​ Ben ağladım o ağladı! / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '15

 
Kategori
Deneme
 

Ben ağladım o ağladı!

Ben ağladım o ağladı!
 

Ben ağladım o ağladı! Siz ne yaşıyorsanız ben biraz eksik ölüyorum.


 İçimde derin bir efsane yaşıyor ey ömrüm. Yolların yorgunluğuna biçilmiş yalnızlığın ayazında yağmurun sıcağında döküle döküle yürüyorum. Küçükken yolları sektire sektire giderken artık yıkık dökük soluk bir bedenle titreye titreye yol alıyorum. Gökyüzü ağlıyor ben ağlıyorum. Gökten sağanak sağanak düşen yağmur toprağına kavuşurken aşk şarabıyla bulanırken, gözyaşlarım kalbimin çatlaklarından sızan kanları arındırdıkça her yanım daha da kana bulanıyordu. Kalbimin çatlakları daha da genişliyor. Ey ömrüm sana öyle tutundum ki alırsın diye kanla canla yalvarıyorum.
 
Biz cefa çekmeye gelmişiz sefa bizim neyimize. Baharın gelişi rüzgârın titreyişiyle her yan yeşermekte iken benim gönlüm karanlığın içinde nefessiz bırakmakta. Öyle bir kahır yüklenmiş ki üzerime güçsüz ve dermansız kalmışım. Düşleyebileceğim ne bir umudum ne de bir çarem var mı bilemiyorum. Hiç büyümek veya hiç gelmemek isterdim şu fani dünyaya eğer sorsalardı. Ne yanımı düzeltsen ilk o yanımdan kırılıyorum. Yaşamak için bir sebep olmalı işte o sebep nedir bilemedim. Öyle bir gölge düşmüş ki gözlerime aynaya baktığımda hep seni görüyorum kendimi unutup.  Zaman elemin kıyafetini giyindirmiş ve hala o kıyafetimi çıkartıp atamadım üzerimden. O kadar güzel mi yakışıyor elemin kıyafeti bilemedim ve çorak bir şehirde hep yalnızlığın nefesiyle yaşadım. Gözlerime güneşin ne zaman doğacağını gönül dergâhından ne zaman aşkların açacağını çözemedim. Çözdükçe düğümlendi ömrüm hani çarpık bacaklı olup her düşersin ya bende hep gözlerden mi düştüm sensiz. Arkadaşız dedin ya peki neden sözlerin kalbime nakışlanıyor. Ya da senin gönlün örümcek ağımı yuva kurdurmuyor. 
 
Bilemedim bilemedin ben horozum dedin sen tavuk. Oysa ben tavuk isem sende iğrenç bir horoz. Horozun bir özelliğini öğrenememişsin sen nedir bilir misin?  Sen insanlarla hayvanları denk mi tutuyorsun ama ben denk tutmuyorum evet bazı insanlar hayvanlardan daha aşağıda üzgünüm hayvanlara hakaret etmek istemem. Neden mi en azından dilsiz dişsizdirler. Horoz denince herkese saldıran anasını bacısını bilmeyen demektir benim gözümde. Sana diyeceğim şu ki sende herkesle oynaşan, herkesin kalbine girmeye çalışan herkese mavi boncuk dağıtan kötü bir mahlûksun. Ve sen bunu anlayamayacak kadar da körsün. Hala körlüğün peşinde seksi kızların peşinde büyüdesin. Ve anlıyorum ki zaman hırçın ve zalimmiş meğer sem. Sevdim sevdim ama yanıldığımı sevmişim. Kendini horoz olarak gören O'nu sevmişim. Hak etmeyen bir yaratıktan ötesi olamazmış. Allah var onu yaşadım her dizim çöktüğünde alnım dize geldiğin Allah’ım ne olur diye yalvardım. Gözlerimden kanlar avuç avuç aksa da yüreğimdeki çatlaklar gün geçtikçe daha da genişleyip cam kırıkları gibi ömrüme batıyor.
 
 
Ben ağladım o ağladı yürek yüreğe bulandı. Yok, evladım doğru dürüst kimseler yok dedi. Toprak ve suyun aşkı gibi bir aşk yok dedi. Su toprağa can verip neşesiyle mis gibi koku saçarken senin senle yüreğe bulanıp can ve nefes olan kimseler yok dedi. Hepsi oynaşmak için var eğlence için var seni sevdiğinden değil seninle ilgilenmesi, evladım dedi. Sustum yürüdüm adım adım şehrin karanlığına büründün sessiz ve usulca. Ben neyim ne ederim göze değmeyecek kadar hiç miyim yürüdüm yürüdüm bir arpa boyu yol alamadım düşlerimde hep yıkık dökük kentin terkedilmiş sokağında. Ey ömrüm sende mi sevmedin beni hep sürükleyecek misin acılarla oluk oluk kan mı akıtacaksın şu bağrıma. Gelsen diyordum beni alsan bu gece, girsem ölümün koynuna içimdekilerle ve cansız bir sabaha merhaba desem ve kimseler duymasa ve ben kuş oldum uçuyorum ağlamayın desem yalnızlığın çölünde. Bu dünya bana ağır geldi taşıyamıyorum ey ölüm. Sende mi sevemedin beni. Hadi gel de oyun oynayalım karanlığın ve sessizliğin içinde. Sen kalbimden gir önce ve kıvrandır beni delicesine. Kimseler duymadan kimseler görmeden kalp krizi desinler adına ama aşktandır demesinler sen uğruna.
 
‘
 
Öyle bir düğümsün ki gözlerimde her baktığımda sen açıyordun dilimde. Uyuduğumda sen var gibi sol yanımda sıcacık sarılıyordum umutlarıma. Yorganım sana olan gülüşlerimdi. Yastığım uzattığım elimdi. Bir merhaba deyişimdi. Duyamadım seni göremedim seni ne bir adım bendesin nede bir adım benden ötedesin. Evet, o kötü mahlûk dediğim kadar sen ve ölümüne sevdiğim kadar sen vardın içimde. Gelişinde bir masal gidişinde ömrümde açan kandın. Çözümsüz bir bilmece ömrümce çözülemeyecek her hece.
 
Sen benim dünyalık hikâyemsin ve bu hikâyemin başrolü sendin ve hep seni oynadım. Beni hiçbir köşeye kenarda bir senaryoda bulamadım. Adım adım senin bakışlarında gezindim. Öylesine dağınıktım ki şimşekler çakıyordu ayaz atıyordu karanlığın zehrinde tir tir titriyordum ve sen hala beni bulamadın. Bulsan da kandırdın beni sadece zamanını geçiştirmek içindi.  Söylediğin her söz beni sana bağlarken bana hiç kimse bu kadar yakın olmamıştı. Sen kadar hiç kimse yakın olamazdı da. Hiç olmazsa bir kahve yapsan yudumlasak oda yeterdi.
 
Sen ne dersen de o hep bildiğini okur. Bunu bilmeni istedim ama sen benden hep kaçtın hep oyaladın.
 
    İçimdeki ya beni öldürecek ya da ben içimdekini ama bu gidişle içimdeki beni öldürecek gibi. Ben ağladım o ağladı ikimizin arasını yapamadık zaman yol aldı. Yazık kafamı duvarlara vurdum belki çalkanır dedim beynim unuturum demiştim unutmak ne fayda kafam sanki zonkluyor. Öyle bir içten vuruş ki acısıyla kavramdım her şeyi siler demiştim ama sanki yeniden başlar gibi seni düşlerimde oyalandı hep.
 
 
 
Ben bu hayatın rolünü oynayamadım annem.
 
Allah’ıma en çok yalvarışım, sana bir şey olmasın, ben sensiz kalamam her daim senden önce canımı alması için yalvarıyorum. Tek kollarıma yüreğime değen senin emeğin oldu. Seni asla kaybetmeyi göze alamam. Sensiz tek bir kelime olmasın ömrümde. Aşkla seninle yaşamak istiyorum. Sen gidersen yuvasız kalırım öksüz ve yetim. Başkası yok gözümde benim. Senden önce ölmeyi diliyorum her gece. Aşkımla aşkla. Ben ağladım o ağladı derin bir kuytuda. Gel dedim gelmedi. Peki, ben gitsem olmaz mıydı? Gitmeliyim anne gitmeliyim. O çağırıyor her defasında ama başaramıyorum. Hep bir yanım eksik ve öksüz kokuyor. Sol yanım sol yanım anne öyle çöktü ki doğrulamıyorum bir türlü. Ne bir düzlemeye ses yeter nede bir sala. Duyulursa yükseklerden bir eda unutma güzel yerlere gittim gelinliğimle sonum olacak mis gibi toprağımızla. Akan kan can bulacak o yüce deryalarda. Ve ben yeniden göz açacağım O’nun kucağımda. Ölürsem şayet bil ki sebepsizdi deyiverin gitsin.
 
  
 
Sensiz bir şehir istiyorum senden daha fazla olan bir şehir. İçinde özlemin, hasretin, aşkın çok olduğu bir şehir. Oraya saltanat kurup kahvemi yudumlamak ve her satırda senden daha fazlasın yaşamak istiyorum. Gönlünden filizlenip sana doğru akmadan yalnızlığımla beslendiğim bir şehir. Dumanı sen olsun kokusu ben olayım. Beyaz bir atlı gibi üzerinde gelinliğimle ben salınayım. Baktığım her yanım senin kanın koksun burnuma sen diye açayım yücelere. Gitmeliyim kalmadan, gözümü arkamda koymadan ya ölü ya da sağ. İçin için titre sen benden başka seveni bulamayasın ahımla yaşlanıp buz gibi eriyesin ve çoraklaşasın. Ne bir adım öte de yaşayasın ne de bir adım geride hep sayıklayıp inleyesin bakışlarımla. Bir selam bile vermeden bakışlarından kaybolayım ve bulamayasın iç dünyanda beni. Yok mu bu derdimim çaresi ey gönlüm. Çaresiz miyim ben ha öldü ha öleceğim ben. Bak uçuyor beyaz bir kelebek ömrü kısadır gelip geçecek gözlerinden. Tutsan ölecek tutmasan kaybolacak evvelden bilesin. Aşk kelebeğim ben ağladım o ağladı ikimizin bir yeri olmadı. O toprağına kavuştu ben yalnızlığımla çoraklaştım. Şehir dedim ya gözlerin ışıltısında kalbinin iniltisinde tebessümün eşiğinde dedim.
 
Seni sevdiğimi Allah’ım bilsin ama sen asla bilemeyesin.
 
Sevdim sevdim sadece sonu olsa da olmasa da kâfi! İçimdeki sen bana yeter acı kelam olsa da ömrüme bedel. Unutma ben yalnızlığın şehrini seçtim ve hiç kimse kıyılarıma vurmaz.
 
Yalanmış her şey yalan sevmek diye bir şey yokmuş, sevmek diye bir şey varmış.
 
 
 
 Söz uzundur düş derindir gerçekleri yaşmak dileğiyle.
 
 
 
Siz ne yaşıyorsanız ben biraz eksik ölüyorum.
 
                                                                 
Ölüm sensin benim en güzel cevherim yüreğimde hep seni beslerim. Hala uyanmadın mı gel artık bu gece koynuma seninle muradıma ereğim.
 
 
’’Aşktın
 
Alnıma yazılan
 
Küçük bir buse kondurdun gözlerime
 
 Ve kanıma işlendin ölürcesine.
 
 Aşktın içimde ki çöle su veren.
 
 Aşktın bakışlarıma bahar olan.
 
 Aşktın, âşıktım.
 
O’ geldi ve ben öldüm
 
Sensizliğe ve yalnızlığıma gömüldüm.
 
Ben ağladım sözlerinde
 
O ağladı gökyüzünde
 
O aşkına bulandı delicesine
 
Ben yalnızlığıma kucak açtım
 
Yok, mu çarem desem
 
Aşktım âşıktım senin ömrüne
 
Gerisi vesaire
 
Sürüklensem ölüm döşeğine
 
İnlesem inlesem
 
Ve inleyişimde seni dinlesem
 
Uzat elini ne olur
 
İşte o zaman öleceğim ömrüm olur.   ‘’’ 
 
 
Aşka Yanmalı Can Dediğin...
Ya Canan Olmalı;
Ya da Canını Almalı...
Yar Diyemezsin ki, Herkese;
İçindeki Yaran Olmalı...
Herkesin de Bir Yüreği Vardır...
Amma Yürek Dediğin Bir Başka Yanmalı..
 
HZ. MEVLANA
 
  Not: Hangi yokluk kafese sığmış ki sen varlığa sığabilesin.09.04.2015-00:00  
 
 
 
Toplam blog
: 360
: 1251
Kayıt tarihi
: 12.06.09
 
 

İnsanlar için en güzel hediye, hiçbir masrafa ihtiyaç göstermeyen tatlı bir  gülümseyiştir. Hz. S..