- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Ben var ya... Bennnn...

Beeeennn.... Diye başlıyor her cümleye...
Dudaklarında kıpkırmızı ruj...
Yazlık yerde... Sabahın köründe... Takmış takıştırmış... Sürmüş sürüştürmüş halleri. Gözlerimi ayıramıyorum bir türlü ne ellerinden... Ne dudaklarından.
O eller havada daireler çiziyor... Dudaklar "Ben var ya ben" diye kıvrılıyor.
- Çok güzel .... yaparım... Dyerek kendince güzel yaptığı bir şeyi anlatıyor...
Şaşkın ürkek bakıyorum yüzüne... Şaşkınım... Çünkü, "Nasıl güvenebiliyor bu denli muhteşem yaptığına?" diye düşünüyorum.
Tamam... Kendi ve ailesi beğeniyor olabilir... Ama genellemek neden? Belki ben sevmeyeceğim yaptığı bir yemeği... Uymayacak damak zevkimiz.
Bir yandan da ürkek bakışlarım... Böylesi bir "boş güven" korkutuyor çünkü beni.
Her insanın kendine göre güzel ve özel olduğunu düşündüğümden belki de... Şaşırtıyor böyle insanlar beni.
Başkaları da var yanımızda...
O böyle "Beeennn" diye başladıkça cümleye.... Onlar da kendi "Beeennnn"leri için sıraya giriyorlar...
Hep bir ağızdan bir yarış ki, sormayın.
Hiç bir şey için diyemem "Bennnn" diye... Belki de bu yüzden susuyorum... Dinliyorum... Ve yaşamıma malzeme topluyorum. Böyle olmayacağım asla... Söz veriyorum kendime.
- Denize gideceğim ben... Diyor ve kalkıyorum taaammm...
- Sen hiç konuşmadın... Diyor bir tanesi.
- Ben hiç bir şeyi sizler kadar muhteşem yapamam... Diyorum... Anlayana!
"Bırak başkası övsün seni" diye yetiştirilmişiz biz. Böbürlenmek ayıp diye öğretilmiş bizlere. Hatta biri iltifat ettiğinde... Hala pempe pembe olur yanaklarım... Utanırım...
- Sizler her şeyin en iyisini yapıyorsunuz ya... Bana laf düşmez sizler gibi "muhteşem (!)"lerin yanında.
- Ay senin bu kardeşin de bir tuhaf... Diyor bir tanesi gözlerini devire devire... Bu söz ablama.
- Ben yemek yapmam... Ben iş bilmem... Ben o sizin bicik bicik dolmalarınızdan saramam... Diyorum...
Aslında neden yapmayayım... Yaparım yeri gelirse... Ama övünmem de... Rutindir bunlar. Gerektiğinde yapılabileceklerdendir. Herkes "kendince" yapabilir. Övünmek neden?
Her insan "gerektiğindeyapabilendir." Ama iyi.. Ama kötü...
Bir eser bırakabiliyor musunuz? Başkaları ve kendiniz için "çok özel" şeyler yapabiliyor musunuz? Her şeyden önemlisi "insan" olabiliyor musunuz?
Bunlar benim ölçülerim... Kendime bir şeyler katabilmek hayatta... Ve bu kattıklarımı yaşama geçirebilmek... Yararlı kılabilmek.
Ve günün sorusu geliyor...
- Sen ne işe yararsın?
Beynimin içinde tur atıyor bu soru... "İşe yaramak."
- Ben bir eşya değilim... Kullanılmak üzere imal edilmedim... İnsanım ben... Bir misyonum var benim kendimce... Szinkilerden farklı." Diyebiliyorum sadece.
"Deminden beri dinliyorum... Boş boş konuşuyorsunuz. sadece kendinizi övüp oturuyorsunuz... Kimin için ne yaptınız?.. Daha doğrusu kendiniz için ne yaptınız bugüne kadar? Bütün işiniz televizyon seyretmek... İnsanları yargılamak... Aynalarla komik arkadaşlıklar... Günü ve yaşamı boşa harcamak. Bir kitap okumazsınız doğru dürüst... Ciddi konulardan sıkılırsınız... En ciddi konunuz "aldatanerkekler-aldatılankadınlar." Erkeği elde tutma "taktikleriniz vardır sizin... Ne haliniz varsa görün... Bu sizin hayatınız... Ama başkalarını da kendinize göre yargılamayın..." demek vardı... Demedim. Diyemedim.
Anlamazlardı çünkü.