- Kategori
- Sinema
Bir daha çal, "Ray"...

"Ray", Ray Charles'ın etkileyici hayat hikâyesi. Hiç pes etmeyen ve herkesin düşündüğünden daha başarılı olan bu yetenekli müziyenin dünyasına davet ediyor bizleri.
Güney’de doğan ve 6 yaşında geçirdiği Glokom hastalığı yüzünden görme duyusunu yitiren Charles, karanlık dünyasını çok çeşitli müzik stilleriyle ifade edip dünyaca ünlü bir piyanist olmayı başarır. Irkçılıkla, hayal kırıklıklarıyla ve kendi eroin bağımlılığıyla yılmadan mücadele eden ve aynı zamanda dünya müzik tarihini değiştiren Ray Charles’ın fantastik öyküsünün müziklerle harmanlandığı bu film, özellikle caz severleri mutlu edecek.
Haluk Bilginer'in bir sözü vardır ki, yurdumda "oyuncu" diye geçinen her oyunbozanın duymasını isterim: "İyi oyuncu oynamaz, ben oynayan oyuncudan nefret ederim." Yani? Kısaca şu: Aktör ya da aktris oynamamalı, tam tersine yaşamalı ve yaşatmalı.
Jamie Foxx da Ray Charles’ı oynamıyor, mimikleri, vücut dili, şarkı söyleme ve konuşma tarzıyla Ray Charles olmuş çıkmış. Öyle ki Ray Charles dirilmiş de, kendini oynuyor sanıyorsunuz.
Ray, kardeşiyle oyun oynarken, kardeşi annesinin çamaşır yıkadığı leğenin içine düşüyor ve Ray adeta kaskatı kesilerek ne yardım edebiliyor ne de yardım isteyebiliyor.
Daha sonraysa, gözleri sulanmaya, görememeye başlıyor. Annesi, ona kör olacağını açıklıyor ve asla başkaları tarafından, engelli ya da yardıma muhtaç bir insan olarak degerlendirilmemesi için elinde gelen egitimi veriyor:
"Ben hep yanında olacagım Ray ama düştüğün zaman kendin kalkabilmelisin. Bana ihtiyacın oldugundan kesin emin olmadan sana asla yardım etmem!"
Ray, daha sonra körler okulunda eğitimine devam etmek için şehirdeki bir okula gönderiliyor. Kör olduktan sonra, dokunma ve duyma yetisi çok daha gelişiyor ve etrafındakileri bu yöntemle "iyi" algılıyor.
"Kör olan gözlerim, kulaklarım degil ki!"nin en güzel ifadesi de bu...
Kör olduğu için birçok kişinin sömürmeye çalıştığı Ray, bunları fark ettiği an kapıyı çarpıp çıkıyor. Müzikteki yeteneği sayesinde Ahmet Ertegün'ün dikkatini çekiyor ve anlaşma imzalanıyor.
Ray de hızla yükselmeye, yıllar içinde r&b den pop'a, caz dan country'e çeşitli türde müzikle ugraşıyor.
Ancak uğraştığı yalnızca müzik değil. Bu arada hayatına giren kadınlar, uyuşturucular, ırkçılık ve bölücülük yapıldıgı gerekçesiyle, georgia eyaletinde verecegi konserinin iptal edilmesi...
Sürekli hayatında başka kadınlkar olsa da, ısrarla eşinden ayrılmayacağını söylemesi, bir ülkede uçaktan iner inmez üzeri aranarak ve eroin kaçakçısı olduğu iddia edilerek hapis istemiyle yargılanması, uyuşturucunun onu giderek avuçlarına alması, rehabilitasyon ve diğer sıkıntılar...
Eşinin ona söyledikleri çok nettir aslında:
- Bak şuna! Jr. Ray'in kazandığı kupa. Buna hiç dokundun mu? Hiç merak ettin mi? Bu çocuklar sana tapıyor ve sen onlara kötü örnek oluyorsun...
- Hey hey, ben seni ve onları seviyorum.
- Hayır sen hayatta neyi seviyorsun biliyor musun? Müziği! Ve sen bu illet yüzünden o çok sevdigin taptığın müziğinden ayrılacaksın!
Bundan sonra ki 40 yıl boyunca dünya çapında tanınan, çok başarılı bir müzik adamına dönüyor...
Ray Charles'ın hayatına olabildiğince sadık kalınarak çekilen film, iki buçuk saatlik süresiyle, Ray'in hayatının bir bölümü iyi anlatıyor. Geri kalan yaşantısı için ayrıca bir film yapmak gerekir ki, onun da belgesel tadı vermesi kaçınılmaz olur...
Zaafları ve yetenekleriyle tam bir "insan" var karşımızda. Filmde görüntülerin güzelliğinin yanında, Ray Charles'ın şarkılarının oluşumu (veya sahne performansları da hikâyeye mükemmel serpiştirilmiştir. Jamie Foxx'un mükemmel performansı zaten malum, fakat güçlü bir karakter olan Anne Aretha Robinson rölünde Sharon Warren da çok iyi... Bu arada "Collateral"da "yardımcı erkek ouncu" dalında oscara aday gösterilen Jamie Foxx da, geçen yıl Sony etiketiyle "Unpredictable" adında bir albüm çıkardı...
Ray, Olağanüstü bir yetenek ve insani zaaflardan oluşan bir karışım sonucu, inişli çıkışlı bir yaşam. Gospel, country, western, caz müziği ve orkestrasal etkilerin harmanlanmasıyla ortaya çıkan eşsiz bir müzik tarzı. 12 Grammy, Hayat Boyu Başarı vb. ödülleriyle taçlanan bir müzik kariyeri. Kendi çalıştığı yerlerden başlayarak ırk ayrımcılığına karşı mücadele. Büyük korporasyonlara karşı sanatçı haklarının savunulması. Yaşama ve engellere karşı olağanüstü bir direnç. Buna karşılık, bir müzik dâhisini içinden kemiren uyuşturucu bağımlılığı, kadın düşkünlüğü, gerektiği kadar tutarlı olamama, kaypaklık ve egoizm.
Dünya çapında bir sanatçının yaşamının ve kariyerinin, yalnızca 15 yıllık bölümünü kapsasa da, son derece renkli, etkileyici ve çalkantılı öyküsü "Ray"...
Caza ve hayata doymak için...
Merkalısına:
- 1930 yılında 'Büyük Buhran' döneminde Georgia'da doğdu
- 7 yaşında kör oldu
- Körler okulunda eğitim gördü
- Seattle'da profesyonel olarak müzik dünyasına adım attı
- Başlarda Nat King Cole'u taklit ederken, gospel, country, caz, orkestra müziğini harmanlayarak kendi sesini buldu
- 60'larda ününün zirvesine çıktı 12 Grammy ödülü aldı
- 10 Haziran 2004'te öldü
Ray!: Original motion picture soundtrack
1. mess around (studio)
2. i got a woman
3. hallelujah i love her so (live)
4. drown in my own tears
5. night time is the right time (studio)
6. marianne (studio)
7. hard times (studio)
8. what'd i say(live)
9. georgia on my mind (studio)
10. hit the road jack (studio)
11. unchain my heart (studio)
12. i can't stop loving you
13. born to lose (studio)
14. bye bye love (studio)
15. you don't know me (live)
16. let the good times roll (live)
17. georgia on my mind (live)