​ Ben bir kaçakçı oğluyum / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '09

 
Kategori
Anılar
 

Ben bir kaçakçı oğluyum

Ben bir kaçakçı oğluyum
 

Çek Bakalım Hasan Dayı Çek!...


Ben bir kaçakçı oğluyum.
Hem de bir tütün kaçakçısının oğlu.
Tütün ekip yetiştirmenin serbest, içmesinin yasak olduğu yıllarda geçimini tütün satarak sağlayan bir kaçakçının oğlu.
“Gorcuların” yol kestiği, fırtına gibi estiği yıllarda; yetiştirdiği tütünü içtiğinde tepelenen, sattığında enselenen, çileli insanların içinde büyümüş biriyim ben.
Ektiği tütünü, içmesini yasaklayan partilere, inadına oy veren insanların içinde yaşamış birisiyim.
Amcası tütün satmaktan içeri tıkılmış, dayısı yıllarca kaçmış birisiyim.
Tütün yetiştirmek için, uyunması gereken en güzel gecelerde, uykularını zifire bulamış, sarı benizli birisiyim.
Öküz arabasının üzerinde, tütün kırmaya giderken, Güneş'in doğmasına, gün aydınlanmasına yıllarca şahit olmuş birisiyim.
Tütün tarlasında, kız kardeşlerinin kırdığı tütünleri kucak kucak toplayıp, öküz arabasına istifleyen, zifirli elleriyle karpuz yemiş ve de ellerini karpuz suyu ile yıkamış birisiyim.
Zifirli elleri ile yediği ekmeğin tadını unutamamış birisi varsa, o benim.
Sarı sıcakta tütün dizmiş, gölgedeki tavukların tütün kıran ve dizenlerden daha rahat yaşadıklarını keşfetmiş(!) birisiyim.
Yağmurlu gecelerde, naylonun olmadığı günlerde, tütünlerin ıslanmasını önleyip, kendisi ıslanıp hasta olan, yataklara düşmüş olan benim.
Babası, elli kilo tütünü bir ata yükleyip gittiğinde, geri dönüşünde getireceği, kırmızı elmaların, rengine vurulduğum portakalların düşüyle hasreti karıştıran. Elmaları ve portakalları kıymetinden yiyemeyip, saklayan kız kardeşlerinin zulalarını bulmak için, evin içini savaş alanına çevirmiş olan çocuk bendim.
Aslında ben, efkâr efkâr içilen her sarma sigaradan, satılan tütünden payını hiç alamamış birisinin oğluyum.
Ben köyden uzak derelerde tütün kıyıcılarının, tütün kıydığı havanlarda çocukluğunu lime lime doğramış birisiyim.
Saklanan bir havan bıçağına, ayağını çarpıp topuğunu kesen, günlerce topal gezmiş çocuk.
Ben; bir saya (koyun/keçi barınağı) altında saklanan, başkasına ait, küflü tütünleri yakıp, babasına bedel ödetmiş birisiyim.
Ben; yıldızsız, ayaz gecelerde at sırtında, tütün satmaya giden, yalnız ve soğuk köy konaklarında tütünü, ekmeğe dönüştürmeye didinmiş, çalışmış bir fedakâr babanın oğluyum.

Ben ürettiğini tütünü, kaçak satan/satmış birinin oğluyum.
Kaçakçılık yüzünden Biga’nın köylerini otuz yıl dolaşmış, çileli birinin oğluyum ben.
Tütün satmak için, Trakya’ya gitmiş. Edirne Medirne demeden dolaşmış, Avrupalı(!) bir babanın oğluyum.
Babamın anlattığına göre; çok alacağı varmış, Trakya’da ve Biga’nın köylerinde.
Babam ömrünü yemiş tütün yüzünden.
Binbir zahmetle yetiştirmiş tütünü. Serbest satamamış. Kendi ürettiği malın kaçakçısı, hırsızı olmuş babam. Tütünün karşılığını hiç alamamış. Tütün hayatını almış babamın.
Dumanı, efkar dağıtan olsa ne yazar.
Sessiz sessiz, hayatı talan eden şey.
Altın renkli olsa ne yazar?

Gayfeye oturcan gardeşim. Tabaki masanın üstüne atcin. Bi çay sölicin gaveciye. Tabaki açcin. Bi cigara kayıdının içine özene bezene tütünleri yerleştircin. Barmaklanın arasında evirip çevirip cigari sarcin. Alt dudanna kâdı ıslip yapıştırcin. Sardın cigaranınn iki uçundaki tütünleri koparıp tabaki goycin. Mıhtar çakmanı çıkarıp ateşlicin. Bi nefes çekcin derinden. Bi de çaydan.
Kapıda bir ses;
—Kimse kıpırdamasın, yoklama var.
İşte simdi anasını si…….. beş paralık kifimizin.
Yetki verilmiş herife. Adam çekiyor yoklamayı. Topluyor tabakaları. Üstelik birde ceza kesiyor. İki tabaka cezası devlete, on tabaka cezası cebe. Her köylünün elindeki çuvalı, torbayı yoklamadan bırakmıyor adamlar. Tam bir zulüm. Köylüler kendi ürettikleri tütünü içerken rezil oluyorlar. Olur mu böyle işkence? Oldu hem de yıllarca oldu.
Dünyanın başka bir yerinde böyle bir uygulama olacağını zannetmiyorum.
Zavallı köylü, kendi halinde, kendi kendine keyfini sürerken kime zararı var ki?
Yıllarca böyle süründürüldü köylüler. Yine de köylüler, Çoban Sülü’den vaz geçmediler.
Köylüler, kendileri gibi konuşana pek inandılar pek. Benim kölüm… Benim çiftçim... Benim memurum… Canııııımm…

İkiyüzlü bir uygulama vardı o yıllarda.(70'li/80'li yıllar)
Diyarbakır’da açıkta tütün satarsın bir şey olmaz. Yenice’de tütün satarken yakalandın mı?
Üç yıldan başlar cezası.
Sofular Köyü’den Tüfekci İsmil Dayı, (İsmail TÜFEKÇİ) beş kilo tütünle yakalandı. Tutuklandı. Mahkemede hâkim sormuş;
—Tütünü nerden aldın? Nasıl kıydın?
İsmil Dayı;
—İki odunun arasına goydum, gıydım. Tabikine gıyarım. Benim malım Hakim Bey. Tütünleri ben yetiştirdim.
Hâkim insaflıymış. İsmil Dayı, altı ay yattı çıktı mahpustan. Şimdi teröristler bile hapis yatmıyor.
İşte aynen böyleydi o yıllar.
”Batı farklı, doğu farklı.”

Yenice küçük yerdir. Bu küçük yerde büyük laf eden adamlarda vardır. Bu adamların “Eşref Saati” geldi mi, kimse laflarını kesemez. Ağızlarını tıkayamaz. Çok siyasetçi adamlar geldi geçti Yenice’den. Bizim siyasetçilerimiz, atama, sürgün torpil işlerinde çok uzmandırlar.(Yenice’ye hizmet eden siyasetçilere sözüm yok. Hani derler ya : ”Yarası olan gocunur.”) Kendi fikir ve zikirlerinde olmayan memurun boynunu hemen burarlar. Hani hep söylenir. Demirel’e demişler ki;
—Çanakkaleliler geldi, ne yapalım?
Demiş ki:
—Onlar hizmet istemezler. Atama, sürgün, torpil işleri vardır. Hallediverin.

Yıllar böyle geçti.
Tütün ektik. İçmek yasak. Satmak yasak.
Süründü bütün köylüler. Gıkları çıkmadı mübarek insanların.(!)
Şimdi, sarma sigara içmek serbest.
Tütün eken yok.
Tütünden, para kazanan köylü kalmadı artık.
Köylü, şimdi ne üretiyor belli değil.
Bilinen bir şey var
Köylü içtiği sigarayı da “başkalarından” alıyor.
Siz o, “başkalarını” biliyorsunuz.
Bir paket sigara, on kilo süte bedel.
On kilo süt parasına, bir paket sigara. Nasıl?
Benim babam sigarayı bıraktı. İçtiğine bin pişman.
Hayatı gitti.

Hasan dayım, süt üretip satıyor.
Aldığı para sigarasına yetmiyor.
Bir inek, akşama kadar bir paket sigaraya süt üretiyor.
Hasan Dayım süt içmiyor. Yoğurt yemiyor. Peynir de yok.
Çek Hasan Dayı çek.
İster bu Dünya’nın yükünü çek. İstersen, “kovboyun” sigarasını çek.
Senin, çekme günlerin bitmeyecek.
İster dert, ister sigara çek.
Çekmek serbest.
İçmek te…
Ne içtiğimiz, ne çektiğimiz belli değil...

 
Toplam blog
: 420
: 1641
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..