- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Benim 'köşeci'lerim - 1 (Yazılı basın çağı)

Okuduğum Köşe Yazarları benim adeta arkadaşlarım gibidir. Aslında tuhaf bir ilişki. Onların hiç tanımadığı, yüzünü bile bilmedikleri ben, onlarla sanki sürekli sohbet ediyor gibi hissederim. Kendimi bildim bileli onları okuyorum. Ama son yıllarda, internet imkanlarıyla da adeta bağımlı hale geldim. Güne birkaç tanesinin yorumunu okumadan başlayamıyorum. İş o hale geldi ki ekranda dahi sürekli "Köşe Yazarı" arıyor ve de buluyorum. Emre Kongar’la Mehmet Barlas mesela. Gündemdeki herhangi bir mevzuu bir de arkadaşlarımdan(!) duymak, onların da ne düşündüğünü bilmek istiyorum. Şu Çocuk Pornosu olaylarında Perihan Mağden neler yazardı acaba! gibi...
Tatilde, işyerinde veya seyahatte olmam da etkilemez, sabahları gazete okumadan güne başlayamıyorum. Çocukluğumdan ilk hatırladığım eve gelen gazete Milliyet’ti. Okul öncesi anneme okuturdum. Tabii ki "köşe" leri değil, karikatürlü bantları. Hoşmemo, bugün hatırladığım banttı. Hala Piskız’ı ve Memo’nun pipolu annesini gözümün önüne getirebiliyorum. Ha bir de Pembegül’ü...Hoşmemo’nun karısıydı. Meğer bir "American comics"miş.
Abdi İpekçi, Hasan Pulur, Refik Erduran sürekli okuduğum ilk köşecilerdi. Abdi İpekçi’den sonra ne oldu, nasıl olduysa, Milliyet’ten kopup Cumhuriyet’e başladım. Tabii ki İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Okay Gönensin favorilerimdi. O aralar ayrıca hatırladığım Meral Tamer, Atilla Dorsay’ı da takip ediyordum, ama ikisi de Cumhuriyet’temiydi! Galiba öyleydi. Karıştırabilirim, çünkü aynı zamanda Hürriyet ve Milliyet’i de sık sık okuyordum. Meral Tamer tüketici haklarını ilk işleyen yazardı hatırladığım. O akıcı ve cazip uslubuyla yazdıklarını hiç kaçırmazdım. Hala da takip ettiklerimdendir Meral hanım. Yıllar içinde meslektaşım (Mimarmış) olduğunu da öğrenince sempatim arttı, ama ilgim azaldı. Daha genel ekonomi yazar oldu.. Bir başka meslektaşımın da Atilla Dorsay olduğunu nice sonra öğrendim. Evimde pek çok sinema kitabını da bulundurduğum Dorsay sayesinde sinema hakkında pek çok şey öğrendim. Hala da yargılarından etkilenirim. Ama nerede olduğunu bayağı iz sürerek ancak tesbit edebiliyorum. Şu aralar Sabah’ın sinema köşesinde nadiren buluyorum ne yazıkki! Sinema sektörünün çok hareketlendiği bu zamanlarda daha çok yazısını okumak isterdim.
Cumhuriyet’ten, 90'ların başındaki dağılma olaylarında koptum. Bir daha da geri dönemedim.Tam o sırada Yeniyüzyıl çıkmaya başlamıştı. Sanırım bir yıl kadar ancak devam edebilen bu gazeteye epey bağlanmıştım, ne oldu da dağıldı, Yenibinyıl diye kısa bir süre çıkabildi, bilmiyorum. Cumhuriyet’ten bazı yazarların Yeniyüzyıl’da olduğunu hatırlıyorum ama isimler veremiyorum. Aradan nasıl bir süreç geçti onu da hatırlamıyorum. Radikal çıkmaya başlayınca denedim ve yerimi buldum sanırım.
İlk gününden beri Radikal okuru’yum. Ne yazık ki o ilk zamanlardaki gazete değil Radikal de artık. Orada tanıştığım bazı yazarlar bugün benim okumadan kendimi huzursuz hissettiğim kişiler oldu. Perihan Mağden, Mine Kırıkkanat, Haluk Şahin, Hasan Bülent Kahraman favorilerimdi. Ne yazık ki Perihan Mağden ve Mine Kırıkkanat’ı da köşe kapmacayla bulup okuyabiliyorum artık. Neyse ki Haluk Şahin yerinde, H.B.Kahraman da rutin dışı yazılarıyla yer alıyor. Hala Mehmet Y. Yılmaz’ın editörlüğünde daha iyiydi diye düşünüyorum. İsmet Berkan o çizgiyi devam ettirdi ama zayıflatarak diyorum. Mine’yle Perihan’ı ne yapıp edip kaybetmemeliydi. Hakkı Devrim, Yıldırım Türker, Nuray Mert de bu gazeteyle tanımış olduğum yazarlardandır. Önceleri kadın-insan haklarıyla ve ezilenlerle ilgili yazılarında uslubuna kapılıp gittiğim Y.Türker’in fikirlerinin geneline vakıf olduğumda artık pek okumadığım biri oldu ne yazık ki... Hakkı Devrim’i okumaktan zevk alıyorum. Eşine ve ailesine değer veren ve bunu vurgulayan şehirli ve yaşını başını almış çok az Türk erkeği yazar var (belki de başkası yok!) Düşünce ve yargılarını çok çağdaş buluyorum.
Nuray Mert, zekasını çok beğendiğim ama özellikle başörtme konusunda fikirlerine ters düştüğüm köşeci’mdir.
Türker Alkan’ı sempatiyle, Kaan Sezyum, Hakan Gülseven (bugünlerde nerede?) ve Ayça Şen’i neşeyle okurum. Zeki Coşkun, Ahu Antmen, Sevin Okyay kültür/sanat la donatırlar.