​ Bir acayip mor adam / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '07

 
Kategori
Anılar
 

Bir acayip mor adam

Bir acayip mor adam
 

Bu bir mor adamın öyküsüdür. Ben onu tanıdım, keşke siz de tanısaydınız. Zaten her insanın hayatında hep mor adamlar olmalı bence. Mor adam deyince doğaüstü sanmayın onu. Sizin benim gibi bir insan, ama mor bir insan. Bir pasaj düşünün; demir parmaklıklı kocaman girişi olan bir pasaj. Girişte sizi, biri yukarı, biri aşağı iki merdiven karşılar. Birde levha Mor adam... Levhanın üstünde bir ok yukarıyı işaret eder. O pasajda bir tane mor adam yaşamaz. Birden fazladır onlar. Hepsi de mor olmasa bile. Ellerinde her renk boya, tiner ve vernik kokusu mevcuttur onların. Kimi resim için çerçeve hazırlar, kimi toprak boya karar. Bir tanesi elektrikli mangalda balık kızartır. Az sonra rakısına eşlik etmesi için. Sanatçıdır onlar. Hangi mevsim, hangi balık, hangi içki ile iyi gider en iyi onlar bilir. Bu pasajdan kimler geldi kimler geçti der, ressamlardan daha yaşlı olanı. Ama ben hâla buradayım. Ben bu işin eğitimini almadım, her şeyi kendim öğrendim diye devam eder lafa. Bir bardak içti mi çenesi açılır. Başka zaman böyle değildir. Emekli bir memur, iyi bir adam. Bizden zarar gelmez kimseye komşu der hep. Gelmez tabii sanatçı adamın ne zararı olur insana. En çok alaylı olmasıyla öğünür. Fırça nasıl tutulur, figürler nasıl yerleştirilir, boya nasıl harmanlanır hep kendi kendine öğrenmiş. Bir övünç kaynağı da mor adamla tanışmış olmasıdır. Neden mor adam diye soranlara , önce acıyan gözlerle bakar sonra anlatmaya başlardı;"O ilk geldiğinde ben yine kurmuşum soframı, kapıdan bir kafa uzandı içeri selam verdi. Aldım selamını. Ben yan tarafa taşındım dedi. Hoş geldin dedim, gel buyur içeri. Geldi. Oturdu karşıma. Tam şu senin oturduğun sandalyeye oturdu. Göz ucu ile resimlerime bakıyor, biliyorum. "Beğendin mi?" diyorum. "İlginç" diyor. "Neresi ilginç" diyorum. Başlıyor okul dilinden anlatmaya. "Tamam" diyorum" bulduk belayı .Boş ver" diyorum "kitap ağzını da, hayatın resmini çizdin mi?" diye soruyorum. "Bu günün, bu anın resmini çizebildin mi, hayat hangi renk bilir misin?" Duruyor bir an gözleri dalıyor. Düşünüyor. Uzun uzun düşünüyor." Hayatın rengini bilmem ama benim rengim mor." diyor. Benim dükkânın önüne dayadığı levhayı gösterip "Benim rengim mor" diyor. Biraz pişman biraz hayretle "Neden mor, neden başka renk değil?" lafları dökülüyor dudaklarımdan. Cevap vermiyor. O günden sonra uzun yıllar beraber, yan yana sanat yapıyoruz. Ben kahvehane, birahane duvarları boyuyorum. O öğrenci yetiştiriyor. Çoğundan para bile almadan öğrenci yetiştiriyor. Bir gün baktım atölyesi bom boş. Toplamış her şeyini gitmiş bir hafta sonu. Yanında yine o arkadaşı varmış. Bir kamyonete sığmış tüm eşyası. Geldiği gibi gitmiş sessizce mor adam. Bir bu levha kaldı ondan geriye "Mor Adam" diye. Herkesin hayatında mor adamlar olmalı...

 
Toplam blog
: 405
: 914
Kayıt tarihi
: 19.04.07
 
 

Okumayı ve kendimce yazmayı severim. Samimi eleştirilere açık biriyimdir. ..