- Kategori
- Gündelik Yaşam
Benden selam söyle Mayalar'a

Hiç kimseye bi şeyleri kanıtlama ya da kanıtlamama derdinde değilim.
Ama günlerden belki de aylardan beri, içime fenalık şu Maya kehanetinden, kıyametinden, 5 çayına gelmiş geyik yapmaktan başka bi şey bilmeyen, son ütücü misafir gibi geldi, oturdu.
Neyi tartışıyoruz ki? Şirinceyi mi, kıyameti mi?
Ama önce Şirince'den bahsedeyim. Şirince'nin Çirkince olduğu zamandan beri bilirim. Yok fiziken değil. Dido Sotiriyu'dan “Benden Selam Söyle Anadolu'ya” romanıyla tanımıştım. Ne de güzel anlatmıştı savaş öncesi Türk, Rum kardeşliğini, savaşta yaşanan vahşeti yani asıl kıyameti ve sonrasında mübadeleyle altın çağın çoktan yok olup gittiği aklımda kalan. Şimdilerde bu yağmurlu, güzel günlerde alınıp tekrar okunması gereken bi kitap.
Şirince'ye turistik bi köy olduktan sonra, turist olarak gitmiştim. Herkes “amannnn Şirince çok güzel, çok güzel” diyordu. Bakalım güzel miydi?
Valla çok güzeldi, çok. Yemyeşil bi dağda, ağaçlar, bağlar arasında şahane bi köydü. Evler Rumlar'dan kalma olduğu için de haliyle estetikti. Üstelik Selçuk'a o kadar yakın ve yolu da manazaralı ve öyle güzeldi ki...
Oldukça dokulu ve doğa içinde bi köydü burası.
Ama gelin asıl meseleye. Burası artık çoktan ticari bi köy olmuştu. Gözünüzün gördüğü her şey satılıktı ve herhangi bi ürünün fiyatını değil sormak, gözünüz değse, tüccarlaşmış köylüler, “ne bok yemeye geldin buraya, alsana şu gözünün değdiği ürünlerden, kaldırımları mı eskiticeksin” hali, tavrı içersindeydi.
Bir taşa fotoğraf çektirmek için otursan, haaa burada çay var,iç bak, bedavaya foto yok" bi evin önünden geçerken kadın “yeni ekmek yaptımmm, alıvereceğenn miii, vereeemmm miii” ısrarıyla insanı haddinden fazla bunaltıyordu. Otel ve pansiyonlar bildiğim kadarıyla aşırı pahalıydı.
Ee şimdi de n'olmuş, çıkmış bi Mayalı arkadaş, kıyamet kopacak demiş. Şirince'ye ve Fransa'nın bi köyüne değmeyecekmiş. Arkadaş ben yalnız başıma kalmışsam bu dünyada o zaman kıyamet kopar. Bunun sonrasını da düşündün mü? Eee kolay değil, yeniden medeniyet ay pardon, ilkelliği oluşturacaksın. Bi nevi misyoner olcaksın, yeterli donanımın, azmin var mı?
Şirince'ye helikopter pisti, sıkı güvenlik önlemleri falan alınıyor. Acaba meydanda bu kadar kişinin ihtiyacını karşılayacak yeteri kadar tuvalet yapıldı mı? Valla yoksa salgın hastalıklar yayılır, önce Selçuk, İzmir, Ege ve sonra yurda. Gelen yabancı turistleri de düşünürsek, baya bi tuvalet kıyameti de kopabilir.
Ülkede ve dünyada her gün kıyamet kopuyor da, kimsenin kılı kıpırdamıyor, sözde yardım kuruluşları, insan hakları bla, bla, balaası var. MI? -Çok naif bi soru, evet farkındayım.:)
Panik yaratalım seyredelim. Maya uygarlığı hakkında fazla bilgim yok, merak da etmiyorum. Neymiş bu maya kehaneti falan diye araştırınca adamların yukarıdaki şekildeki gibi kafataslarını baskılayıp, şekillerini değiştirdiğini gördüm.
Ya içini, ya içini? İçini de değiştirmişler ne biçim. Bize bile yettiler ya baksanıza.
Şimdi marketlerden makarna, bulur, pirinç v.s alışverişi yapanlar var. Peki et falan tüketiyor musunuz? Deterjan, limancodan ucuz kıyafet de alın bari de, kıyamet sonrası varoluşun iki büyük temel sorusu olan "bugün ne yemek yapsam" ve "bugün ne giysem" derdinden kurtulursunuz.
La bi yürü gidin yaaa, benden selam söylemeyi de unutmayın...
Hakkaten siz gerçek misiniz?