- Kategori
- Mizah
Ben en iyisi carpe diyem...
Merhaba sevgili okuyucular,
Hafta sonu yaklaştıkça, kalbinizde bir pırpır etme hali, içinizde tuhaf bi heyecan, tüylerinizde dikelme oluyorsa bilin ki, siz işinizi sevmiyorsunuz sevgili okuyucu. Hafta içi hemen bitsin de haftasonu gelsin istiyorsunuz. Ee hayatınızın nerdeyse 3’te birini işte geçiriyorsanız, neden sevmediğiniz bir işi yapacaksınız sorarım size. Bence bugünden tezi yok hemen istifa edin. Kendinizi özgür hissedin, anın tadını çıkarın. Haydi sevgili okuyucu, carpediem be!
(Geliri aylık 3, 000TL ve üzeri olup işinden istifa edecek olanlar, istifa akabinde, hangi pozisyonda ve hangi işyerinde çalıştıklarını bana mail atarlarsa ben çok memnun olurum...)
Geçenlerde bir sabah kalktığımda arabamın sol aynasının olmadığı gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldım. O an tepkim çok hoş olmasa da yavaş yavaş alışıyorum bu yokluğa. İnsan yokluğunda anlıyor sol aynasının ne kadar kıymetli olduğunu. Meğer o benim için ne kadar önemliymiş ve biz onla ne güzel günler geçirmişiz… Her şeyden önce düşünsenize, sol arkanızdan bir arabanın gelip gelmediğini kontrol edebildiğiniz yegane parça bu sol ayna. Misal ben 2 gündür sol arkamdan bir araç geliyor mu diye, dönüp bakıyorum, çok saçma bi görüntü oluşuyor arabanın içinde. Eşek kadar adam, ufacık bi aracın içinde sağa sola dönüyor. Görüntü demişken, sol aynanız arabanızın görünüşüne de önemli bi katkı da bulunuyormuş bunu da yeni fark ettim. Her iki aynam da varken, kendi kendime “aa arabam da ne güzel duruyor yaw böyle hem arabanın sağında ayna var, hem solunda...” dediğimi hiç hatırlamıyorum. Ama aynanın biri aşağı doğru sallanıyorken aklımdan geçen ilk şey, “ulan arabanın tipi kaymış” olmuştu. (Bu çok gerçeği yansıtmadı, ilk aklımdan geçen şey “hangi ……….. kırdı lan bu aynayı” olmuştu. Sonra diğerini düşündüm) Yine de şuana kadar anlattıklarımın hepsi telafi edilesi şeyler sevgili okuyucu. Yani gerekirse dönüp arkanıza bakabiliyorsunuz, gerekirse görüntüye alışıyorsunuz ama aynanın yokluğu esnasında alışamadığımız bi şey var. Türk milleti yorumları.
Evet evet o can alıcı, o muhteşem yorumlardan bahsediyorum. Şöyle ki bugün otoparka giriyorum, ayna arabanın solundan aşağı düşmüş sallanıyor pozisyonda. Arabayla ayna arasında ki tek bağ aynanın içinden kablolar ve bu bağ da 3 km öteden falan fark edilebilecek düzeyde. Yani arabanın solundan balık tutmaya çalışıyorsunuz gibi bi izlenim söz konusu. Neyse, tam otoparka giriyorum, güvenlik bir panikledi, eliyle koluyla dur işareti yaptı. Ben alışık değilim bizim güvenliklerin böyle action yapmalarına. Durdum. Camı açtım.
“Hayırdır?” dedim.
“Aynanız kırılmış” dedi.
“Yok yaaaw, ne zaman???”diyip,
beni uyardığı için kalkıp öpmek aklımdan geçse de ben sadece güvenliğe baktım. Eğildim bi aynaya baktım, bi güvenliğe baktım. Aynaya bi daha baktım. Sonra şaşırdım. Bunu fark etmiş olması inanılmazdı. Böyle bir şeyi saniyeler gibi kısa bir sürede fark etmesi büyük bir dikkat gerektiriyordu. Derken düşündüm ve ne kadar şanslı olduğumu hissettim. Öyle dikkatli birinden hiçbir şey kaçmazdı ve güvende olduğumuzu biliyordum. Artık daha huzurluydum. Boşu boşuna orda durmuyordu, bizleri keskin dikkatiyle tüm tehlikelerden koruyordu.
“Çok teşekkür ederim, dikkatinize hayran kaldım” diyip
yoluma devam ettim. O aynanın kırık olduğunu fark edemeyecek bi şoför var mıdır, sabahtan beri onu düşünüyorum. Ama peşin peşin söyliyim annem örneklere dahil değildir. Ehliyeti olan var mıdır demiyorum fark ettiyseniz, şoför var mıdır diyorum. Zira annemin ehliyeti var.
Örneklendireyim efendim; Bir gün annem ehliyeti aldığında bizim arabaya beraber bindik, annem şoför koltuğunda oturuyor ben yanındayım. Anneme bakıyorum, daha önce annemi hiç şoför koltuğunda görmemiş olmanın verdiği şaşkınlık ile "Acaba gerçekten kullanabiliyor mu ki lan?" sorusu arasında sıkışmışım. Ehliyeti verdiklerine göre kullanabiliyordur diyorum. Ama çok da inanasım gelmedi. Nihayet cesaretimi toplayıp anneme dönüp,
"Ee nereye gidiyoruz bakalım..." dedim.
Cevap vermedi. O esnada dua okumasına verdim. Arabayı çalıştırdı, biz bi gıdım ileri gidip durduk. Zira araba vitesteydi. Nazikçe gerekli uyarılarda bulundum. (vitese boşa alsana annneee gibi) Neyse, araba çalıştı, zar zor kalktık ve gitmeye başladık. 2-3 dakika gittik ben sürekli yola bakıyordum. Hani Allah muhafaza bir araç çıkar veya bi yaya çıkar, etrafı kolaçan ediyorum gerekli uyarılarda bulunabileyim diye. Ayağım sürekli hayali bi fren pedalında ilerlemeye devam ediyoruz. Saatte 10 belki 15 km hızla seyrederken senelerdir alış veriş yaptığım bakkal amcanın, berber abinin yanından geçiyoruz. Onlarla göz göze gelmemek için kafamı hiç çevirmiyorum sağa. Ama sonra, geçtik mi onları ve hala bize bakıyorlar mı diye kafamı birazcık sağa çeviriyorum ki, anammm o ne? Bir önceki gün kimse çarpıp kırmasın diye kapadığım ayna hala kapalı. Diyorum ki “anne ayna kapalı! Annem gayet sakin, vakur bir ses tonuyla diyor ki,
“Biliyorum, ben onu kullanmıyorum zaten”.
Ve yolumuza devam ediyoruz…
O yüzden annem sayılmaz başka örnek verin…
Sevgiler&Saygılar...