- Kategori
- Eğitim
Ben mi yetiştirdim Sevgili Öğretmenim (1)

Özelleştirmeler dolu dizgin "Mal kaçırır" gibi hız kazandığında yetinmeyip ya da kalmayınca satacak "Mal" arayan iktidar Öğretmen Evlerinin de satışını yapacağını söylemişti. Bunu duyunca ben de karşı çıktım ve "Camileri de satın o zaman" demiştim. Hata yapmışım, her ikisini de satmak gerekiyormuş. Ne farkı var ki Orduevlerinden? Hele Öğretmenevleri tam anlamıyla Orduevi. Kamu Kuruluşlarının Eğitim ve Demonstrasyon tesisleri gibi... Şehirlerin, ilçelerin en mutena yerlerinde gayrı menkulleri ile Sevgili Öğretmenlerimize hizmet veriyorlar.
Satışları söz konusu olunca yer yerinden oynadı. Öyle ya yaz aylarında sahillerde böylesine bedava yaz tatili nasıl yapacaklar. Maliyetine yemekleri, berberleri, kuaförleri, bedava yatakları, arpalık kadroları. Karı koca öğretmen 15 gün birinin hesabına 15 gün de diğerinin hesabına 30 gün yaz tatili, oyun salonu, çay-kahve servisleri falan filan...
Neyse bir gerekçe buldular... "Efendim, ben çay salonunda oynuyorum. Burası olmazsa kıraathaneye gitmek zorunda kalacağım. Ama öğrencim de o kıraathaneye geliyor, beni orada görüyor, saygınlığımı yitiriyorum"... Bakar mısınız Sevgili Öğretmenime... Yahu sen, sigara içiyorlar, kötü alışkanlıklar ediniyorlar gerekçesine sarılarak okulun keneflerini basıp üst baş arıyorsun, sonra da gidip sigara dumanı altında öğretmen evinde kumar oynuyorsun. Dön de önce bir kendini adam et! Kendi kendine bir sor "Ben Atamızın öngördüğü gibi bu kutsal göreve layık oluyor muyum?" diye...
Bugün menfaatine dokunacak en ufak bir uygulama söz konusu olduğunda eline pankartları alıp, sokaklara dökülerek kimi protesto ediyorsun? Protesto ettiğin kişiler senin yetiştirdiğin öğrenciler değil mi? Ben mi yetiştirdim onları? Utanmıyor musun bu duruma düşmekten. Sevgili Öğretmenim (!) pankart açıp protesto etmektense başını öne eğip "Ben nerde hata yaptım?" diye özeleştiri yapmalısın, miletten özür dilemelisin.
"Atama bekliyoruz, hala atanmadık" diyen sevgili öğretmen adaylarımıza da bir şeyler söyleyelim. Çünkü onları görünce bir sonraki neslin daha da kötü olacağı ortada...
Satışları söz konusu olunca yer yerinden oynadı. Öyle ya yaz aylarında sahillerde böylesine bedava yaz tatili nasıl yapacaklar. Maliyetine yemekleri, berberleri, kuaförleri, bedava yatakları, arpalık kadroları... Karı koca öğretmen 15 gün birinin hesabına 15 gün de diğerinin hesabına 30 gün yaz tatili, oyun salonu, çay-kahve servisleri falan filan...
"Atama bekliyoruz, hala atanmadık" diyen sevgili öğretmen adaylarımıza da bir şeyler söyleyelim. Çünkü onları görünce bir sonraki neslin daha da kötü olacağı ortada... Sizler daha göreve başlamadan, şimdiden öğretmenlikten çıkmış "Devlet Memuru" olma çabasına girmişsiniz. "Sevgili Memurum" kavramına ilk adımlarınızın sesi bunlar...
Bir öğretmen çocuğunun elindeki pankartta "Eşitlik istiyoruz!" yazıyordu. Çektim kolundan kenara, "Sen şimdi eşitlik mi istiyorsun? Neden şimdi istiyorsun? Neden bu isteğini Öğretmen Okuluna girerken yapmadın da "Öğretmen çocuklarına % 50 avantaj" hakkını kullandın? (Yani 80 puan gerekiyorsa 50'sini kafadan aldın. Uzun kulaklı değilsin elbet tombala yapsan 30 daha koyarsın üstüne.
Okulda bir belge işim oldu. Öğretmenin imzası gerekiyor ama hoca okulda yok. Öğrencim "Ben onun nerde olduğunu biliyorum, imzalatıp getiririm" dedi. "Alala, merak ettim ben de geleyim" diye yanıtladım. Gittik. Okulun hemen yanında kıraathane ve Sevgili Öğretmenimiz okey oynuyor. Ben içeri girip imzalatmaya utandım. Öğrencim girdi işi bitirdi. Kimi kime şikayet edeyim. Bütün sevgili öğretmenler arkasında... Geçen gün güzel bir söz öğrendim, yakıştı "Sevgili Öğretmenim"e... Dervişlik olaydı Taç ve Hırka, biz dahi alırdık 30'a, 40'a...