Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '11

 
Kategori
Dostluk
 

Ben doğdum; o, kaderime yazıldı !

Ben doğdum; o, kaderime yazıldı !
 

 

"Buraya ya aşıklar gelir ya da aşktan kaçanlar! Sen hangisisin?"

"Aşka esir olmayanlardan."

"Suda taş sektirenleri gördüm. Taşları üst üste dizip kumdan kalelere duvar yaptığını sananları da. Sonra bir dalgada yıkılınca aptal gibi ağlayanları da. Ama sen farklısın! İki gündür seni izliyorum uzaktan. Ne yapıyorsun kumlarla? Hem şu devamlı tepende gezen kuş da neyin nesi?"

"Kocaman arzuları olanlar umut kaleleri yaparlar. Yüksektir duvarları; ama hayalleri küçüktür. Dediğin gibi, bir dalgada yıkılırlar. Benimse umutlarım küçük; ama her kum tanesine aşkı yazabileceğim kadar büyük hayâllerim. Dalgalar sürüklesin o kumları ki istiridyelerine kavuşsunlar. O istiridyeler cân rengi inciler yaratsın ki yüreğime saçılsınlar. Ayrıca o bir kuş değil, Jonathan."

"O martının bir adı mı var?"

"Adından fazlası var."

"Bense sadece Whetu."

"Ben de Ata."

"Ata mı? Maori misin yoksa? Ata bizim kültürümüzde çok sevilen bir isimdir. 'İkiz'dir anlamı."

"Ben Türk'üm."

"Neden buraya geldin?"

"En uzak burasıydı."

"Kaçtın mı yani?"

"Daha iyi görmek için uzaklaştım."

"Kolayı seçtin yani. Rahat yürüdüğüne inandığın yol her zaman en doğru yol olmayabilir. Hadi, bırak o kumları da kalk ayağa. Köpek balığı gibi yaşa, savaşarak öl; tembel bir ahtapot gibi değil."

"Neye karşı savaşayım Whetu? Uğruna savaşacağım kişi de bana karşı savaşıyor."

"Bakma o yöne öyleyse. Dayanamayacak hale geldiğinde de en yüksek buluta doğru haykır. Belki de en yüksek dağ duyar seni."

"Dağlar mı duyacak beni? Ne zirveler hedefledim ne zorlu tırmanışlar yaptım ben. Zirveye ulaşmanın sevinç sarhoşluğundayken beni aşağı iten yine o oldu. Onca karmaşası içinde hayatın, tek ufkumdu o benim. Anlamını kavradığımı sandım yaşamın. Anlamlandıramadığım ise o hayatın içinde yer bulamayışımdı. Doyamadan varlığıma, yok oldum. Şimdi yolum sonsuzluğa."

"Sen yok olabilirsin; ama dağ kalacaktır. Sen ölürsen o yaşayacaktır. Bu mu istediğin? Hadi dön yüzünü güneşe de gölgeler arkana düşsün. O da ya gölgende kalacak ya da yanına gelecektir."

"Gölgemde kalır, gelmez yanıma. Kendi gölgesinde kalacakları düşünür."

"Ruhunun penceresinden görüyorum ki konuştukça uyanıyorsun. Hadi, Kowhaiwhai renklerine saralım seni Ata, güçlü ol."

"Benim mavi-grim var. Birbirlerini sevmeyi de öğrendiler. Sen tıpkı benim Yorgo Dayı'm gibisin. Neden yanımdasın?"

"Tüm insanlar bir bütünün parçalarıyız. Seni yok sayamam ki. Sen mutsuzsan ben mutlu olamam ki. Seni, onu, şunu yok sayarsam bir gün yapayalnız kalırım. Hadi gel ateş yakalım. Seni üzen bütün kelimeleri, anlamları da o ateşe atalım. Dua da etme imkansıza. O'na bırak dualarını. Dostlarına sarıl. Unutma ki dostlar hayatın esansıdır."

"O dostlarım çok yoruldu beni dinlemekten Whetu. Ben de anlatmaktan. Jon çoğu kez bir şey söylemez, izler. Konuştuğu zaman da geri dönülemeyecek noktadayımdır. Çok uyardı beni, dinlemedim. Yorgo Dayı'dan kaçtım; ama Jon hep tepemdedir. Keşke konuşsa; ama pek konuşmaz. Baştan söyler, dinlemezsem yaptığım hatayı yüreğime kazır. Canımın acımasına da aldırmaz."

"Demek ki senin göremediğini görüyor dostların. Güzel bir yemeğin lezzeti yeninceye kadardır. Fakat, güzel yüzlü bir kadının ifadesi kalıcıdır. Dikkat etmen gereken tek şey ise o güzel yüzün bir maske olup olmadığını anlamaktır. Görüyorum ki sen maskeyi fark edememişsin."

"Ya bir maske yoksa, o güzel yüzün kendisi gizli gerçeğinin yalan tebessümüyse? Nasıl anlarsın gizleneni yüce Maori?"

"Aşk sis gibidir evlat. İçine girmeden neyle karşılaşacağını bilemezsin. Şimdi kızgınsın; ama unutma ki hiddetin sadece seni yakar. Oysa o hiddetin kaynağı buz gibidir. Sen ısındıkça o soğur. Ve erkekleri, uğruna savaştıkları iki şey mahveder: Kadın ve toprak. Seni bu hale getirenin de toprak olmadığı belli. Sahi, neden gülümsüyorsun?"

"Aklıma, İngiltere'de küçük bir barda gördüğüm duvar yazısı geldi. Evlilik, düşmanla uyuduğunuz tek savaştır yazıyordu."

"Oo, bu sözü unutmamalıyım! Şimdi geri dön ve köpek balığı gibi yaşa Ata. Maori kadınları ahtapot gibi yaşayan erkekleri kumun üzerine atılmış eski ağlara benzetir. O nedenle Haka, savaşçı ruhumuzun dışa vurumudur. Sabahları yaptığın Tai Chi'den de vazgeçip Haka yapmalısın dostum. Neyse, hadi balığa çıkalım. Bakalım Türkler ne kadar iyi balıkçı."

"Tuttuğum balığı serbest bırakabilir miyim?"

"Romantik adam, senden köpek balığı nasıl olacak merak ediyorum!"

"Yaşlı dost, benim olmayanı zorla elimde tutmak mıdır köpek balığı olmak?"

*****
Ben doğdum. O, kaderime yazıldı.
O doğdu, ruhum yola çıktı.
Buldum onu, mavi beni sevdi.
Vazgeçtim griden, korktu!
 

 
Toplam blog
: 462
: 1159
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..