- Kategori
- Basketbol
Bir basketbol yazısının zamanı geldi sanırım

Değerli okurlar, uzun zamandır elim gidip, konuyu toparlayıp bir yazı yazamadım. Yaz mevsiminin verdiği rehavetten olsa gerek?
A Milli Erkek takımın Avrupa Şampiyonası öncesi, Efes Cup sonrası basketbol konuşulur olmaya başladı. Ben de uzun zaman süren miskinliği bu gün İstanbul'a yağışla gelen serin havanın desteği ile atmaya karar verdim :)
Yine çok spesifik olmamaya çalışacağım. Olan bitene daha geniş bir gözlükten bakmaya çalışacağım.
Her işte olduğu gibi basketbolde de başarı ve Uluslararası turnuvalarda kürsüye çıkmak uzun ve meşakkatli bir çaba gerektiriyor. Bizler ise Akdeniz sıcakkanlılığı ile herşey çabucak olsun istiyoruz. Ama tabi olmuyor.
Takım geçen Şampiyonada 6. oldu diye, bir de ilave NBA'de oynayan iki oyuncumuz geldiler diye takımdan her maçta galibiyet ve şampiyonluklar istiyoruz. İsterken Efes Cup'ta oynadığımız Sırbistan ve Hırvatistan'ın NBA'de bu güne kadar kaç oyuncu oynattıklarına hiç bakmıyoruz? Bu takımların Yugoslavya dağılmadan kaç kez Dünya, Olimpiyat ve Avrupa Şampiyonu olduklarına hiç bakmıyoruz!
Yugoslavya ile bu güne kadar kaç kez oynamışız, kaç kez yenebilmişiz ona da bakmıyoruz! Bu ülkelerde sokakta gezerken 2 metrelik kaç adama rastlıyorsunuz, kaç kulüpte kaç oyuncuları var, bunlar da önemli değil! 12 dev adam herşeyin üstesinden gelir diye düşünüyoruz. Ama kazın ayağı öyle değil.
Avrupa Şampiyonası'nda oynayacağımız ilk maç Litvanya. Bu ülkeyi tarihimizde ilk kez Japonya'daki Dünya Şampiyonası'nda yenme başarısı gösterdik. Yanılmıyorsam bunu da turnuvada iki kez başardık. Sevindirici, ama her zaman olabileceği manasına gelmiyor.
Litvanya'ya bir kez gidebilseniz, bu ülkenin nasıl bir basketbol ülkesi olduğunu görebilseniz, sokaktaki averaj adamın bizde yeni yeni bulduğumuz 2 metrelik adamlarımız boyunda olduğunu görseniz, söylediğimi daha rahat algılayabilirsiniz. Basketbol de uzun insanların yaptığı bir spor. Üstelik futbol gibi ülkemizde herkesin teknik direktör olduğu bir bilgi birikimine de sahip değiliz. Oluyor ama yavaş yavaş.
Merak ederseniz komşumuz Yunanistan'ın nasıl Dünya Şampiyonası finali oynayabilir seviyelere geldiğini, ülkeden kaç gencin devşirme olarak ABD'ye yollandıklarını, nasıl uzun bir süreç yaşandığını öğrenin. Kaç Yunan takımının kaç kez Avrupa kupası finallerinde mücadele ettiğini rakamlarla bir alt alta yazın. Hiç bir şeyin kolay olmadığını göreceksiniz.
Yolumuz doğrudur. Basketbol federasyonu başta Turgay Demirel olmak üzere Uluslararası alanda Türkiye'nin önünü açacak işlere imza atmaktadır. Takımımız geçtiğimiz Dünya Şampiyonası'na hak etmediği halde kontenjandan davet edilmiştir. Takım da bunun hakkını eksiklerine rağmen vermiştir. Önümüzde Avrupa Şampiyonası, olursa Olimpiyatlar, sonra ülkemizde düzenlenecek Dünya Şampiyonası var. Yol doğrudur ama uzundur, meşakkatlidir, sabır, çalışma, organizasyon, yatırım, bilgi, koordinasyon, insan kaynağı gerektirir.
Bunlar böyle bilinirse olan biteni sanırım daha rahat anlayabiliriz.
Saygı ve sevgilerimle.
A Milli Erkek takımın Avrupa Şampiyonası öncesi, Efes Cup sonrası basketbol konuşulur olmaya başladı. Ben de uzun zaman süren miskinliği bu gün İstanbul'a yağışla gelen serin havanın desteği ile atmaya karar verdim :)
Yine çok spesifik olmamaya çalışacağım. Olan bitene daha geniş bir gözlükten bakmaya çalışacağım.
Her işte olduğu gibi basketbolde de başarı ve Uluslararası turnuvalarda kürsüye çıkmak uzun ve meşakkatli bir çaba gerektiriyor. Bizler ise Akdeniz sıcakkanlılığı ile herşey çabucak olsun istiyoruz. Ama tabi olmuyor.
Takım geçen Şampiyonada 6. oldu diye, bir de ilave NBA'de oynayan iki oyuncumuz geldiler diye takımdan her maçta galibiyet ve şampiyonluklar istiyoruz. İsterken Efes Cup'ta oynadığımız Sırbistan ve Hırvatistan'ın NBA'de bu güne kadar kaç oyuncu oynattıklarına hiç bakmıyoruz? Bu takımların Yugoslavya dağılmadan kaç kez Dünya, Olimpiyat ve Avrupa Şampiyonu olduklarına hiç bakmıyoruz!
Yugoslavya ile bu güne kadar kaç kez oynamışız, kaç kez yenebilmişiz ona da bakmıyoruz! Bu ülkelerde sokakta gezerken 2 metrelik kaç adama rastlıyorsunuz, kaç kulüpte kaç oyuncuları var, bunlar da önemli değil! 12 dev adam herşeyin üstesinden gelir diye düşünüyoruz. Ama kazın ayağı öyle değil.
Avrupa Şampiyonası'nda oynayacağımız ilk maç Litvanya. Bu ülkeyi tarihimizde ilk kez Japonya'daki Dünya Şampiyonası'nda yenme başarısı gösterdik. Yanılmıyorsam bunu da turnuvada iki kez başardık. Sevindirici, ama her zaman olabileceği manasına gelmiyor.
Litvanya'ya bir kez gidebilseniz, bu ülkenin nasıl bir basketbol ülkesi olduğunu görebilseniz, sokaktaki averaj adamın bizde yeni yeni bulduğumuz 2 metrelik adamlarımız boyunda olduğunu görseniz, söylediğimi daha rahat algılayabilirsiniz. Basketbol de uzun insanların yaptığı bir spor. Üstelik futbol gibi ülkemizde herkesin teknik direktör olduğu bir bilgi birikimine de sahip değiliz. Oluyor ama yavaş yavaş.
Merak ederseniz komşumuz Yunanistan'ın nasıl Dünya Şampiyonası finali oynayabilir seviyelere geldiğini, ülkeden kaç gencin devşirme olarak ABD'ye yollandıklarını, nasıl uzun bir süreç yaşandığını öğrenin. Kaç Yunan takımının kaç kez Avrupa kupası finallerinde mücadele ettiğini rakamlarla bir alt alta yazın. Hiç bir şeyin kolay olmadığını göreceksiniz.
Yolumuz doğrudur. Basketbol federasyonu başta Turgay Demirel olmak üzere Uluslararası alanda Türkiye'nin önünü açacak işlere imza atmaktadır. Takımımız geçtiğimiz Dünya Şampiyonası'na hak etmediği halde kontenjandan davet edilmiştir. Takım da bunun hakkını eksiklerine rağmen vermiştir. Önümüzde Avrupa Şampiyonası, olursa Olimpiyatlar, sonra ülkemizde düzenlenecek Dünya Şampiyonası var. Yol doğrudur ama uzundur, meşakkatlidir, sabır, çalışma, organizasyon, yatırım, bilgi, koordinasyon, insan kaynağı gerektirir.
Bunlar böyle bilinirse olan biteni sanırım daha rahat anlayabiliriz.
Saygı ve sevgilerimle.