- Kategori
- Sosyoloji
Bir apartman yönetim öyküsü

Yönetmek mi? Yönetememek mi?
1990 Yılarının ortalarına doğru oğlum doğmuş kirada oturuyorduk. Eşim çalışıyordu, o yıllarda doğal gaz kullanımı çok azdı. Neyse eşimin abisinin kaloriferli olan daireli evinden kiracısını uygun bir zamanda çıkararak, kiracı olarak o daireye taşındık. Binaya gittiğimde inanılmaz şeylerle karşılaşmıştım;
1-Herkes herkesin arkasından konuşuyordu, İletişim informal (dedikodu) yöntemiyle yapılıyordu,
2-Herkese göre apartman yöneticiliği yapanlar potansiyel hırsızdı,
3-Apartman sorunlarının konuşulduğu toplantı, binanın Bodrumunda ayakta dikilerek, birbirine bağrılarak yapılıyordu,
4-Binamıza sürekli olarak alacaklılar gelirdi,
5-Kimse kimseyi dinlemiyordu, bazı sakinler arasında küslükte vardı,
6-Hesaplar karmakarışıktı, bakkal defteri niteliği kadar bile düzenlilik yoktu,
7-Yapılan harcamalar sadece sözlü yapılıp, karşısına bedel yazılırdı.
Kısa bir gözlem ve beklemeden sonra şapkam kafamdan uçmuştu, bütün bu olanları anlamakta zorlanıyordum. Hemen ertesi yıl, yöneticiliği bana teklif ve tevdii ettiler. Bende kabul etmek zorunda kaldım. Neyse başarılı olmalıyım ki her yılın sonunda benden yönetici olmam konusunda çoğunluğun rica ve baskısı oluşuyordu. Dört yıl boyunca bir çok sorunla uğraştım. Hatta hidrofor motorunu tamire taşırken belimi incitmiştim. Kalorifer için alınacak kömürü kişisel senet imzalayarak aldığımdan, ödemelerdeki gecikme ve protesto nedeni ile Merkez Bankasına dolandırıcı zanı ile ismim kaydoldu. (Sonrada öğrendiğim bu sorunu gidermek için bir sürü, yorucu bürokratik işlemlerle uğraştım.) Öncelikle Apartmanda iletişim modülünü değiştirme çabalarım oldu ve herkesi toplantılarda evime davet ettim, onlara ikramlarda bulundum. (Helali hoş olsun.)
Dört yılın sonunda bu yöneticilik işinden artık sıkılmıştım, sorumluluk hastası biri olarak ta yorulmuştum dile kolay 24 daire ve birikmiş bir sürü sorun. Son toplantıda artık bu sorumluluğu almak istemediğimi dolayısı ile bunu başka bir apartman sakininin, öncelikle gönüllü birinin yapmasının daha verimli olacağını söyledim ve öneride bulundum. Ancak hiç kimse gönüllü değildi, benim devam etmemi tekraren rica ettiler, artık bırakmak konusunda kararlı olduğumu onlara anlattım. Neyse 2.girişte fazla da tanımadığım bir sakin kendisinin bu işi yapabileceğini söyledi, bende yarın uğra defterleri ve kalan parayı kendisine vereyim diyerek toplantıyı kapattık. Toplantı bittikten sonra kapımızın zili çaldı kapıyı açtığımda alt komşularımızdan bir abi: --Nizamettinciğim sen defterleri ve parayı o arkadaşa verme her şey sadece sende dursun, bundan sonraki süreçte hiçbir şey yapmazsan bile onun yapacağından daha yararlı olur diyip bana ısrarda bulundu. (Fazlaca detay vermemişti, ama olacakları sezmiş, biliyor gibiydi.)
Ben de : -Lütfen abi, ısrar etme, sıkıldım ve yoruldum, her ay kapıları dolaşıp para toplamak herkese her şeyi anlatmak zor gelmeye başladı ve zaten çalıştığım şantiye de çok yoruluyorum dedim, nazikçe onu uğurladım.
Diğer girişteki doğu Karadenizli gönüllü yönetici adayı genç arkadaşa kalan parayı ve defteri imza karşılığında teslim ettim. Tam bir yılı geçtikten sonra apartmanımızın tapularını alacaklarını ifade ederek bir toplantı düzenlediler ve her birimizden ciddi paralar topladılar. (Bana aidat için 1 TL vermeyen bina sakinleri ona her biri 500 TL vermişti, hayretler içindeydim, bir mühendis olarak itiraz ettim, bana yahu bu kadar zor durumda olanlar veriyor ayıp olmaz mı mühendis bey dediler, psikolojik baskı yaptılar, ikna olmadım ama neyse ki son taksiti vermeyerek de zarardan 150 TL kara geçmiştim.)
Hiçbir eğitimi olmayan, çalışmayan, sadece at yarışı iştigal konusu olan bu zata herkes inanmıştı, (herkesi inandırmıştı, gerçekleri kimse duymak istemiyordu, onlar yalan duymak ve kandırılmak istiyordu.) şaşırmıştım. Hayal kırıklığına uğramıştım. Hatta biraz da kıskanmadım değil hani.
Tam bir yılı geçkin bir zaman sonra apartmanın sahanlığının karanlıkta olduğunu gördüm sorgulayınca faturanın ödenmediği ve saatin TEK tarafından söküldüğünü öğrendim, sonraki günlerde kapıcı bana geldi abi evin elektriği kesilmiş, suyu kesilmiş diye onların da faturaları da ödenmemiş saatler sökülmüş. (O benim gibi sorumlu bir eşek, eğitimli namuslu saftirik arıyor, ama yok tabii eloğlu uyanık, oynanan altılının memlağı yükselmiş, alta araba da çekilmiş.) Hidrofor bozulmuş, yapılmayınca düzenli su akmaması nedeni ile apartmanda bir sürü sakinin makineleri bozulmuştu. Bakkalda gördüğüm yöneticiye sorduğumda ise sanki tüm bu sorumsuzlukları ben yapmışım gibi konuşuyor ve öyle davranıyordu. Tapuları merak mı ettiniz? Halen alınıyor, son olarak yaptığımız bir toplantıda kavga çıktı. Yumruk yumruğa geldik. Nerde tadilat projesi? Nerde belediyeye ödenen paraların belgeleri? Yok.
Alt komşu abi ile bir gün kapının önünde karşılaştık, merhabalaştıktan sonra, bana:
-Nizamettinciğim ben sana son toplantıdan sonra kapıya gelip ne dedim hatırladın mı? Senin ciddi anlamda yapmayacağın yöneticilik onun yapacağından, daha iyi ve ehvendir diye. Ayrıca o binada 1.katta daire satın aldım, bende artık bina sakiniydim artık. Sonuç;
1-Diğer girişle bizim girişi yönetsel olarak yasal olmayan bir şekilde ayırdık, konuşmuyoruz ayrıca,
2-O yönetici müsveddesi vatandaş halen altılı oynuyor ve çalışmıyor, tapuları halen bana soruyorlar, (Ya Nizamettin bir el atta bu işi halledelim diye, yemem daha, reyler, paralar namussuzlara, hamallık ve eşeklik bana)
3-Onlarla olan ortak sorunlarımızı çözmek orta doğuda siyasal sorun çözmek kadar zorluklar taşıyor,
4-Bizim girişte benim yoğun katkılarımla ve yıllık iznimin 9 gününü harcayarak belediyeden 12 bank alıp, çiçekler dikerek, parke taşı döşeyerek, asma dikip çardaklı, demir korkuluklu, demir kapılı bir bahçe yaptık, sosyalleştik, 3 tane geniş masamız var, doğum günleri, nişan, asker uğurlama törenlerini bahçede yapıyoruz.
Bunu niye anlattığımı yaşlılık nedeni ile unuttuğum korkusuna kapılarak ürktüm birden. Hımm tamam konuyu bağlayacağım.
Deneyimini yaşadığım bu apartman yönetim örneğini, kurum, yerel, merkezi ve özellikle ülke yönetimlerine tahvil edebilir miyiz? Ne dersiniz?
(Not: İçimde bir ukte olan bu toplum insanını ve bu toplumu daha iyi anlamak ve algılamak adına bu yıl İstanbul Üniversitesinin Uzaktan Eğitiminin SOSYOLOJİ bölümüne kaydoldum.)
Nizamettin BİBER
Uzman İnşaat Mühendisi