- Kategori
- Güncel
Siren sesi ve Antakyalının güvensizliği

Antakya
Hatay'daki kamplarda kimler kalıyor? Suriyeli mağdurlar mı konaklıyor? Özellikle günlük hayatları kamplardan etkilenen Antakyalılar bu kamplar konusunda ne düşünüyor? Onlara göre, Suriye’deki çatışmalardan kaçmış ailelere sahip çıkılmalı idi. Bölge halkı kampları ikiye ayırıyor; Ortalama halkın yaşadığı kamplar ve kışla olarak faaliyet gösterenler. Teröristler olarak tanımladıklarının da her iki kampta kaldıklarını belirtiyorlar. Bu kamplarda kalan teröristler sabah işe gider gibi Suriye’ye gidip terör mesaisini yapıyor, Akşam ise Türkiye’deki kampa geri dönüyorlar. Sadece farkları kart basmadıklarıdır. Teröristler akşam saatlerinde ise Antakya’ya iniyor, çarşıda geziyor, parklarda eğleniyor, alış veriş yapıyorlar.
Yaralı olanlar hastanede öncelikli olarak tedavi ediliyor. Acil serviste, kalp krizi geçiren Antakyalıdan önce yaralı terörist tedavi ediliyor. Suriye’de gidip boğaz kesmiş, insan safarisi yapmış, çarşı pazarda pompa patlatmış yüzlerce insanı öldürmüş vahşi terörist huzur içinde yaşayan bir mahallede ev kiralayıp, korku ve dehşet sebebi olabiliyor ayrıca. Şehirde lokantalarda yemek yiyip Başbakanın konuğu olduklarını, ödeme yapmayacaklarını söylüyorlar. Taksiye binip aynı gerekçe ile para vermek istemiyorlar.
Hastanelerde hemşirelere tacizlerde bulunuyorlar, Antakyalılar ise teröristler birlikte işte böyle bir hayatı yaşamak zorunda kalıyorlar. Hatta Antakya’da yaşam Ambulansla özdeşleşmiş, terör faaliyetlerini sembolize ediyor gibi. Bunun filmi bile yapılabilir çünkü senaryo çok net bir şekilde yazılmış ve oynanıyor gerçek yaşamda. Onlarca Ambulans gidip geliyor, ya terörist taşıyor ya da teröre silah. Ambulans bölgede bir korku ve tedhiş unsuru. Antakyalı aileler, Ambulansların her geçişlerinde çocukların ürktüklerini, dehşete düştüklerini ifade ediyorlar.
Zaman zaman elektrik kesilerek zifiri karanlıkta Suriye’ye yapılan terörist sevkiyatları, elektriğin kesilmesi bölge halkının olup biteni görmesini engellemiyor tabii doğal olarak. Bu yüzden kendi ülkesinde huzursuz, güvensiz ve mutsuz Antakya’lı.
Kişisel ve ailevi güvenliğini sağlama alma düşüncesi onların yaşamsal amacı haline gelmiş durumda. Antakyalılar bölgede himaye edilen teröristler yüzünden güvenliklerini düşünmekten başka bir şeyle uğraşamaz hale gelmiş durumdalar.
Olumlu ve iyi şeyleri ümit etmekten ve bu durumu dile getirmekten başka elinden fazla bir şey gelmeyen bana, bu kadar olumsuzluğun içinde birde buna da üzülmek kalıyor.
Düşünüyorum da Antakyalı ve ben bunları hak mi ediyoruz?
Nizamettin BİBER
Uzman İnşaat Mühendisi