Ben sabaha uyanmak istemiyorum dedi. Yaşlı Kadın / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '13

 
Kategori
Öykü
 

Ben sabaha uyanmak istemiyorum dedi. Yaşlı Kadın

Ben sabaha uyanmak istemiyorum dedi. Yaşlı Kadın
 

Yaşlı kadın 2 sene önce felç geçirmişti. O günden bu yana yatağa bağımlı olmuştu. Kocası da ona daha iyi bakmak için başka ülkelerden gelmiş bir bakıcı kadın tutmuştu. Felç sadece hareket kabiliyetini etkilemekle kalmamış, konuşmasını da etkilemişti. Buna karşılık kafası hala eskisi gibi çalışıyordu. Hakiketen yürüyemeyen, hareket edemeyen, konuşamayan bir insanın kafasının çalışması çok kötü bir şeydi. Etrafındak, herşeyi anlıyor fakat konuşarak karşılık veremiyordu. Sadece sesler çıkararak tepkisini belli ediyordu. Bu durum da çevresinde onun zekasını da kaybettiği izlenimini uyandırıyordu. O da farkındaydı bu durumun. Bu sebepten çok mecbur kalmadıkça bağırmamaya gayret gösteriyordu.

Son zamanlarda kocası ile evdeki bakıcı kadın arasında bir ilşki geliştiğini farketmeye başlamıştı. Önceleri acaba hastalığımdan dolayı hayal mi kuruyorum diye düşündü ama bazı emareler bu ilişkiyi doğruluyordu. Bakıcı kadın ile kocasının zaman zaman kinayeli bakışmaları, sözleri, akşamları onu yatırdıktan sonra arka odadan gelen fısıltılar ve kıkırdamalar, bakıcı kadının kendine daha fazla bakması ve hatta güzelleşmesi hep bu düşüncesini doğrular gibi idi. 45 yılllık kocası da ilk gençlik günlerindeki haline dönmüştü adeta. 70 yaşındaki adam evde bile olsa hergün traş olup losyonunu sürüyor, daha bakımlı giyinmeye gayret ediyor ve son zamanlarda olmadığı kadar mutlu ve huzurlu gözüküyordu.

Yaşlı kadın artık yattığı yerden hep bakıcı kadınla, yıllar once emekli olup evde oturan eşini gözlemlemeye başlamıştı. Kocası bakıcı kadına çok nazik davranıyor ve kadın da alabildiğine seksi cevaplar veriyordu. Kocası uzun zamandır ona böyle sözler söylememişti.

Keşke diye düşündü,' Felç olacağıma alzheimer olsaydım, hiç değilse etrafımda olan bitenin farkında olmaz ve bu kadar üzülmezdim.'Yatakta bağımlı kalmak, altına ettiklerinin kocasının yeni sevgilisi diye düşündüğü kadın tarafından temizlenmesi, ağzına yemeğin gene o kadın tarafından verilmesi ne acı bir duygu idi.

Bir ara yıllarca bir erkeğe karılık etmiş bir sürü kumanın yaşadığı eski Osmanlı evlerini düşündü. Ne acı idi. Gece kocasının koynuna başka bir kadının gireceğini bilmek ve seyirci kalmak. Bütün bu duygulardan tek eşliliği, resmi nikahı getirerek Türk kadınlarını kurtaran Aziz Atamıza bir kez daha teşekkür etti yattığı yerden.

O gece onu gene erkenden yatırmışlar ve bakıcı kadınla, kocası salona kurdukları masada hem içiyor, hem de kıkırdaşıyorlardı. Yattığı yerden bu sesleri duyan yaşlı kadın ,'Acaba kocam felçli olsaydı, aynısını ben yapsaydım, o ne yapardı .'diye bir an düşündü. Hayır kendisi asla böyle bir şerefsizlik yapmazdı.

Bunları düşünürken verilen ilacın etkisi ile yavaş yavaş gözleri kapanmaya başladı. Tam uykuya dalmadan Allaha son bir kez yalvardı. 'Tanrım, sabaha uyanmak istemiyorum. Diye.

Ertesi Sabah bakıcı kadın odaya girdiğinde yatağa bile bakmadan perdeleri açmaya başladı. Dün geceden epey yorgundu. İçki masasından sonra azgın adam onu sabaha kadar çok yormuştu. Adam ne kuvvetli diye düşündü. Acaba Viagra mı alıyor, bu yaşta bu ne güç 'dedi kendi kendine. Ama olsun ona bakım parasından başka iyi para veriyordu yaptığı ek işler için. Ayrıca hediyeler de alıyordu. Dün gece tam sevişmenin en hararetlı yerinde 'Bana pırlanta küpe al. 'demişti adama. Adam da üstünde nefessiz bir şekilde hımhım diye sesler çıkatmıştı. Olsun bu gece gene söyler, nasılsa aldırırdı. Bakıcı kadın çocuklarını, evini kendi ülkesinde bırakmış ve buraya para kazanmaya gelmişti. Çalıştığı evden çok memnundu. Hatta artık sadece para kazanmayı, ülkesine göndermeyi değil. Evlenip bu rahat ve lüks evde yaşamayı bile düşünüyordu. Neden olmasın. Kadın hasta ve yatalaktı. Nasılsa ölecekti. Adam azgın boğa gibi idi. Kadınsız duramazdı. Ondan iyi karı mı olacaktı ona. Hem adamdan gençti, hem güzeldi, hem de kuvvetli idi. Sanırım adam da ona boş değildi.

Bütün bu düşüncelerle perdeleri açıp yatağa yaklaşınca yaşlı kadının bir tuhaf yattığını gördü. Kadın cansız gibi hareketsiz yatıyordu. Eliyle kadını dürttü. Kadın buz gibi soğuktu ve kaldırdığı kolu cansız yanına düştü. Yaşlı kadın ölmüştü. Bakıcı kadın üzülsün mü, ilerki günlerin ümidini sevinsin mi bir türlü kara veremeden içerde oturan gazete okuyan adama seslendi.

Beyim, karınız öldü galiba. 

 
Toplam blog
: 826
: 1068
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..