- Kategori
- Blog
Ben bu BLOG işine taktım..

İncanews.com
Bir “Blog” sözcügü tutturmuşuz, gidiyoruz… Blog aşağı Blog yukarı… Türkçe sözlüklerin hiç birisine baksın, hiç birinde yok ama.. Bizim millet o kadar hızlı ki (başta ben..!) Amerikanya’da ne bulsak, hop diye bu memleket aktarmaya bayılıyoruz. Ondan sonra bir tuttuk mu , “Arkadaş bırakmayız..” diye kavga ediyoruz. Yani Türkçe’ye girmiş olan her sözcük bir süre sonra bizim oluyormuş, Türkçe’leşiyormuş..! Falan, filan…Duyda inanma.
Bana sorsalar , derim ki… Behey gafil… “Kırk yıllık Yani, olur mu Kani..” Sen istediğin kadar “OLUR!” de… Olmaz. Şimdi bakalım : “Televizyon, telefon, teleteyp, telefaks , tele bilmem ne… “ Bir sürü oldu yahu… birisini aldın mı, ötekiler zaten elini kolunu sallaya sallaya giriyorlar!
Diyelim ki, “Blog”u aldın , arkasından “Blogmen, blogwomen, blogist, blogshire, blog-utopi…!” girmeyecekler mi? Bekle girmezler..! Adamlar ne uydursa..”Aman ne güzel diye üzerine atlıyoruz. Kendimiz yapmak yok. İllaki başkasının yaptığını alacaksın.
Sen kucağını sonuna kadar açar; hoş geldin Amerikalı dostlarımız, zaten çoktandır biz sizi bekliyorduk…!” diye davranırsanız, onlar da birer ikişer, koşar adım elbette dilimize girecekler, arzı endam edecekler.
Şimdi şu listeye bir bakalım:
(Dizayn, analiz, online, kriter, part-time, pesimist, empoze etmek, driver, bye bye, versiyon, ekstra, imitasyon, save etmek, optimist, adisyon, print out, anons etmek, bodyguard, doküman, izolasyon, data, prezentasyon, finish, download etmek, monoton, konsensus, full, emergency, ambiyans, illegal, timing, revize etmek, global, sempatik, security, printer, elimine etmek, elemek, objektif, deklare etmek, star, perspektif, entegre olmak, nick name, partner, okeylemek, antipatik, mantalite, exit..vb..vb..)
İşte size koca bir liste. Bunlar İngilizce-Amerikanca’dan derlenmiş, oluk oluk koşar adım Türkçe’ye girmiş İngilizce sözcükler değil mi? Gençler bunların anlamını biliyorlar mı? Biliyorlar.. Hergün kullanıyorlar mı , kullanıyorlar…
Gençliğimiz, yaşlılarımız bunları utanmadan , her gün Türkçe’sini hiç düşünmeden pat küt diye kullanıyorlar mı? Kullanıyorlar ….
Yani bunların hepsi “Türkçeleşmiş” sözcükler midir Allahaşkına ? Yoksa biz bunların hala Türkçeleşmesini bekliyoruz, öyle mi?
Gençlerimize sorsanız, “Arkadaş, bu sözcüklerin Allahaşkına Türkçe’si nedir, diye..” Şöyle dururlar… Hemen hemen yarısını bile doğru dürüst bilemezler.(Siz kendi kendinizi de sınayabilirsiniz) Ama tümünün de mis gibi Türkçeleri var. Biraz dikkat etsek, tümünün Türkçe’sini hemen hatırlarız ama kullanmayız …Neden?
Ukalalığımızdan mı, Amerikan hayranlığımızdan mı; bizi yavaş yavaş böyle yapıyorlar, ondan mı ? Bilemiyorum ama, bildiğim bir şey var… Kültürümüzde hızlı bir kayma var, nereye gittiğimizin ayrımında bile değiliz. Dilimizi yeteri kadar sevmiyoruz. Aslında bu vatanı da sevmiyoruz… Sevsek dilimize sahip çıkarız.
Şimdi yukarıdaki listeye bir de Türkçe’leriyle birlikte bir bakın:
(Dizayn: tasarım; analiz: çözümleme; online: çevrimiçi; kriter; ölçüt; part-time: yarızamanlı; pesimist: kötümser; empoze etmek: dayatmak; driver: sürücü, bye bye : hoşça kal ; versiyon : sürüm, uyarlama; ekstra : fazladan; imitasyon : taklit, save etmek : kaydetmek; optimist : iyimser; adisyon : hesap fişi , print out : çıktı; anons etmek :duyurmak: bodyguard : koruma; doküman : belge; izolasyon : yalıtım; data : veri; prezentasyon: sunum; finish : bitiş,varış; download etmek : indirmek, monoton : tekdüze; konsensus : uzlaşma; full : tam, dolu; emergency : acil; ambiyans : hava, ortam; illegal : yasadışı; timing : zamanlama; revize etmek : yenilemek; global ; küresel ; sempatik : sevimli , canayakın; security : güvenlik; printer : yazıcı; elimine etmek: elemek; objektif : nesnel, tarafsız, deklare etmek:bildirmek ; star :yıldız; perspektif : bakış açısı; entegre olmak : bütünleşmek; nick name : takma ad; partner : ortak; okeylemek : onaylamak; antipatik : sevimsiz, itici ; mantalite :anlayış; exit; çıkış vb.. vb..)
Gördün mü listeyi… Daha bunlar gibi Türkçe’ye elini kolunu sallaya sallaya giren yüzlerce, binlerce sözcük var..! Ne diyeceğiz onlara… “Esselamun aleykum, daha henüz akraba olmadık ama sizleri de pek yakında , Türkçe çevrimimize bir güzel sokar, sizi de bizden biri ederiz..mi? diyeceğiz.
Aslında ne güzel Türkçe karşılıkları var o Amerikanca sözcüklerin ama tembellik edip, kullanmıyoruz; ayıp ediyoruz…
Bu noktada durup bir karar vermemiz gerekir. Ya gelene ağam, gidene paşam, diyeceksin… Her şeyi kollarını açmış bekleyeceksin.. yanaklarından şap şup öpüp, sen de hoş geldin, sen de hoş geldin deyip… Gülücükler dağıtacaksın…
Yada, hani biz büyük bir millettik, bizim bir kendi dilimiz vardı. Ve kendi dilimizin olanakları sınırsızdı… deyip duracaksın. Yukardaki Amerikanca sözcüklerin, Türkçelerine bakın.. Hangisi daha güzel Allahaşkına… Ama biz Amerika aşkına onları yadsırsak sonra gideceğimiz bir yer kalır mı? Sonra seni kim adamdan sayar…
Dilini koruyamazsan, sen istediğin kadar merdiven başlarına 16 tane Türk devletinin askerini ve bayrağını diktir. Diline dikkat etmezsen, çok yakında 17. asker de sen olursun… Ama seni kim merdivenlerine koyar bilmem.
Bir bakıma hepimiz, sorumluyuz.. dilimize özen göstermeye, Türkçe konuşmaya ve yazmaya. (Bu kendi kendime de öğüttür..!)
Şimdi herkes diline dikkat etsin. Boşver Amerikancadır, nasıl olsa girecek diye kollarını açmasın. Yazıktır.