- Kategori
- Kişisel Gelişim
Hayat oyununu beş toptan, hangisi ile oynuyorsunuz?

İnsan hayatını meydana getiren, içinde yaşadığımız alanlar vardır. Mutlu veya mutsuz olmamız da bu alanlardaki doyum seviyemiz ile doğru orantıdadır. Nedir bu alanlar? Bu alanların hayatımıza etkisinin ne kadar farkındayız? Hangi alanlarda, hangi yanlışları yapıyor ve hayatımızı kendimize zehir ediyoruz?
Birçok durumda, ince eleyip sık dokuyan, plân yapan, araştıran, dikkât eden insanoğlu," Kendisi " konu olduğunda ne yazık ki o kadar hassas olamıyor. Nefes alıp verdiğinin bile farkında olmayan, aynaya bakmadığı sürece, kendini unutan insan, Allah'ın bahşettiği en büyük hazine olan sağlığı konusunda oldukça bilinçsiz olabiliyor. Kaybedilmediği sürece değeri bilinmeyen ruh ve beden sağlığımız, hayatın temel taşıdır. Tüm yaşantımız, bunun üzerine inşaa edilirken, nasıl oluyor da bozuk para gibi harcayabiliyoruz? İki lafın başında " önce sağlık diyor ama hangimiz sağlığımızı herşeyden önce tutuyoruz? Stres denen çağımız tuzağına öyle bir düşmüşüz ki, örümcek ağına yakalanmış sinek gibi çırpınıp duruyoruz. Kaçımız stresi yönetebiliyoruz? Tıpkı bir ajan gibi içimize sızan, yavaş yavaş bizi zehirleyen, yaşam kalitemizi yerle bir eden, stres ve yandaşları kötü alışkanlıkların, çekilmez ağırlığı altında eziliyoruz. Bilinçli insan o dur ki, ÖNCE SAĞLIK sloganını yapabildiği ölçüde hayatına geçirir ve uygular.
Hadi sağlığımız için birşeyler yaptık, paçayı kurtarmaya çalışıyoruz, ya benliğimiz? Bir bedenimiz, ruhumuz var biliyoruz, korumaya çalışıyoruz, benliğimiz ne durumda? Hangi kimliğe sahibiz? Kendimizden memnun muyuz? Yüzyüze geldiğimiz kendimizle barışık mı, küs müyüz? Bir isime sahip olan benliğimiz, hangi yaraları aldı da, öylece kaldı? İnsan kendini bilmek ve tanımak adına ne yapıyor? Hayatta sağlıktan sonra gelen, "kendini bilme" çok önemli bir unsurdur. O kadar çok yolu vardır ki, farkedebilene. Hangi yoldan giderseniz gidin, karşınıza kendiniz çıkacaktır. Fakat bu söylediğim sadece arayan içindir. Aramayan bulduğunun farkında olamaz. Balığın da suyun içinde olduğunu anlayamaması gibi. Sudan çıkmadan, suyun farkında olabilmenin adı " insan" dır. Amaç adımıza yaraşır yaşamaktır.
Sağlığımız yerinde, kim olduğumuzu da araştırıyoruz güzel, ama biz yalnız yaşamıyoruz. Bir de, sahip olduğumuz ailemiz var. Ailemiz ile ilişkilerimiz nasıl? Hayatımıza nasıl bir etkisi var? Barış mı, savaş mı hakim. Evimizi bir futbol sahasına mı, yoksa lunaparka mı çevirdik? Evimize geldiğimizde hastalanıyor mu, yoksa iyileşiyor muyuz? Hayvanlar bile yuvalarını korumak için canlarını feda ederken, zamanımızda ucuzlayan aile kavramını, çok rahat satabiliyoruz. Ne yazık ki aile gibi çok önemli bir kurum, artık elimizde oyuncak oldu. Sudan sebepler dahi, aile temelini sarsıp, yıkmaya neden olabiliyor. Uydurulan kılıflar ise, vicdanı rahatlatmaya yetiyor. Yıkmadan önce,durup düşünen insan, mutlaka yapabileceği birşeylerin olduğunu farkedecektir. Sahip olduğuna değer veren, sanırım kolay vazgeçemeyecektir.
Bir de doslarımız, arkadaşlarımızdan oluşan sosyal çevremiz, kötü günde, iyi günde görmek istediğimiz, ihtiyaç hissettiğimiz insanlar.. Onlar da hayatımızda, önemli yer tutarlar. Her nekedar farkında olmasak da, vardırlar.. Çıkar ilişkilerinin hakim olduğu, iki yüzlü birlikteliklerden değil, karşılıklı güvenin, sevginin ve inacın varolduğu, gerçek dostluklardan, kolay elde edilemeyip, zor vazgeçilen yaşanmışlıklardan bahsediyorum. İnsan sosyal bir varlık olup, yalnızlığı sevmez. Doğası gereği, destek ve güvene ihtiyaç duyar, kabul görmek ister. Ne yapıyoruz korumak adına? Gerektiğinde fedakâr olup, egomuzdan ödün verebiliyor muyuz? AFFEDEBİLİYOR MUYUZ?
Eveeet gelelim çoğumuzun uğruna birçok değeri feda etmekten çekinmediğimiz, orman kanunlarını uygulamamıza sebep olan, ilkel beynimizin etkisi ile, hayatta kalabilmek adına, aslanın ağzından kapmak zorunda olduğumuz ekmeğimize, kazanmamız gereken paraya ve iş hayatımıza. Ne yazık ki karın doyurmaktan ziyade, sonu olmayan istek ve arzularımızı yerine getirmek, hep daha iyisine sahip olmak uğruna sağlığımızı, ailemizi, dostlarımızı, benliğimizi, gözümüzü bile kırpmadan kırıp döküyor, yok sayabiliyoruz. Rahmetli Üzeyir Garih'in de dediği gibi; " hayat havaya attığımız, beş topla oynanan bir oyundur. Bu toplardan sadece bir tanesi lastik, diğer dört tanesi camdandır. Bu toplar işimizi, ailemizi, dostlarımızı, sağlığımızı, benliğimizi temsil etmektedir. Bu beş top içinde, işimiz ve para lastik toptur. Düşürsek de zıplatabiliriz, ancak diğer dört top camdan yapıldığından düşerse kırılır, yerine konulamazlar. Bunu farketmeli ve hayatımızı bu dengeye göre kurmalıyız.
Peki siz hayatınızı, gerektiğinde yeniden zıplatabileceğiniz lastik topla mı, yoksa düşünce kırılan cam toplarla mı oynuyorsunuz?...
Sevgilerimle....