- Kategori
- Felsefe
Bir devin cevabı

Babası 2. Bayezid’i tahttan indirip O’nu Dimetoka’ya (doğduğu ve ölmek istediği yere) gönderen Yavuz Sultan Selim’e ezeli rakibi Şah İsmail’den hediyelerle bir tebrik heyeti gelir. Olay da böyle başlar…
Heyet İstanbul’a varır ve Yavuz’un huzuruna kabul edilir. Doğunun tüm görkemli hediyeleri sırayla açılmakta, Türk Hakanının ayaklarına serilmektedir. Sıra son kutuya gelir. Sedef işlemeli bir mücevher kutusudur. Elçi kutuyu korkarak, Sadrazam Hemdem Paşa’ya uzatır. Paşa kutuyu açınca odaya pis bir koku yayılır. Yavuz, gönderilenin mücevherler altında Şah İsmail’in dışkısı olduğunu öğrenince küplere biner ve acilen bir cevap düşünülmesini o gür sesiyle emreder…
Sarayı bir telaş alır, vezirler dönenip durmaktadır. Cevap gene Yavuz’dan gelir. Hemen hediyelere karşılık götürecek bir heyet hazırlanır ve acilen Tebriz’e doğru yola koyulur…
Tebriz’de hediye sunma merasimi İstanbul’da olduğu gibi tekrarlanır. Sıra son kutuya geldiğinde, Şah İsmail, “Çocuk işte, bizim oyunumuza ayniyle cevap yollamış, burnunuzu tutun…” der çevresindekilere…-Kahkahalarla güler- Kutu açılır açılmaz etrafa Isparta’nın gül bahçelerinden bir koku yayılır. Meraklanan İsmail, eğilip bakar kutuya ve ne görsün, lokum! Gene gülümser, “Kurnaz çocuk!” diyerek… Götüren Türk elçisine, yemesini emreder. Elçi çekinmeden alıp atar ağzına gül lokumundan. İsmail gene bir şey anlayamaz ve vezirlerine yemelerini emreder. Çekinerek de olsa, Emir bu! diyerek yerler…
Lokumlar bitince altından küçük bir kâğıt çıkar. İyice sinirlenmiştir İsmail ve okunmasını emreder. Notta şöyle yazmaktadır:
“İsmail, bizde herkes yediğinden ikram eder…”
Doğuca Adam