​ Bir berber bir berbere... / Mizah / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '10

 
Kategori
Mizah
 

Bir berber bir berbere...

Merhaba sevgili okuyucular,

Şu son 2 gündür, şerefsiz grip mikrobunun vücudumdaki asil ve cesur antikorlarla yapmış olduğu savaşı gözlemliyorum. Acil dışarıdan destek gelmezse bizim antikorlar cortu çekecekler. Hafif hafif hapşırmalar, burnun minik bir şekilde kızarması, sabah ağızda kötü ve acımsı bir tat belirtileri ile anlıyorum ki mikroplar çakıyolar bizimkilere. Hayır bişi değil, vücudumda da savunma kurgusunun başında kim varsa hiç umurunda değil. Kaç yenilgi aldık vücutça, istifa etmeyi aklının ucundan geçirmedi. Ne koltuk sevdalısıymış arkadaş…

Geçen gün berbere gittim. Yanlış anlaşılma olmasın erkek kuaförüne falan değil. Hani olur ya, baban/annen/abin sen daha ilkokul sıralarındayken bir berbere götürür seni, o gün bugün gidersin, senle beraber 10 tane çırak yetişir büyür orda, berber koluna dayayacak diye bile korkmazsın hani. Olur da başka berbere gidersen de tavır yapar saçını beğenmez anlar hemen “kim kesti olm bu saçı, b.k gibi olmuş” falan der, heh işte öyle bi yer… Bi de garip ama gerçektir ki, saçını 1 numaraya vuracaksan da berberin yapmalıdır. Başka berbere gidersen daha kötü olur, beceremez işte başka berber. (ya da benim kafa yamuk, bi bizimki traş edebiliyo…)

Neyse, olaylar demin kurduğum cümledeki gibi geliştiği için severim berberimi, uzakta olmasına rağmen yine de ayda 1 ona kestiririm saçımı. Geçen yine gittim. Oturdum koltuğa, çırak çayımı getirdi. Bizimki örtü gibi bişiyi boynuma geçirdi (hani üstüne saç gelmesin diye falan yapıyolar). Sonra kafamı yıkamak için başımı eğdi ve başladı yandaki koltukta traş olan adama satrancın faydalarından bahsetmeye. Şimdi normal şartlarda berberimi tanıdığım için satrançtan veya faydalarından bahsetmesi garibime gitti. Ben de merakımdan şöyle bir kulak kabartıyım dedim. Bizimki anlatıyo, “abicim, satranç çok süper bi spor, zekayı felan o biçim açıyo, haftada bir balık yerine haftada bir satranç oyna aynı faydayı görürsün”. Yıllardan beri fenerli olduğunu bildiğim berberimin bugün kasparov’u tutmasının bi sebebi olmalıydı ama ben idrak edemedim, acaba entelektüelite zehirlenmesi mi yaşıyor lan diye düşünürken, satranç sporuna övgü ve methiye kısmını bitirip, çocuğunu satranç kursuna yazdırdığını söyledi. Bu kısma kadar her şey normaldi, klasik bir baba-oğul-kutsal ruh(gurur okşanması) üçlüsü ile karşı karşıyaydım. Olayın da yüzümde oluşturduğu bir tebessümle kapanması gerekiyordu. Tam da kapanıyordu ki, o esnada berberin çırağından geri bildirim geldi. “Niye ki abi bence okey daha zeka geliştiren bir spor, taşları 3’le çarpıyorsun 4’e bölüyorsun, bekleyebileceğin taşları hesap ediyorsun, çıkan taşları aklında tutuyorsun, gelsin senin çocuk ben ders vereyim…” O sırada çıraktan bunları duyduğumda benim bile “neden okeyin bir federasyonu yok lan hakikaten” diye kafam karıştığına göre bizim berberin de afallamasına şaşırmamak lazım. (Nihayetinde, istatistiksel çalışmaların yapıldığı hafızanın ve matematiğin ön planda tutulduğu müthiş kompleks bir yapı)

İşte o dakikadan sonra ben de okeyin olimpiyatlarda yer alması gereken bir spor dalı olduğuna kanaat getirerek, varımı yoğumu bu oyunu çevreme tanıtarak vatana millete hayırlı bir evlat olma yolunda minik bir adım atma yönünde karar kıldım. Diyeceğim şudur ki, bırakınız satranç-briç gibi komik oyunları, zeka geliştiren asıl spor dalı okeydir, oynayınız ve akabi oynatınız…

Sevgiler&Saygılar…

 
Toplam blog
: 15
: 420
Kayıt tarihi
: 07.06.10
 
 

Sürekli farklı şeyler yapmak, Farklı alanlarda farklı başarılar kazanmaktı amacım... Farklı olmak..