​ Bir çığlığın yazıya dökülmüş hali / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '10

 
Kategori
Deneme
 

Bir çığlığın yazıya dökülmüş hali

Bir çığlığın yazıya dökülmüş hali
 

Bence yazı ile uyumlu :)) Dert bende, daha ne olsun :)


İçimden notlar:

"Son bulmuş bir masal, susmuş bir yürek... Sanki yüzyıl geçmiş fırtınanın ardından, su altında kalmış bütün bir medeniyet."

"Kokusu ve tadı çok uzaklarda kalmış bir öykünün kahramanıyım. Zaman zaman ve bazı anlar belli belirsiz ses veren hatıraların uzamış gölgeleri var içimde. Güneş batıyor.. Gerçi yeniden doğuyor hergün fakat her batışı ile ya yeniden doğmazsa diye tereddüt, korku ve ümitsizliklere boğuyor aşk evrenimi.Bu evrende kuraklık hakim şimdi."

"Bir öykü yazmak, kalemi hiç susturmadan, son noktayı koyana dek ilham ve bir nehir durmazlığı, taşmışlığı ile yürüterek, fazla düşüncelere dalmadan, noktaya virgüle aldırmadan bir hikayeyi tamamlamak isterdim. Yalın cümleler ve hüzünlü fakat gevrek kelimeler ile... Hüzünlü fakat, fırından yeni çıkmış ekmek gibi lezzetli, tadı damağa vuran cinsten. Bir gece, ölümle yaşam arasına sıkışmış halde iken volkanın patlayacağı aklıma gelmezdi. Ah şimdi mi yani yapılır bu? Uykunun beşiğinde sallanır iken? Elinde kalem kağıt değil, bir cep telefonunun ruhsuz mekanikliğini duyumsarken? Sana tavsiyem şudur pericik: volkanlar patlatmaya akşam değil sabah gel!"

"Bir hayali mi seviyorum yoksa şüphesi verecek kadar uzaktasın... Hiç varolmamışsın sanıyorum, şaşıyorum. Düşe mi dönüştün şimdi? Düş ya da gerçek, hasretin ve sevginin hayatıma hükmetmesini istiyorum yine de içten içe... Lakin seni bulamadığım gibi, sana aşık yüreği de soruyorum her bir odasına beynimin, öyle bir yere saklamış ki, ne iz var ne sesi...Yalnız derinlerden bir uğultu fısıldıyor, bul beni, bul beni! Seni özlemekten önce, sana tutkun kızı özlüyorum, hasreti ve hüznü arıyorum. Fakat anlıyorum ki, hüzün var ya o hüzün, öyle çaresiz ve umutsuz, öyle bir felaketi andırır ki, beynim izin vermiyor hissetmeme.Ne de olsa artık sen yaşamak, bir felaketi anlamak gibi..."

"İçimde bir ağıtsın... Ya bu dert beni öldürür, ya da ben bu derdi. Aşkın iyi ederdi yalnız bu illeti."

"Bir kelimen ile yüreğime kelepçeler vurulur.

Sen de böyle mi hüzünlüsün? Kendi hüznüme şahidim, onu kanıksadım, fakat senin kederin ağır geliyor her biçimi ve haliyle. Şöyle ki; başkasını özlüyorsun, ümidin bir başkası.... Nasıl katlanılır buna? Ve diğer yandan, benim yine tesellim var, sen yalnızsın... Geç kalmışsın, yorulmuşsun... Ah elimden gelmez birşey. Derdinle dertleniyorum durduk yere. Kendimi bir kenara koyarak, sonra yeniden yanıma alarak... Kendimle ve kendimsiz, derdindeyim. "

 
Toplam blog
: 29
: 525
Kayıt tarihi
: 03.10.09
 
 

Psikoloji mezunuyum, ve bundan dolayı olsa gerek kendini analiz edip hırpalama konusunda oldukça iyi..