​ Ben merkezci bir yaşam! (2) / Kişisel Gelişim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '13

 
Kategori
Kişisel Gelişim
 

Ben merkezci bir yaşam! (2)

Ben merkezci bir yaşam! (2)
 

Dayanılmaz bir ağırlığı taşımanın, bunu kabul etmenin zorluğunu yaşıyorlar sanki ancak farkında değiller....................................


Özellikle bireyler ve toplum ben merkezci bir yaşamdan hem sıkılmış, hem de yorulmuş vaziyette onun bitmesini istiyor ama bir türlü sonlandıramıyor.

Nasıl bir tutum alacaklarını kestiremiyorlar. Ortak düşünce bu niteliğe sahip bulunanların er geç yalnız kalacakları hususudur.

Zira olayların gelgitleri karşısında ayakta tutunabilme çabaları zayıflıyor. Bir iç dünyaları olmadığı için olası dalgalanmalar karşısında çaresiz savunmasız kalıyor, bir kaos ortamında ise rast gele bir yerlere dogru sürükleniyorlar, eziliyorlar.

İnsanları irrite eden bir olay hemen ego/ben merkezci katı bir halin sergilenişine sebep oluyor.

Bir çok hadisede böyle bir durum var!

Dayanılmaz bir ağırlığı taşımanın, bunu kabul etmenin zorluğunu yaşıyorlar sanki ancak farkında değiller.

Bireyler kendilerini pek fazla ilgilendirmeyen bir konu üzerinde o kadar duruyorlar ki, esasen sonuç böyle gelişiyor.

İçselliği olan bir bireyle aynı durumda değiller.

Onlar en şiddetli rüzgarlarda kendilerine çekinip, olan bitenlere karşı sakin kalabiliyorlar. Dimdik ayakta olduklarını görebiliyoruz. Böylece içimiz rahatlıyor. Bu arzu topluma yönelik bir güvensizlik anlamında bir endişe yaratmıyor.

Onlar beyin yapıları itibariyle bir ıslahatın gerekli olduğu hususunda görüş birliği içindeler. O nedenle daima kargaşa ortamlarından uzak duruyorlar.

Bu tipler bir elin parmakları kadar az diyebiliriz. Saygınlık kazandıkları her hallerinden belli oluyor. Çünkü her an bir değişim içinde, evrim yolu üzerindeler. Rast gele bir yerlere kapılmıyor, hesapsız kitapsız işlere girişmiyorlar, haliyle sürüklenme emareleri de göstermiyorlar.

Bir bedel ödemiş ve çaba sarf etmiş bir gurup bu anlatıklarım.

Bence izlenmesi gereken yol da onların yolu olmalıdır!

Bu bağlamda gerçeklilikten kaçmamalı, hatta ürkmemeli, atılacak her adım dengeli-temkinli olmalı hesaplanmalı, her düşünce, açığa çıkabilecek her fikir akıl süzgecinden geçirilerek bireylere, topluma yansımalıdır.

Yoksa görüş farklılıkları derinleşecek ve karamsar egolarla donatılmış beyinler yapılanacak ve anlamsız bir toplum modeli oluşacaktır.

Sevgili okurlar!

Biz bu sorunun yaşanmadığı dönemi hiç tanımadık.

Toplumsal hafızamızda yer ediyor ego/benlik anlayışı.

Giderek artması ise aslında son derece üzüntü verici. Yapay bir hayat, bir arada yaşama hayalimiz açısından büyük önem taşıyor.

İnsanlığın küçük adımlar atmasına vesile oluyor.

Bir konu üzerinde yoğun bir tartışma yaşanırken de onu görebiliyoruz. Ben insanlık adına bunun bir dezevantaj olduğunu düşünüyorum.

Bu konu üzerinde kafa yormak gerekiyor.

Vicdanların harekete geçmesi açısından bu şart.

Ne kadar farkındayız bilmiyorum ama gün be gün ben merkezli bir yaşamın bir parçası, uydusu haline geldiğimizi düşünüyorum. Gerek gazetede gerekse televizyon ekranlarında bunu açık seçik görebiliyoruz.

Şimdi bunları niye anlatıyorum. Bunları şunun için dillendiriyorum. Herkes muhtelif modellerde bu ben merkezli yaşamı ortaya koyuyor. Bir işin farkındalığı ise, bireyleri anlamakla ve bazı engelleri kaldırmakla ilgili.

İnsanoğu kendisini veya muhatabının eksiğini gediğini fazlalığını biliyor.

Çok umut etmiyorum düzelmesini beklemiyorum zira en azından “kör topal” hareket edilmesin istiyorum.

İşte ben merkezci yaşam bir rotaya oturmalı diyorum.

Bunu umut verici buluyorum.

 

Ahmed F. YÜKSEL

 
Toplam blog
: 636
: 9957
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..