Gitmediğimiz yerlere gitmeli, gitmekten sonsuz keyif aldığımız yerleri birlikte paylaşmalıyız. Ben olmalıyım her anında…
Her sabah onunla uyanmak; yanımda olmasa da bir yerlerde beni çok seven biri var ve benim de onu çok sevdiğim, diyebilmeyi isterim. Karşılıklı o gücü hissedebilmek, hissettirebilmek en büyük mutluluklardandır…
Son nefese kadar kahvesini ben yapmalıyım, yemeğini ben hazırlamalıyım. Sevdiğimin dilinden, en iyi sadece ben anlarım.
Yaşlanıp çocuksu huysuzluğa büründüğünde, yanında ben olmalıyım.
Öksürdüğünde, üşüttüğünde yanında olup onu sevgiyle eleştiren de ben olmalıyım. Herkes, kendine dikkat etmelisin, der. Ben, sevdiğime dikkat ederim! Onun nazını ben çekmeliyim, başkası değil… Yokluğumla, ‘keşkeler’e boğmamalıyım hayatının geri kalanını… Rahat yaşamalı son nefesine kadar; istekleri, ‘diğer insanları rahatsız etmeyeyim’ diyerek içinde kalmamalı.
Ben sevgimle ve sevgiyle her şeyi üstlenirim, sevdiğim için…

Gençliğinde, yaşlılığında; ruhunun her yaşında sevdiğimle olmalıyım ben… Onu, benden daha çok seven, tanıyan, anlayan olamaz. Başkasına ihtiyaç duymamalı, ben varım diyebilmeliyim. ‘O’ var, diyebilmeli!

Eğer, sevdiğimden önce ölürsem, bu gücü ona hissettiremem. Yokluğumun üzüntüsü ve eksikliği ruh yalnızlığına, korkulara neden olur. Elimde olmayan gidişimle, ardımda hüzünlü bi’ kalp bırakmak istemem ben…
Varsın, yokluğuyla dünyamın en büyük acısını hissedeyim ben… O üzülmesin, tükenmesin, eksilmesin… Ben razıyım o büyük acıyı çekmeye, yalnızlığa, güçsüzlüğe… Gelecek, her türlü ruh tükenişine…

Diyelim ki, bedenini tüketen bi’ hastalık sardı sevdiğimi… Hayat bu, belli olmaz ne olacağı. Yaşamak için birine ihtiyaç duymaya başlar hale geldi, diyelim… Ben olmalıyım o kişi, başkası değil…

Gözleri ben olmalıyım; elleri, adımları, kulağı, sesi, nefesi… Her şeyi!
Okuyamadığında kitabını, sayfaları ben çevirmeliyim; satırları ben tüketmeliyim, onun için… Sesimle, nefesimle… Ya da izleyemediğinde filmlerimizi; kelimelerimle izlemesini sağlamalıyım hafızasındaki görüntüleri canlandırarak… Müziklerimizi mi özledi, çalmalıyım onun için… Keyfini birlikte tadarak...
İstediğine ulaşamadığında, buluşturmalıyım sevdiğimle…
İçinden en ufak bi’ ‘off’ geçmemeli, eksiklik hissiyle…
Bir şeyler mi yazmak istedi, kalem tutan parmakları ben olmalıyım.
Bir şey mi söylemek istiyor; gözlerine bakarak ben anlayabilirim, başkası değil…
Eğer yaşaması için başka bir bedenin parçasına ihtiyacı olacaksa, önce bende araştırılmalı yaşamının kaynağı…  Çürümüş bi’ bedenle hayat veremem sevdiğime!
Ben tamamlayabilirim sevdiğimi, başkası değil!

Diğerlerinin zorunluluktan yapacağını, sevgimden yaparım ben!
Tükenişini izlerken yanı başında, kat kat tükenirim ama bilirim ki yanındayım. Onunlayım.
Bilir ki, yalnız değil. Ne olursa olsun yanında olacağım. Ruhunu güçlü kılar, varlığım…
Bilinci hiçbir şeyi fark edemez olduğunda, ruhuna sevgimi fısıldamak isterim. Bilirim ki ruhu sesimi duyacak, sevgimi hissedecek. Elini tutmalıyım, soğuyana kadar… Sıcaklığını hissetmeliyim ve sıcaklığımı hissettirmeliyim, ruhu bedenini terk edene kadar… Onu sevdiğimi son nefesine kadar bilmeli, hissetmeli!

Nefesimin sevdiğimden önce tükenmesi sevdiğime hayat verecekse, eğer; ruhum o zaman razı olur, bedenimi terk etmeye… Sevdiğimin ruhundan önce sonsuzluğa gitmeye…

~

Keşke, aynı anda tükense nefesler… Kapansa gözler… Solsa bedenler…
Sevenler hissetmese, eksikliği ve eksikliğin hüznünü…
Hayatın sunduğu en büyük lütuf bu olurdu; dünyayı, ‘el ele giderek’ ardında bırakmak…

Ben, sevdiğimden sonra ölmek isterim!
Benim ‘sevgime dair’ dileğim ve isteğim; yaşamımdaki en büyük temennim, bu.
Ya sizinki…?

Başak GÜZEL

 
Toplam blog
: 51
: 488
Kayıt tarihi
: 12.07.11
 
 

Yazan & Okuyan & Sorgulayan   Burç : Başak Yükselen burç : Koç İlk nefes: 22 Eylül 1983, Perşembe..