Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
334
 

Beni de dinleyin ki, ünleneyim!

Beni de dinleyin ki, ünleneyim!
 

Koca kulak


Gene ortalık karıştı.

Herkes telefonunun dinlendiğinden şüphe etmeye başladı.

Bunu nasıl anlıyorlar diyorsanız söyleyeyim.

Karşı taraftan tıkırtılar, yankılar veya üçüncü şahıs sesleri geliyormuş.

Aynı şeyler benim, yeni sahip olduğum telefonumdan da duyuluyor.

Buna rağmen, "Acaba ben de mi dinleniyorum? diye hiç düşünmüyorum.

Çünkü bunların gerçek dışı değerlendirmeler olduğunu biliyorum.

Muhabir sokağa çıkmış, önüne gelene soruyor. Nerdeyse tüm vatandaşlar, (esnaf, ev hanımı, öğrenci, genç, yaşlı herkes) dinlendiğinden şüpheleniyor. Şüphe bir tarafa, bazıları buna iyiden iyiye inanıyor. Gariptir, "Cürmüm ne ki de, devlet beni dinlesin!" diyen tek bir kişi çıkmıyor.

Aslında bu yargı, medyanın toplum üzerinde yarattığı bir paranoyanın sonucudur. Buna, içinden geçtiğimiz dönemin, uygun tiplerde oluşturduğu kuruntu da denilebilir. Böyle durumlar, bazı kimselerde bulunan, kendini önemli ve farklı gösterme hastalığının sonucu da olabilir.

Diğer taraftan, teknik meselelerden bir nebzecik anlayan biri olarak söylenenleri hiç te gerçekçi bulmuyorum. Telefon takip aygıtı üreten firma, dinleme yapan kurumu, kuruluşu veya şahsı açık edecek bir cihazı kimseye satamaz. Alıcılar da böyle bir ürüne para verecek kadar avanak olamaz.

Hadi dinlendik diyelim. Bir takım insanların gün boyu yaptığı, bitip tkenmeyen geyik muhabbetinden ne çıkacak? Gençlerin tasarruf niyetiyle sesli harfleri bile kullanılmadığı sulu sepken aşk ve şapşallık mesajları kimin işine yarayacak?

Eğer gündüz saatlerinde şehirlerarası yolculuk yapmışsanız, otobüs durur durmaz içerideki elli kişiden en az kırkının hemen cep telefonuna sarıldığını da görmüşsünüzdür. Esasen bu konuşmaların ipe sapa gelir yanı da yoktur.

-Alo! Bil bakalım nerdeyim?

-Feribotta!

-Bilemediiiin. Ben sana Feribottayız diye açmadım mı?

-Unutmuşum! Eee...

-Otobüs mola verdi, dinlenme tesislerindeyim.

-Susurluk ta mı?

-Evet. Hadi öptüm. Bak oğlunu veriyorum...

Kısaltılarak alınmış bu konuşmaların dinlendiğini varsayalım. Devlet bu sözleri ne yapacaktır? Bunları delil sayıp kadın hakkında dava mı açacaktır? Onu içeri mi tıkacaktır? Bu varsayımın çok saçma ve çok uzak bir ihtimal olduğunu biliyoruz. O zaman toplumu saran bu kuruntu nedir?

Yoksa, dinlendiklerine inananlar kendilerinin, bazı odaklarla gizli bir ilişki içinde olduklarının sanılmasını özellikle mi istiyorlardır? Böyle sayılmayı, "ayrıcalık" olarak mı görüyorlardır? Tabi ki, bu kimselerin asıl niyetini bilmem mümkün değildir.

Bence, eğer gerçekten zannedildiği gibi bir dinleme varsa o da şudur:

a- Ayşe hanım Fatma hanıma, telefon vasıtasıyla gizli bir börek tarifi vermektedir. Firdevs hanım da onlardan birinin haberleşme aygıtına koyduğu (nasıl koyduysa) özel aparatla bunları dinlemektedir. Fakat onlar farkında değildirler.

Bir hafta sonra, Firdevs hanımın evindeki altın gününde sır böreği önlerinde gördüklerinde şaşırcaklardır. (Not: Firdevs hanımın eşi TİB görevlisi değildir)

b- Adam şüphelendiği eşini dinliyor veya dinletiyordur.

c- Yahut baba, erkek arkadaşlarıyla fingirdeşen kızını cepten takip ediyordur.

-Delikanlılar mı?

Onlar, her tür denetimden muaftır. Bizde oğlanları izlemek ve takip etmek adetten değildir. Çünkü er kişi, ne nane yerse yesin mubahtır. Hatun kişininse her yaptığı günahtır. O, erkeğin elinin kiridir. El yıkanınca temizlenir. Kadın, tüm bedenini binlerce kez yıkasa bile hep kirli kalır.

Geçtiğimiz ayın ortasına kadar "cep telefonu "tesmiye edilen" bir aygıtım yoktu. Şimdi var. Sahip olmamın sebebi kesinlikle, "birilerince dinlenmenin heyecanını yaşamak veya bundan kendime bir paye çıkararak ünlenmek" değildi.

Uzun zamandır tanıdıklarım her karşılaştığımızda, bana ulaşamadıklarından şikayet ediyorlardı. Bir de dışarıdayken, birini aramam gerektiğinde bana, (hem telefonlarını uzatıyorlar, hem de) "bedavacı" gözüyle bakıyorlardı. Bu yüzden ben de bir cep telefonu aldım.

Eskiden bana ulaşamadıklarından şikayet edenler, (hepsine teker teker numaramı kaydettirdiğim halde) şimdi de hiç aramıyorlar. İyi mi?
http://www.flickr.com/photos/8394143@N04/522871032

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Hüseyin Bey, Dinleniyor diyenlere çok basit bir hafta sonu ödevi verilmelidir. Kim dinliyor? MİT, Emniyet ve Jandarma. Güzel! bunların görevi nedir? Ülkeyi, kazadan beladan, hırsız ve soysuzlardan korumak. Bu da güzel! Peki, bir meydanda (Allah korusun) Bir bomba patladığında bir çok insanımızı kaybettiğimizde ne demekteyiz? "Devlet, hükümet nerede?" Demek ki, dinlemek bir zaruret. Şimdi, Dinleme iznini kim veriyor? (Yalan değilse!) Mahkemeler! Peki, Hükümetin, mahkemelere sözü geçebiliyor mu? İzninizle bunun cevabı basit, biz verelim. Kelin ilacı, gücü olsa, iki günde bir. "Kapatırımmm Haaaa..." tehdidine çare bulurdu. Demek ki, burada etkin değil. Soru şu; Kendisinin dinlenilmesi için dahi çıkarılacak bir karara, bakmadan imza atan bir yargı sistemi (üyeleri) mevcutsa, kime de diyebiliriz. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 21.11.2009 16:21
Cevap :
Saygıdeğer Canmehmet: Artık biliyoruz ki, problem şahısların dinlenmesi değildir. Problem, kimin kimi dinlediğidir. Eğer Başbakan, bakanlar, AkP'liler, dini hassasiyeti olanlar dinleniyorsa mesele yoktur. Dinlemek bir yana girip çıktıkları yerleri görüntülemek için her yere mobese kameraları bile konulmalıdır. Ancak, Eminağaoğlu, Osman kaçmaz dinleniyorsa mesele vardır. Dinlemek bir tarafa, Eminağaoğlu'nu yanlış yerlerde görüntüleyen mobese kameraları dahi kaldırılmalıdır. Açıkça böyle demeye getiren akil adamların ve ünlü hukukçuların söylediklerinizi anlayacaklarını sanmıyorum. Çünkü onlar realiteye kapalıdırlar. Başları kumda ayakları dışarda yaşarlar. Sakın ola ki, bunlara bakarak, "sizi anlayan yok" sanmayın. O kadar çok ki, anlamayanlar devede kulak kalır. Selam ve saygılarımla...  24.11.2009 2:40
 

Değerli hocam, bence başınızı kulağınızı dinleyin daha iyi! Bu memlekette ağzı olan herkes konuşuyor, aynen 2 ayet 3 hadis ezberleyince din hakkında ahkâm kesenler gibi, herkes birer "uzman" olup çıkmış. Gerçi dünyadan habersiz yaşayan milyonlarca insan var bu ülkede; ama onların da bilgi dağarcıklarını yanlış şeylerle dolduranlar ne büyük vabalin altına girdiklerinin farkında değiller elbet! Devlet, devlet olduğu için ve üzerinde egemenlik kurduğu vatanını korumak, kollamak için değil telefon dinleme, gerekirse cephe açıp savaşma yoluna dahi başvurur. Buradaki ipin ucunun kaçtığına ve herkesin dinlendiğine inanan milyonlarca insan var bu ülkede. Gazetecisi, televizyoncusu, politikacısı ve savcısıyla buna sebebiyet verenlerin boynunadır tüm vebal. Oysa matematiksel olarak hepimizin dinlenilmesine imkân yoktur. 73 bin kişi dinlenmiş şimdiye dek, nüfus 72 milyon. Demek ki bin kişiden biri dinleniyor. Onlar da ya mevki sahipleri veya suç işleyenlerdir. Bizlere kim tenezzül eder :-)) Saygl

Mehmet Sağlam 
 19.11.2009 13:22
Cevap :
İnsanların domuz gribinden endişe duymalarını anlayabiliyorum. Çünkü grip bulaşmak için belli özellikteki insanları aramaz. Önüne gelen herkese saldırır. Bu nedenle, domuz gribi konusundaki toplumsal korku anlaşılabilirdir. Ama dinlenme endişesi böyle değildir. Çünkü dinlenecek insanların haklarında ya bir ihbarın olması, ya da suç işledikleri konusunda bir emarenin bulunması lâzımdır. Anlayamadığım, sıradan bir ev hanımının kendisini, niçin böyle bir faaliyetin içindeymiş gibi düşündüğüdür. Yorumunuz için teşekkür eder selamlar sunarım.  19.11.2009 22:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 703
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster