- Kategori
- Eğitim
Bilim ve cehalet

Bilginin, en son hızla tüketildiği, bilgiyi bilmenin hala çok daha erdemli olduğu 1789 Fransız Devrimi ve sonrasındaki yıllarda, eğitim, bilme, keşfetme bir çağ atladı.Sanki bir el değdi, dünyada insanoğlunun bilmesi gereken ne varsa 17 ve 18 yüzyıllarda ortadaydı. Kapanın elinde kalır misaliydi. 17 VE 18 yüzyıllarda hala okuyabiliyorduk, bilgiye çok çabuk erişemediğimiz için, okumak zorundaydık, meraklıydık, bildiklerimizi taşımak zorundaydık. Anlatmak zorundaydık. Sistemin içindede olsa hala bilmek önemliydi.Bir aydınlanma çağıydı bu anlamda.Yapılan devrimler, kadınların kendini ispat etme isteği, ekonomik çalkantılar, toplumların ulusallaşması ve bu uğurda yapılan savaşlar, tarihi eserler, kültürün doğudan batıya taşınması, hep bu dönemin insanların son aydınlık çağı diye düşünmüşümdür. İnsanoğlunun bilmeye, öğrenmeye karşı verdiği belki son çabalardır.
Sonrası ise bir karanlık.Ama tarihin her döneminde bilgi bilinilmemesi gereken bir şeydi.Ve bilgi egemen sınıfların elindeydi.Eğitimde buna paralel gelişiyordu.Eğitimde egemen sınıfların elindeydi, bu bugün de böyle o zaman da öyleydi.İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİ, CORDOBA KÜTÜPHANESİ, Haçlı ordusu zaten bir bilgi katliamıydı. Rönesans sonrası MANASTIR KÜTÜPHANESİ ve onca değerli kitaplar.Ya yurtlanma ile ilgili yüzyıllar boyunca sorunlar yaşayan, her gittikleri ülkeden yakılarak yıkılarak kovulan, İbranilere ne demeli İBRANİ KÜTÜPHANESİ ve yakılan kütüphaneler.O yüzden 1789 Fransız devrimi, beraberinde gelen Rönesans dönemi bilginin en son insan elinde kaldığı yerlerdir, Şimdi ise bilgi sadece egemen sınıfın öğrettiği bir şey haline geldi.Eğitim bizi yönetenlerin ideolojilerinden farklı gelişmediği için öğretilenlerde bize sadece sisteme tutunmak için birer yol gösterici olarak kaldı.Halbuki biraz daha evrensel düşünemiyoruz bu konuda.Yalnız bu sorunu, bütün dünyanın sorunu olarak ele almak lazım.Dünyada şimdi bilgiyi erişmek bu kadar kolayken, daha bir zorlaştı sanki. Çünkü globalleşti diye söylem tutturduğumuz şey aslında bir bilgi birikimi değil. Sadece ve sadece kapitalizmin globalleşmesinden söz ediyoruz.
Bilgi şimdi daha değerli.Ama kimse bildiğinden daha fazlasının bilmek istemiyor.Yeni gelen nesil için söylüyorum.Sistemin oku diye ısrar etmesini bu anlamda çok ikiyüzlü bir davranış olarak görüyorum.
İnsanoğlunun belki en büyük özelliği olan zeka, keskin sirke küpüne zarar misali olmuştur bir süre sonra.Zeka öncelikle toplum olmak için kendini var etmek için olan bir olgu iken sonrasında tam tersi bir durum olmuş kendimize zarar verdiğimizle kalmamış aynı zamanda dünyanın yaşam koşullarını terse çevirmiştir.Bilgiyi bilmemek artık günümüzde ayıp değil.Çünkü yarışma programlarında, günlük gazetelerde, insanların söylemlerinde görüyorum.Bilgisizliklerine gülüyorlar.Bu çok normal bir davranış mıdır.Bence normal bir davranış değildir fakat bir süre sonra normal bir davranış olmaya başlayacaktır.Çünkü sistem bunu istiyordu.
Aslında bizi ne kadar kişilik sahibi yapmak istedilerse de aslında tam tersi de bir durum oldu o kadar kişiliksiz olduk. Okuma yazma bilmeyen büyükannelerimizin, dedelerimizin, bile bizden daha doğru söylemleri var yaşamla ilgili olarak.Çünkü hala bilebilmenin güzel olduğu bir dönemin çocukları onlar.Bizlerin teknoloji denilen bir handikapı var.Bizler bilginin daha kolay olduğu bir dönemin çocukları olarak bilmemenin daha güzel olduğu bir dünya istiyoruz sanırım. Şimdi annelerimizi görüyorum, artık mevludler için pilav yapmıyorlar. Ev baklavası isteyince yaptırıyorlar.Bu şekilde yaşamını idame ettiren insanlar var.Çünkü en basit şeyi biliyorlar “pilav yapmasını değil, insanların bir süre sonra satın alınan bir bilgi olarak pilavın nasıl yapıldığını unutulacağını biliyorlar”
İşte meselenin özü.Bilebilmenin hala güzel, bilenlerin hala konuştuğu ve dinlenildiği bir yerler olmalı
Sevgilerimle YASEMİN YENİL