- Kategori
- Futbol
Beşiktaş-Fenerbahçe maç öncesi yorum

Beşiktaş-Fenerbahçe
Beşiktaş sahasında Fenerbahçe’yi ağırlayacak. Psikolojik ve teknik unsurları dikkate alarak maçın gidişatı ve sonucuna ilişkin fikir yürütelim.
Fenerbahçe’yi bekleyen tehlike!
Fenerbahçe en yakın rakibinden üç puan önde olmanın avantajıyla İnönü’ye gelecek. Bu nedenle bu maçta alacağı bir beraberlik ile hem koltuğunu korumayı sağlamış, hem de şampiyonluk yolundaki olası rakibi Beşiktaş’ın kendisine yaklaşmasına engel olmuş olacak. Beraberliğin Fenerbahçe’ye yarıyor olması Fenerbahçe için avantaj gibi görünüyor; çünkü Fenerbahçe son üç sezonda İnönü’de oynanmış olan maçlarda beraberlikten memnun konumda İnönü’ye gelmiş ve bu maçları kazanmıştı. Daum’un da yapı olarak her deplasman maçını bir puan cepte oynamak isteyen bir teknik direktör olması, bu durumun Fenerbahçe’nin lehine bir unsur gibi "görünmesini" sağlıyor. Aziz Yıldırım’ın maça yönelik olarak verdiği “beraberlik iyi sonuç” demecinin arkaplanında yatan anlayışın Daum ve oyuncularda da yerleşik olduğunu, değilse de başkanlarının bu demeciyle yerleşik hale gelmiş olabileceğini düşünüyorum. Fenerbahçe’li oyuncuların lige verilen üç haftalık aradan sonra, kısır bir futbol oynadığının farkındalığını yaşadıkları bir rakipten bir puan almalarının yeteceği bir maça çıkacak olmaları, onları bu maça yeterince motive edemeyebilir. Bu, Daum’a da etki edebilir bir unsur. Fenerbahçe açısından bir ümit; Daum’un ne Zico kadar yumuşak ne de Aragones kadar umursamaz olması. Daum söz konusu durumun bilincine varırsa, bu, olası psikolojik unsurun takım üzerinde yapacağı olumsuz etkiyi en aza indirecektir. Hatta Daum bunu sağlamaya yönelik olarak görece az Brezilya’lıyla maça başlamayı bile seçebilir.
Denizli’nin Trabzonspor maçı kadrosundan Tabata ya da Uğur’u çıkaracağını, Ekrem’de ısrar edeceğini, kadroya Nihat’ı dahil edeceğini düşünüyorum. Nihat sakatlık gerekçesiyle oynayamazsa Trabzonspor maçı kadrosunu olduğu gibi sahada görebiliriz. Orta saha oyuncularından birinin yerine Nihat seçiminin takımı güçlendirmeye yönelik bir seçim olacağını söyleyebilirim. Tabata ya da Uğur’a göre kesilme olasılığı daha düşük olsa da kesilen Ekrem olursa bu Beşiktaş'ı daha dengeli kılabilir Düz oyunda Nihat’ın koşu yoluna atılacak toplar takıma katkı sağlayacaktır.Tabata ve Uğur bu işi Ekrem'den daha iyi yapar. Nihat'ın varlığı, en azından Trabzonspor maçından farklı olarak takımın bir hücum planının olmasını sağlamış olacaktır. Denizli’nin Serdar Özkan’ı geçtiğimiz hafta on sekiz kişilik kadroya almış olmaması bu maç öncesi bir şaşırtmaca olabilir. Nihat ile birlikte iki çizgi oyuncusundan biri olarak ya da Nihat’ın yerine sahada onu görebiliriz. Denizli savunma ve orta saha kurgusunu bozmak istemeyebilir. Bu, Uğur ve Tabata’yı orta alanda, Nihat’ı da Nobre’nin yerine ön alanda görmemize neden olabilir ve bu Fenerbahçe’nin şansını artıran bir unsur olur. Nihat Galatasaray maçında benzer oyunun benzer bir parçasıydı ve Beşiktaş Nihat oyundan çıkana kadar ön alana kadar etkili gelmesine karşın ön alanda varlık gösterememiş, Nihat-Bobo değişikliğinden sonra arka arkaya pozisyonlar bulmuştu. Denizli’nin sol savunmada Üzülmez’i değil, Köybaşı’nı seçeceğini düşünüyorum.
Delgado takımı bu sezon da şampiyon yapabilir!
Delgado’nun takımla birlikte çalışmalara başladığı söyleniyor. Denizli’nin sürpriz eğilimine karşın onu sahada görmeyi beklemiyorum ama oyunun son bölümlerinde Delgado’yu kullanabilir. Mevcut oyunda Delgado, Beşiktaş’ın şampiyonluk yolunda en büyük silahı olacaktır. Geçtiğimiz yıl Delgado’nun sakatlığı Beşiktaş’ın ivme kazanmasını sağlamıştı. Delgado’nun sakatlığını atlattığı dönemde ise yapılan puan kayıpları artmıştı. Denizli geçtiğimiz sezon ön alanda Tello’ya daha çok sorumluluk veriyor, Delgado hem mevkisi hem de üstlendiği sorumluluk itibariyle “arka”da kalıyordu. Mevcut durumda Tello’nun ruhen yokluğu, takımın Delgado üzerine bir oyun kurmasını ve söz konusu oyuncunun veriminin artmasını sağlayacaktır. Denizli’nin mevcut durumda Ernst, Fink, Uğur, Ekrem gibi oyuncuların en az üçüne ilk on bir şansı verdiği dikkate alındığında Delgado “ön alanda” Beşiktaş’ın taşıyıcısı olabilir. Yani geçtiğimiz sezon, orta alandaki yokluğu ile Beşiktaş’ı şampiyon yapan Delgado bu sezon ön alandaki varlığıyla takımın şampiyonluğunda başrol oynayabilir.
Beşiktaş kağıt üzerinde kazanmaya daha çok ihtiyaç duyan takım ama pratikte bu böyle olmayacaktır. Denizli Wolsfburg ve Trabzonspor deplasmanlarında takımın iyi sonuç alması sağlayan oyunu oynamak isteyecektir. Hatta Eskişehir deplasmanı da buna eklenebilir. Bu oyun, kazanmak için oynanmayan; ama kazandıran klasik bir mücadele ve heyecan oyunu. “Top bu kez hangi oyuncuya çarpıp kaleye girecek, rakip girdiği gol pozisyonunu değerlendirebilecek mi” heyecanı bu. Kasımpaşa maçında da, Ankaragücü maçında da rakip savunmacılara çarpan toplarla gol bulunmuştu, Ankaragücü maçında rakip, oyunun son bölümlerinde girmiş olduğu gol pozisyonlarını değerlendirememişti. Eskişehirspor deplasmanında ise topun çarpması gereken kalecinin bir nevi içinden geçen top kaleye girmişti. Geçtiğimiz sezon da “saf mücadele” etkinliği Beşiktaş’ın iyi sonuçlar almasını sağlamıştı. Denizli bu maçta da “saf mücadele” etkinliğini artıracak oyunculardan kurulu bir kadro sahaya sürecektir. Milli takımın başındayken 1-0’ lık skorlarla kazanılan Hollanda ve Almanya maçlarının stratejisine benzer bir stratejisi olacaktır. Maç sonu tabelada benzer bir skor görebiliriz. Hollanda maçında gol sağ bek(açık) İlker Yağcıoğlu’nun ön alanda yaptığı bir orta sonucu Hakan Şükür vuruşuyla gelmişti. Köybaşı ve Nobre etkinliği ile bu maçın 1-0’ı da Hollanda maçı 1-0’ına benzeyebilir.
Trabzonspor maçı kadrosunda sadece Tabata / Uğur - Nihat değişikliği bekliyorum. Nihat bu oyunda yararlı olabilecek bir oyuncu; tabi oyun karakteri olarak. Şu anda içinde bulunduğu güven ve form durumunu ayırarak yapılmış bir derlendirme bu. Son oynadığı Ankaragücü maçında havadan gelen topu kontrol ederken bile sorun yaşıyordu. Denizli’nin Tello’yu kullanacağını sanmıyorum; doğrusu da bu. Tello’nun “psikolojik varlığı”, Beşiktaş’ın iyi yaptığı tek iş olan “saf mücadele”nin kalitesini düşürecektir. Bobo için de benzeri bir akıl yürütme kullanılabilir. Bobo konusunda Denizli’nin nasıl bir tavır takınacağını öngörmek zor. Hızlı olduğu için Bobo’yu Nobre’nin yerine oynatabilir. Denizli Bobo veya Tello’yu oynatacaksa, yönetim bu oyunculara artı prim vaat etmeli, herkesin alacağı primi alacak olmaları onlara cazip gelmez. Bir “hastalık durumu” söz konusu olduğu için normalin uygulamaları tedaviye sökmez ve normalin uygulamalarıyla Beşiktaş eksik oynar. “Artı prim” bu nedenle işe yarayabilir.
Daum Beşiktaş’a Galatasaray muamelesi yapmamalı
Maçın beraberlik karakteri yüksek bir maç olacağı söylenebilir. Oyunu açması olası anlar, özellikle Nihat(Özkan)’ın oynayacağı çizgiden Gönül ya da Carlos’un çıkışları olacaktır. Çizgide oynaması halinde Kazım’ın arkasına sarkması olası Köybaşı da benzeri bir etki yapabilir. Fenerbahçe’nin gol attıktan sonra hemen hemen her maç gol yemesi ile sonuçlanan bir düşüş, bir ritim bozukluğu yaşaması da oyunun beraberlik karakterini beslemeye yönelik bir unsur. Daum’un Carlos’un önünde Vederson’u oynatmasının daha olası olduğunu düşünüyorum; beraberliğin Fenerbahçe için iyi sonuç olması bunun nedeni ama rakip Beşiktaş, Galatasaray değil. Daum puan isteğini sahaya doğru yansıtmalı. Galatasaray forvetlerini bozmanın doğru metodu Vederson, Topuz gibi oyuncularla oyuna başlamaktı. İyi düzler, inceleri bozdu. Beşiktaş’ın ise inceleri değil, düzleri iyi. İyi düzleri, iyi incelerle bozmaya çalışmak gerekir. Daum inceye oynadığını düze de oynamak isterse bu Beşiktaş’ın ekmeğine yağ sürer ve Beşiktaş, araya sıkıştırdığıyla kazanmasını sağlayacak bir oyunun içine rakibini çekmiş olur. Yani Daum Beşiktaş’a Galatasaray muamelesi yapmamalı. Düze düz oynarsa, ki bunun daha olası olduğunu düşünüyorum, ibre Beşiktaş yönüne kayabilir. Daum, Galatasaray maçının aksine bu maçta ince oyuncu tercih etmeli; bu Beşiktaş düzlerini zorlayıcı bir unsur olacaktır. Topuz yerine Özer, Vederson yerine Santos gibi. Hatta bu hamle maçın Fenerbahçe adına sanılandan çok daha kolay geçmesini de sağlayabilir. Aynı akıl yürütme gereğince Carlos’un da takıma artı katkı sağlayacağı düşünülebilir. Diğer maçlarda değil ama bu maçta Carlos oynamalı. Devre arasına kadar oynanacak olan maçlarda ona izin verilmeli; “izin bildirimi” Carlos’a yapılırsa, bu, Carlos’un maç konsantrasyonunu artırmaya yönelik bir hamle olmuş olacaktır. Bilica’nın cezalı olması, oynanması olası oyun dikkate alındığında ve Bilica'nın iyi top kullanabilen bir oyuncu olması bağlamında, Fenerbahçe için eksi. Daum’un Galatasaray maçı fikriyle sahada olmasını daha olası görüyorum.
Daum incelerle oyuna başlarsa Denizli sert oyun oynamalı. Ernst daha savunmacı ve sert bir görev üstlenmeli. En ön bölgeden en arkaya kadar, yumuşak Fenerbahçe’li oyuncular, özellikle Kazım, Santos, Emre gibi oyuncular yıldırılmalı, bu oyuncular topla buluşmak istememeli. Bu, Fenerbahçe’yi fiili olarak eksik bırakmaya yönelik bir hamle olmuş olacaktır. Tabata, Ernst, Fink sert baskı yapabilecek ve Fenerbahçe’li oyuncuları yıldırabilecek karakterde orta saha oyuncuları. Fenerbahçe’nin sezon başından beri en iyi oynadığı maç olan Gençlerbirliği ve Galatasaray maçlarında rakibin Fenerbahçe’li oyunculara yaptığı faul sayısına bir bakın, Fenerbahçe’nin rakip karşısında çaresiz kaldığı ve şansının yardımıyla kazandığı Manisaspor maçında rakibin Fenerbahçe’li oyunculara yaptığı faul sayısına bir bakın! Denizli, Fenerbahçe-Manisaspor maçının kasetini birkaç defa izlemeli. Türkiye’de bu gidiyor!
“Saf mücadele” ve Fink Alex’i sahada kaybeder
Denizli “saf mücadele” unsurunun etkisini artırmak için Nihat/Özkan yerine Trabzonspor maçında olduğu gibi Tabata/Uğur ile de başlayabilir ve bu Beşiktaş’ın Fenerbahçe karşısında Trabzonspor maçında olduğu gibi bir küçük takım gibi görünecek olması sonucunu doğurur. Denizli’nin hücum planı oyunun son bölümüne yönelik olabilir. Bu unsur Volkan’ı da hataya zorlayan bir unsur olacaktır. Volkan’a uzun süre top gelmezse bu Volkan’ın konsantrasyonunu düşürebilir ve basit bir Volkan hatası maçı Beşiktaş’a getirebilir. Bir önceki sezonda İnönü’de oynanan şampiyonluk maçında Alex damgası vardı. Bunun nedeni savunmada Zan, orta sahada Delgado gibi oyuncularla, Alex üzerine oyun kurmuş olan Fenerbahçe’ye karşı oynama hatasıydı. Delgado’yla orta sahayı eksik bırakan takım Alex’li Fenerbahçe’nin istediği ortamı yaratmış, savunmada Zan da Alex’in iş bitirmesinde ona yardımcı olmuştu. Geçtiğimiz yıl oynanan maçta da yenilgiye aynı unsur zemin hazırlamıştı. Bu maçta ne Delgado ne de Zan oynayacak. Yerlerine oynayacak oyuncular Fink, Ferrari. İnönü'de Fenerbahçe galibiyetlerini doğuran son iki sezon koşulları bu maç öncesi değişmiş görünüyor. Fink bu maçta Alex’e yakın oynayacaktır. Hücuma katkı sağlayacağını, daha doğrusu sağlamak isteyeceğini düşünmüyorum. Alex’in oyun karakteri Fink’e iyi anlatılmalı. Fink, oyunun devamında Alex’in savunulması çok kolay olduğunu görüp “bundan bir şey olmaz” der ve savunmasını gevşetirse Alex oyunun son bölümlerinde cezayı kesebilir. Fink ve “saf mücadele” unsurları dikkate alındığında Alex’in, duran top etkinliğini ayırırsak, sahada kaybolmasını daha olası görüyorum. Ferrari’nin de sağlam savunmacı olduğunu dikkate aldığımızda Alex bir tek Sivok üzerinden ekmek yiyebilir. Sivok bu maçlarda yeterince soğuk değil. Daum Alex’i bu yönde uyarmalı ve Alex doğru bölgelerde gezinmeli.
Olası kadrolarla Ernst-Emre maçının sonucu, sonucu tayin eder
Fenerbahçe’nin hücum etkinliğinin Alex’in üzerine kurulu olduğu ve Daum’un oyunun devamında oynanan oyuna göre oyunda değişikliğe gitmesi olasılığının düşüklüğü dikkate alındığında, olası kadroyla (Galatasaray maçı kadrosu) Fenerbahçe’nin hücumdaki etkinliği Emre’nin etkinliğine bağlı olacaktır. Denizli’nin, Tello’nun oynamaması daha olası olduğu için, Ernst’ten ön alanda artı yararlanmak isteyeceğini dikkate aldığımızda, Emre bu imkanı bulabilir. Olası kadroyla Fenerbahçe kazanırsa Emre başrol oynar. Bu koşullarda, Ernst-Emre maçının sonucunun derbinin sonucunu tayin edeceğini düşünüyorum; tabi bu, oyuna ilişkin bir öngörü. Hangisiyle oynayacak olursa olsun, duran toplarda hata yapmaya daha müsait bir kaleciyle oynayacak olması Beşiktaş’ın eksisi. Beşiktaş’ın hücum anlayışı Eskişehir, Wolsfburg, Trabzonspor deplasmanlarından, hatta içeride oynanan Ankaragücü, Kasımpaşa maçlarından farklı olmayacaktır. Denizli, saf mücadeleden “arta kalan” zamanda atılacak bir gol ile kazanmak isteyecektir. Fenerbahçe’nin de gol düşünceli bir takım karakterine sahip olmadığı unsuru, Beşiktaş’ın “saf mücadele” oyunuyla bir arada değerlendirildiğinde, Daum’un da Galatasaray maçı kadrosuyla oynaması halinde, oyunun bereberlik karakteri yükselmiş olacaktır. Bu koşullarda Beşiktaş’ın gol atması zorlaşır; bu Trabzonspor maçındaki gibi bir zorluk değil. Trabzonspor maçı öncesi, Trabzonspor ön savunmasındaki Colman varlığı Ernst-Fink unsuruyla bir arada değerlendirildiğinde Beşiktaş’ın uzaktan atılacak bir şutla gol bulma imkanı olduğu maç öncesi kendini gösteriyordu. Zaten gol de Colman’ın kaptırdığı top sonucu gelmişti. Beşiktaş-Fenerbahçe maçı mevcut koşullarında ise, gol kendini önceden göstermiyor. M.United maçında Beşiktaş'ın hücum taktiği şans üzerine kuruluydu, “şans kötü oynayınca” Beşiktaş gol atamamıştı. Şans, Fenerbahçe maçında iyi oynayabilir. Bu maçtaki oyun Beşiktaş - M.United maçı oyununa benzeyebilir. Bu, maçın skorunu bile aynı kılabilir.
Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde Fenerbahçe’li oyuncular yaklaşık 10 km fazla koşmuştu; amansız baskı Fenerbahçe’yi oyunun hakimi kılmıştı. Olası kadrosuyla Fenerbahçe’nin hakim görüntüsünü bu maçta göreceğimizi düşünmüyorum. İnce kadro seçilirse, takım top kullanma becerisiyle bunu sağlayabilir. Maçın sonunda Beşiktaş’lı oyuncuların Fenerbahçe’li oyunculardan daha çok koşmuş olacaklarını düşünüyorum.
Nihat Mpenza, Guiza Tello, Topuz Toraman olabilir!
Denizli eğer Ernst’in Trabzonspor’a atmış olduğu golün etkisi atında kalır da Ernst’e gereğinden fazla şut görevi verirse bu Beşiktaş’ın zararına olur; çünkü Volkan’a çok şut doğru değil; bu Volkan’ın dikkatini üst seviyede tutar. Volkan’a beklemediği anda vurmak gerekir. Ernst’in hücum görevlerinin artırılmış olması takım savunmasının, bir başka deyişle “saf mücadele” unsurunun etkisinin aşağı çekilmiş olması sonucunu da doğurabilir. Olası golde Ernst katkısı bekliyorum; çünkü Tello’nun da olası yokluğunda hücum sorumluluğunun önemli bölümü savunmacı Ernst’in sırtına binecek. Beşiktaş’ın ön alanda sadece Ernst, Nihat, Nobre ile gol arayacağını düşünüyorum. Fenerbahçe savunmasında Bilica’nın yokluğunda Önder’in oynayacak olması Beşiktaş için artı gibi dursa da Denizli’nin tek santraforlu ya da 11 savunmacılı oyun oynaması daha olası olduğu için Önder, Lugano’nun yanında sırıtmayabilir. Ancak Denizli Fenerbahçe’li oyuncuların görece öne çıkmasını sağlayabilirse, ki bu kadro bunu sağlayabilir, geniş alanda Önder, Nihat’ı Mpenza yapabilir. Önder’in sahadaki varlığı Beşiktaş’ın “araya gol sıkıştırma” şansını artıran bir unsur. Nihat köşe vuruşlarında veya köşe vuruşu benzeri duran toplarda da takıma katkı sağlayabilir. Toraman'ın da korner sevdiği dikkate alındığında bu da Beşiktaş için bir silah. Alex veTopuz'un varlığı duran topları Fenerbahçe için de silah kılıyor. Topuz sezgileri kuvvetli bir oyuncu; bu ona duran top hücumlarında katkı sağlıyor. Alex'in yardımıyla Topuz, Toraman olabilir! Önder ve Rüştü'nün varlığı bu oyuncuların duran top etkinliğinin skora yansıma olasılığını artıran bir unsur. Beşiktaş’ın, 11 kişiyle savunma yaptığı Trabzonspor maçında bile rakip santrafor Umut’un savunmasının arkasına kolayca sarkmasını sağlayan bir savunma anlayışına sahip olduğu dikkate alındığında Guiza ya da Kazım’ın Beşiktaş savunmasının arkasına sarkmaları olası. Guiza oynarsa cezayı kesememe olasılığı yüksek; çünkü Guiza’nın İnönü’de keseceği ceza ve olası Fenerbahçe galibiyeti, Guiza’nın devre arasında takımdan ayrılma hayallerini suya düşürür; “duygusal etkilerle” Guiza’nın kalecinin üzerine ya da dışarıya vurma olasılığını daha yüksek görüyorum; Kazım ya da Semih sarkmalı / oynamalı.
İki kötünün maçında, iki kötü de favori gösterilmeyi hak etmeyecek kadar kötü! Detay gibi görünen ama detaydan öte olan unsurlardan en önemlisi Daum’un oyuncu seçimi olacaktır. Denizli’den bu derbide sürpriz beklemiyorum. Beklediğim en büyük sürpriz Özkan ile başlaması olur. Denizli’den “sürprizsiz derbi” beklentim gerçekleşirse bu Denizli’nin en esaslı sürprizi yapmış olduğu anlamına da gelebilir. Yani Denizli’den, ön savunmacı olarak Ekrem’i, sol açık olarak da Bobo’yu kullanması gibi seçimler beklemiyorum. Alex'in skora yaptığı katkıyı ayırıyorum, Fenerbahçe'nin hücum oyununa en önemli katkıyı Emre ile Gönül sağlıyor. Gönül'ün varlığı Denizli'nin Bobo'yu sol açık pozisyonunda oynatmak istemesine engel bir unsur. Denizli oyuncu seçimlerinde hata yapacak olursa, bu hatasının Nihat’ı santrafor pozisyonunda kullanması ve/veya Ekrem ısrarıyla sınırlı olacağını düşünüyorum. Daum’un, elindeki malzemeden çıkartılabilecek en iyi on biri sahaya sürmesi halinde Beşiktaş’ın kazanması sürpriz olur; çünkü Beşiktaş hangi oyuncularla oynarsa oynasın dağınık oynuyor; 11 kişi savunma yaparken, oyuncuları hücum sorumluluğu hissetmiyorken bile. Maça ilişkin öngörüm, Daum’un Galatasaray maçı kadrosuyla oynamak isteyeceği ve beraberlik karakteri yüksek oyunda maçın bir tarafa dönmesi halinde, bu tarafın Beşiktaş olmasının daha olası olduğu yönünde.
Cüneyt Çakır favori görünüyor
Cüneyt Çakır, Hüseyin Göçek, Fırat Aydınus’tan birisinin maça atanmasını bekliyorum. Hüseyin Göçek’in Beşiktaş’ın Kasımpaşa ve son hafta oynanan Eskişehirspor-Denizlispor maçındaki hataları bu maça atanmasının önünü kapamaya yönelik bir unsur. Fırat Aydınus’un da bu sezon eskisi kadar tutulmadığı dikkate alındığında, bu sezon idare ettiği maçlarda dikkat çeken bir hata yapmamış Cüneyt Çakır’ın bu maça atanması daha olası. İkinci devre oynanacak Galatasaray-Fenerbahçe derbisi için Bülent Yıldırım’ı düşünüyor olmalılar. Kaldı elde üç İstanbul derbisi. Cüneyt Çakır, Hüseyin Göçek bu derbilerde mutlaka görev verilecek olan hakemler; üçüncü hakem ise form durumuna göre Aydınus, Yıldırım, Özkahya’dan biri olur. Sezon başı derbi adayları arasında Deniz Çoban da yer alıyordu ama Bursaspor-Fenerbahçe maç performansı bu sezon bir İstanbul derbisi almasına engel. Çakır’ı Kadıköy’de oynanacak herhangi bir derbiye atamak istemeyebilirler. Bu unsur da onun bu maç için şansını artırıyor.