- Kategori
- Turizm
Bir doğal mabet: Çal mağarası

Uzun zamandır Trabzon-Çal Mağarası’nı görmek istiyordum.
Berlin’den Trabzon’a gelen Alman arkadaşım Klaus Schumacher ve Trabzonlu eşi Nuray’ın bu yılki programlarında Çal Mağarası olunca fırsatı kaçırmak istemedim.
Hep birlikte Pazar günü erkenden yola çıkıp, Düzköy İlçesi’ne 5 km uzaklıkta, Çalköy’den Çayırbağı Beldesi’ne giden yolun 1. Km.sinde bulunan Kulaklık Deresi’ne ulaştık.
Buradaki yerel kamelyada çaylarımızı yudumlayarak güneşin sabah sefasını sürdük.
İçeri girmeden önce işletmeci Nedim Demir’den mağaranın hikâyesini öğrendik.
Çal mağarası Çalköy, Çayırbağı ve Alazlı’yı birleştiren bir noktada bulunuyor.
Çevre köylerin halkı, uzun yıllar mağara içinden akan derenin sürüklediği kumu kullanmış.
Define arayıcıları da mesken tutmuş bu içeriye doğru kıvrılan muhteşem oyukları.
Definecilerin bulduğu çok sayıda çömlek kaptan eskiden bu mağarada insanların yaşadıklarına inanmış köylüler.
Üzerindeki kale mağaranın iç geçit yolları ile birbirine bağlıymış ama zamanla bu geçitler göçmeler nedeniyle kapanmış.
Meraklıların, gezginlerin, definecilerin mağaradaki maceralı yolculukları pek çok insanın da ilgisini çekmiş.
Ancak burayı hizmete açmak köylülerin altından kalkamayacakları bir yatırımı gerekli kıldığından yetkililer, köylüler devlete ulaşıp, yardım istemişler.
İlin pek çok yerinde hizmeti bulunan dönemin Trabzon İl Turizm Müdürü Volkan Canalioğlu, dönemin Trabzon Valisi Adil Yazar’ın desteğiyle mağarayı işletmeye açtırmış.
Bu arada arkadaşım Klaus’un gülen yüzünü ve sempatik tavırlarını çok sevdiği Sayın Canalioğlu’nu Almancada “sevimli” anlamında kullanılan “Lachtauba: Gülen Güvercin” lakabıyla andığını, çevresine anlattığını da belirteyim.
İç yolları, aydınlatmaları ve bakımı Trabzon İl Özel İdaresi’nce yapılan mağara 2000 yılında hizmete açılmış.
Mağara bilimiyle uğraşanlar Çal Mağarası’nın dünyanın en uzun ikinci mağarası olduğunu savunuyorlar.
Mağaranın çeşitli yönlere doğru 4 km.lik bir iç parkura sahip olduğu söyleniyor.
Bugüne kadar ancak toplam 850 m.lik kısmına ulaşılabilmiş.
İki kola ayrılan parkurların biri 200 m diğeri de 650 m civarında.
İçeriye girdiğinizde akan derenin, yürüyüş yollarının, serin ve nemli havanın etkiyle önce ürperiyorsunuz.
Ardından “arzın merkezine yolculuk” gibi bir duyguya kapılıp, dehlizlerin gizemiyle büyüleniyorsunuz.
Hele rastladığınız çağlayan ve göl sizi düşsel bir dünyaya çiviliyor.
Bu mağara salt görsel bir manzara bekleyenler, sarkıt ve dikitlerin renkli panoramasını izlemek isteyenler için yeterli olmayabilir.
Ama Çal Mağarası’nın geometrisi ve parkur yürüyüşü, benim gibi özgünlüğü, farklılığı ve maceralı yolculuğu sevenler için kaçırılmayacak bir hayal iklimi sunuyor insana.
İçerideki kayaçların çeşitliliği ve görünümleri de aynı zamanda dünyanın nasıl oluştuğunu anlamaya zorluyor insanları.
Mağaranın işletmeciliği yapan Nedim Demir, ihale ile aldığı bu işi 8 yıldır sürdürüyor.
Coğrafi zorluklar nedeniyle yılda ancak 3 ay açık kalabilen mağaranın ziyaretçileri de giderek artıyor, geçen yıl gelenlerin sayısı 10 bine yaklaşmış.
Nedim Demir’in mağara önünde açtığı büfelerde çay, tost, gözleme, kahvaltı hazırlanıyor, hemen önündeki “yerel kamelya”da da servise sunuluyor.
Ayrıca bu büfelerin üst katında küçük bir mağara içindeki “Paragas Çayevi” de hizmet veriyor konuklara.
“Paragas” yörenin eski dilinde “misafirliğe gitmek” anlamına geliyormuş.
Nedim Demir ve akrabalarının içtenliğine, sevimliliğine, temizliğine karşın mağara içinde ve dışında epeyce eksiklerin olduğu da bir gerçek.
Bu eleştirilere hak veren Nedim Demir, yatırım borçlarının bitmesiyle yeni hizmet alanlarına yöneleceklerini vurguluyor.
Ancak mağaranın içine yapılacak hizmetler hem teknik bilgi hem de ağır maliyet gerektirdiğinden elbette yine İl Özel İdaresi’nin kaynaklarıyla mümkün olabilecek.
Trabzon’un turizminde yeni bir çıkış noktası olan bu mağaraya valilikçe daha fazla ilginin gösterilmesini; çürüyen ahşap yolların yenilenmesini, aydınlatmanın daha özenle yapılmasını, mağara önünde kısmen başlanan yapay gölün hemen tamamlanmasını bekliyoruz.
Çal Mağarası’nı görmeyenleri de biran önce bu “doğal mabedi” ziyarete davet ediyorum.