​ Beşiktaş 2007-2008 / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '08

 
Kategori
Spor
 

Beşiktaş 2007-2008

Beşiktaş 2007-2008
 

http://d.yimg.com


Beşiktaş yönetimi, son haftalara kadar başa baş getirilmesine ve ikinci sırada tamamlanmasına karşın başarısız olunduğuna inanılan 2006–2007 sezonunun ardından yeni sezona teknik direktör Jean Tigana’nın görevine son verip yerine Kayserispor’un başarılı teknik adamı ve Beşiktaş’ın eski futbolcusu Ertuğrul Sağlam’ı göreve getirerek başladı ki kanımca bu hareket 2004 Mayısı’nda göreve geldiğinden bu yana hemen hemen her hareketiyle eleştiri oklarına hedef olan Demirören yönetiminin en başarılı icraatı olmuştur. Bunun ilk nedeni Jean Tigana’ya ve açıklamalarına sırf takımın hatırı ve başarısı için destek veren Beşiktaş taraftarının aynı desteği, bir anlamda kendilerinden biri olarak gördükleri, Ertuğrul Sağlam'a haydi haydi gösterecek olmalarından öte Sağlam’ın Kayserispor’da başarılı bir sezon geçirerek iyi bir teknik adam olduğunu kanıtlamasıdır. Yıldız futbolcuların iyi bir teknik direktör olacağına inancım son derece az ancak Ertuğrul Sağlam’ın hem çok teknik bir futbolcu olmaması hem de bir dönem savunmada, bir dönem orta alanda ve bir dönem de forvette oynayarak sahanın her bölgesini yaşamış olması onun teknik adamlığı için iyi birer referans oluyor.

Yeni teknik direktörünün yanı sıra 2007 – 2008 sezonu öncesi kadroda da, son yılların getirdiği bir alışkanlık misali, geniş çaplı bir revizyona giden siyah beyazlılar sezon başında ya da sezon içerisinde Burak Yılmaz, Gökhan Güleç, Kleberson, Richardinho, Ali Günaş, Koray Avcı, Fahri Tatan ve İbrahim akım gibi isimlerle yolları ayırırken Cisse, Diatta, Tello, Holosko, Rüştü ile bugünlerde bedelsiz olarak serbest bırakılan Schildenfeld ve Mehmet Yozgatlı’yı renklerine bağladı. Aslında aynı senaryo bir önceki sezon Sergenli, Tümerli, Ahmed Dursunlu, Okanlı, Mustafa Doğanlı ve Cordobalı kadrodan geçen seneki kadroya geçişte de görülmüştü ve nitekim bu köklü değişiklikler Beşiktaş’ta her sezon başı yaşanan rutin gelişmeler halini aldı.

Elbette başta teknik adam olmak üzere her sezon yaşanan köklü değişiklilikler ve bundan da önemlisi yeni kadronun eskisinden daha iyi olduğunu bir türlü gösterememesi harcanan milyonlarca doların yanı sıra futboldaki istikrarsızlık sorununun Beşiktaş’ın yakasına yapışmasına neden oldu ve başkan Demirören’i bir konuşmasında “Del Bosque’yi keşke göndermeseydik” itirafında bulunmak durumunda bıraktı. Gerçekten de ödenen milyonlar bir tarafa, 2004 yılından itibaren Del Bosque takımın başında kalmış olsa bugün kendi kazanımı olan İbrahim Akın belki Beşiktaş’ın yıldızı, Carew ligin gol kralı ya da Ronaldo defansın bel kemiği olabilir ve Beşiktaş geride kalan 3 sezonda en az bir şampiyonluk yaşayabilirdi. Ancak yönetimin futbolcu transfer etmedeki heyecanı teknik direktör tercihlerine de sirayet edince, 3 senede 3 ayrı teknik direktörün takımın başına getirilmesi ve tıpkı yeni patronun eski işçileri değiştirmesi gibi her yeni hocanın kadroda büyük değişikliğe gitmesi Beşiktaş binasının atılan temeller üzerinde yükselmesi yerine her sene eski temellerin yıkılıp yerine yeni temeller atılması misali kümülatif gelişmeden uzak ilerlemesine neden oldu.

Liverpool Maçı

07 Kasım 2007 tarihi hiç birimizin hatırlamak istemediği bir tarih olarak anılardaki yerini aldı. Fakat bu maçın asıl önemli yanı 90 dakika sonunda ortaya çıkan tablonun Beşiktaş’ın futbol adına yapması gereken doğruları çok sert bir biçimde ortaya koymasıydı. O akşamki yazımda şu ifadelere yer vermişim: <ı>Bu maçın ne teknik analizi yapılabilir ne de taktik analizi, zira sahada sadece bir takım vardı dün gece ancak futbolun sadece taktik ve teknikten ibaret olmadığını bilenler için dünkü karşılaşma aslında tam bir sessiz bir çığlıktı, tabi duyabilenlere……Cuma günü yöneticilerine sorsalar “Fenerbahçe maçı mı daha önemli yoksa Liverpool karşılaşması mı?” diye, eminim büyük çoğunluğu ezeli rakipleriyle oynanacak maçı ilk sıraya koyardı. İşte bugünkü skorun sebeplerinden biri. Fenerbahçe maçından sonra öyle bir hava yaratıldı ki ne futbolcular eleştirildi ne de sahada ortaya koyulan teknik anlayış çünkü yenilginin nedeni belliydi: İsmet Arzuman. İşte bugünkü skorun sebeplerinden biri daha. Ve yine Fenerbahçe maçından sonra yerli yabancı tüm futbolcular üzerindeki etkisi düşünülmeden ve soğukkanlılıktan, profosyonellikten uzak bir şekilde yapılan açıklama: “bundan sonra ligde Paf takımı ile mücadele edeceğiz”. İşte bugünkü skorun sebeplerinden biri daha. (Yazının tamamı için: <ı>http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=111881<ı> ) Bugün bakıldığında Beşiktaş yönetiminin o günkü düşüncelerden az da olsa uzaklaştığını ama hala futbolun gerçeklerine ve doğrularına paralel kararlar almakta zorlandığını görmek mümkün; bunun en büyük kanıtı da alınmak ve satılmak istenen oyuncu sayılarının fazlalığıdır.<ı>

<ı>

Yeni Sezon

Beşiktaş geçtiğimiz sezonu üçüncü sırada (bence 4. olması gerekirdi zira Fenerbahçe’nin 3’lü averajda rakiplerine üstünlüğü bulunduğundan sadece Sivasspor ve Beşiktaş arasındaki averaja bakılması gerekirdi) ve geçen sezonların üzerinde bir puan toplayarak kapattı. Dahası eğer İ.B.B maçını kaybedip erken havlu atmasa siyah beyazlılar ligin sonuna kadar şampiyonluğu kovalamaya devam edebilecekti ki bu duruma en çok kadronun yeni ve özgüvenden yoksun olması neden oldu. Eğer aynı kadro önümüzdeki sezon da görevine devam etse ve Beşiktaş son 6–7 haftaya şampiyonluğun en ciddi adaylarından biri olarak girse mutlu sona ulaşma şansı elbette bu seneden çok daha fazla olacaktır.

Yönetimin bu sene için doğrusu ise yola Ertuğrul Sağlam ile devam edip transferleri sırf transfer yapmış olmak için değil ihtiyaç olan bölgeye yapmaya çalışmasıdır. Zira sık ve geniş çaplı kadro değişiklikleri hem teknik adam hem de futbolcular için hem uzun bir alışma süresi gerektirdiği hem de kolektif uyumu olumsuz etkilediği için takıma faydadan çok zarar vermektedir. Yeni sezonda Beşiktaş’ın, Ertuğrul Sağlam’ın tıpkı Holosko transferinde yaptığı gibi, kaliteli ve gereksinim olan bölgeye ama az sayıda transfer yaparak mevcut kadroyu geliştirmesi ve futbolun evrensel doğrularına daha çok riayet etmesi gerekmektedir ve eğer yola bu anlayışla devam edilirse önümüzdeki 2–3 sezonda mücadele anlamında eksiklik yaşamayan siyah beyazlıların en az bir şampiyonluk kazanması çok büyük olasılık olarak görünüyor.

 
Toplam blog
: 788
: 1417
Kayıt tarihi
: 11.11.07
 
 

Çoğu çocuk gibi ben de futbolcu olmak istedim, olmadı. Bu oyundan kopmamak adına üniversite yılla..