​ Berlin'i "Aslanlar" bastı / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '08

 
Kategori
Futbol
 

Berlin'i "Aslanlar" bastı

Berlin'i "Aslanlar" bastı
 

Galatasaray'dan 2000 yılı nostaljisi...


Berlin’deki Hertha Berlin – Galatasaray UEFA Kupası grup maçının ilk yarısında her hattıyla mükemmel bir Galatasaray izledik. Rakip Bundesliga’nın formda takımlarından biri olunca doğal olarak maç öncesi hepimizin aklında soru işaretleri vardı. Süper Lig’de zaman zaman ciddi zafiyetler içinde izlediğimiz temsilcimizin böyle bir ekibe karşı orta sahayı terk edip etmeyeceği endişelerimizin düğümlendiği en önemli noktaydı. Biliyorduk ki, Galatasaray kaybettiği maçların genelinde orta sahanın diğer bloklarla bağlantısının kopmasından kaynaklanan sorunlarla boğuşuyordu. Maç başladığında ilk olarak Hertha’nın takım kurgusunu incelemeye koyulduk.

Gördüğümüz tablo bizim için ümit vericiydi. Alman takımının teknik direktörü Lucien Favre; ileri uca Pantelic’i yerleştirmiş bu futbolcunun gerisinde ise serbest adamlar Voronin ve Raffael’i görevlendirmişti. Bu durumda rakibin orta alan yükü Kacar, Dardai ve Ebert’ten oluşan üçlüye kalıyor ve teknik kapasitesi yüksek Galatasaray takımına gösterilecek direnişin sınırlı kalacağı belli oluyordu. Nitekim öyle de oldu. İlk yarının bazı bölümlerinde Galatasaray öyle başarıyla top çevirdi ki, maçın önemini bilmeyen sarı-kırmızı forma giyen takımın Berlin’e gösteri maçı yapmaya geldiğini düşünürdü.

Teknik Direktör Michael Skibbe cezalı Ayha’ın yokluğunda o bölgeyi Barış-Mehmet Topal ikilisiyle kapatmayı düşündü. Bu ikili cansiperane oyunlarıyla pek çok tehlikeyi başlamadan bitirmeyi başardılar. Özellikle Barış 59.dakikada ciddi bir hata yaparak Hertha Berlin’e belki de maç içinde bulduğu en ciddi gol pozisyonunu verse de hem etkili presi hem de hücuma verdiği destekle övgüyü hak etti.

Karşılaşmanın ikinci 45 dakikasında Hertha Berlin risk alarak oynadı. İlk yarıda defansın önünde çakılı kalan Kacar sıklıkla hücumlara katılırken, Voronin ve Raffael de ceza sahası içinde daha çok görünmeye başladı. Yine ilk yarıda Servet-Meira ikilisi arasında varlık gösteremeyen Pantelic 65’te yerini takımın en golcü ismi Cícero’ya bıraktı. Maçın son yirmi dakikalık bölümüne girilirken ceza sahası içinde Kewell’ın ortasını baş hizasındaki koluyla kesen Friedrich’in sebep olduğu penaltıyı Baros ağlara gönderince Lucien Favre ve talebeleri için her şey daha da zorlaştı. 71’deki Ebert-Domovchiyski değişikliğinden sonra Hertha ofansta çok tehlikeli ama defansta da bir o kadar riskli oyun düzenine geçiş yaptı. Bu dakikalarda Galatasaray’ın yapması gereken oyunu kontrol ederek üzerine gelecek rakibinin açıklarından faydalanmaktı. Evet, belki sarı-kırmızılılar bu açıklardan bir gol çıkaramadılar ama zaman zaman geliştirdikleri kontrataklarla üzerlerindeki baskıyı kırmayı başardılar. Karşılaşmanın uzatma dakikaları için “kalp dayanmaz” desek yeridir. Kalecisini dahi ataklara gönderen Alman takımına karşı başarıyla direnen temsilcimiz bize 4 gün gibi gelen 4 dakikayı da tükettiğinde puanını 9 yaparak grupta çok avantajlı bir konuma geçmeyi başarmıştı.

Hertha karşısındaki Galatasaray’ı herkes gibi ben de çok beğendim. Sarı-kırmızılı takım bu futbolunu istikrarlı biçimde sahaya yansıtmayı başarabilirse UEFA Kupasında önemli yerlere gelecektir. “Kadıköy’de final oynamak” öyle herkesin telaffuz ettiği kadar kolay iş değil ama istikrarlı bir Galatasaray’ın bu sezon Avrupa’da kendinden çok söz ettirmesi benim için sürpriz olmaz.
 
Toplam blog
: 235
: 717
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..