​ Bir Eylül sabahı darbe ile uyandın mı hiç? / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Bir Eylül sabahı darbe ile uyandın mı hiç?

Bir Eylül sabahı darbe ile uyandın mı hiç?
 

Dışarıda kasvetli bir hava sezinleniyor.İşe gitmek için her zaman olduğu gibi saat 06.00 da uyandınız Tıraş oldunuz, banyonuzu yaptınız sonrasında kahvaltınızı yaptıktan sonra giyinip işe gitmek üzere sokağa çıktınız. Sokakta kimsecikler yok. Yani in-cin top atmakta. Her zaman çöp bidonlarını karıştıran kediler köpekler bile yoklar. Alışılmadık bir sonbahar sabahı. Tam ana caddeye çıkmak üzeresiniz; silahlı askerlerin dur ihtarıyla irkilirsiniz. Çabuk evinize dönün darbe oldu sokağa çıkma yasağı var. İtiraz etmeden bir şey soramadan evinize döndünüz televizyonunuzu açtınız.spiker darbecilerin bildirilerini okuyor ürkek bir ses tonuyla. Aralarda Hasan Mutlucan türkü söylüyor.

Demokrasiyi “Kurtar” ma adına yönetime “el” konulmuştu. Çalıştığınız işyerinde toplu sözleşmeden dolayı iş yavaşlatma eylemi var. Merak edip telefonla aradınız. İşyerinizin etrafı panzerlerle çevrilmiş. İşvereni kurtarma adına. Eylem sona erdirilerek işveren kurtarılmıştır. Operasyonda hiç kimsenin burnu dahi kanamamıştır. 13 Eylül günü işinize gittiniz. Daha masanıza oturur oturmaz üç sevil adam tepenize dikiliverir. Kimlik isterler kibarca (çıkar lan kimliğini) olsun. Sonra hiçbir şey söylemeden sivil plakalı bir araca bindirilip götürülürsünüz. Çok kibar davranırlar. Daha giriş kapısında küfür edilerek gözleriniz bağlanıp, kemeriniz veya metal ne varsa üzerinizde alınır.Daha sonrası dili olmayan karanlık soğuk ıssız odalarda saklıdır. Yani göz altına alınan 600 bin insanın başına gelenler. Tam 31 gün sorgusuz sualsiz, susuz ve aç “sorgulanırsınız”. Yalnız bu süre içerisinde her nedense hiç soru sorulmuyor. Fiziki sorular hariç. Bu soruları burada anlatmak yeniden yüreğinizi acıtıyor.Salt o müzik sesini dinlemek veya insan çığlıklarını dinlemek bile insanı çıldırtabildiği bir ortam.(mutluluktan)

Bırakın solcu olmayı(devrimci) (Komünist) DİSK’e bağlı bir sendika üyesi olmanız bile gözaltına alınmanız için yeterli bir nedendir.

Bu günkü siyasal iktidar; iktidar olmasını 12 Eylül darbecilerine borçlu olduğunu asla unutmamalıdır.Her zaman minnet duymalıdır. Çoğunluğum var diye 12 darbecilerinin yargılanmasının önündeki engelleri kaldırmaya yeltenmemelidir. Ramazan ayına girdiğimiz bu gün hep onların mutluluğu ve sağlığı için dualarını esirgememelidirler.

Bu konuda faza söze gerek yok Sizleri Ece TEMELKURAN’ın yazısı ile baş başa bırakıyorum. Yüreğinize sağlık Ece TEMELKURAN.

12 Eylül'leri kutlu olsun!


"Entelektüeller ve bilim adamları haksızlığa karşı seslerini yükseltmiyor" dedi Başbakan. Elbette asabı bozuk bir gergin gülümsemeyle nutkum tutulmadı değil. Ama insanı asıl kahreden, iktidarın bu demokratikleşme, sivilleşme, aydın-dostu "temaşasını" bu kadar rahat icra edebilmesi. Oyun, dakika başı hafızası silinen bir kitleye oynandığı için mi bu kadar rahat icra ediliyor? Muktedir, izleyenlerle alay ederken kitlenin isyan etmemesinin nedeni artık bütün anlam dünyamızın şirazeden çıkmış olması mı?

12 Eylül çocuğu
Ya da şöyle söyleyeyim:
Yıldönümünü "idrak ettiğimiz" 12 Eylül darbesinin siyasal İslamın en büyük destekçisi olduğu, "laikliğin bekçisi ordu" klişesinin tersine darbeyle birlikte tarikatların ve onlara bağlı siyasal örgütlenmelerin önünün açıldığını unutmak neden bu kadar kolay oldu?
Darbenin desteklediği, büyüttüğü tek siyasal oluşum olan milliyetçi-İslamcı hareketin peşinden tef çala çala gitmek nasıl "aydın tavrı" haline geldi?
Darbenin ürünü bir iktidara karşı ses yükseltmemek neden şimdi demokrat ve sivil olmanın önkoşulu haline geldi?
Son elli yıldır, kısa bir aralık hariç, aslında Türkiye'de siyasal iktidarın hiç değişmediği, AKP'nin darbelerle güçlendirilmiş bu sağ iktidarın yeni modeli olduğu niye hatırlanmıyor?
12 Eylül işkencehanelerinde, hapishanelerinde, darbenin açtığı toplu mezarlarda bu ülkenin bütün akli muvazenesi telef mi oldu?

Yeni özgürlükleri deneyin!
AKP'yi demokrasinin bekçisi, Tayyip Bey'i de sivil halk devriminin yılmaz önderi olarak görenleredir sözlerim:
Madem AKP ile birlikte bu kadar sivilleştik, madem bu iktidar Türkiye'de gelmiş geçmiş en demokrat, en özgürlük yanlısı iktidar, o zaman siz de özgürlüklerinizi bir test edin.
Mesela, yaşadığınız mahalledeki herhangi bir caminin fazla açık megafon sesini hastanız olduğu gerekçesiyle kıstırmaya çalışın.
Kayseri'de Ramazan ayında oruç tutmayan bir üniversite öğrencisi olmayı deneyin.
Yozgat'ta Ramazan ayında kısa kollu gömlek giyin.
Adıyaman'da 18 yaşında bir kız çocuğu olarak "özgür kararlarınız" olduğunu söyleyin.
Orman arazilerinin ve denizlerin parsellenip satılamayacağını, insanların F tipi cezaevlerinde çürütülemeyeceğini söyleyin.
Ya da sadece şunu hatırlayın:
"Ben çocuğumu helal etmiyorum" diyen asker anne-babalarını ilk kim azarlamıştı? Onlara "Askerlik yan gelip yatma yeri değildir" diyen sivil, demokrat, insan canlısı Başbakan'ımız değil miydi?

Din, ordudan daha "zor"
Yeni olan şudur:
Türkiye'de artık din veya siyasal İslam ilgili söz söylemek orduyla ilgili söz söylemekten daha zor hale gelmiştir. Bu, yeni darbedir. İçinden geçtiğimiz günler, 12 Eylül darbesinin yeni, geliştirilmiş yüzüdür. İstediği kadar sivil ve demokratik temaşa yeteneklerini geliştirsin, istediği kadar liberal aydın danışmanların ezberlettirdiği cümleleri tekrarlasın, bu iktidar 12 Eylül çocuğudur. Hem de darbenin en sevdiği çocuğudur. Uluslararası sermaye ve Büyük Orta Doğu Projesi tarafından desteklenen; muhafazakârlaştırılmış, alternatifsizleştirilmiş toplumun örgütlü olarak sorgulayamadığı bir darbe iktidarıdır tecrübe ettiğimiz. Yirmi yedi yıl sonra darbe, AKP iktidarı ile birlikte memleketi artık neredeyse geri dönüşsüz bir biçimde dönüştürmüştür.

Sessiz teşekkür
Onun önderliğini yaptığı hareketi doğurmak için başka türlü düşünen bütün aydınlar ve gençler 12 Eylül hapishanelerinde yok edilirken "Entelektüeller ve bilim adamları haksızlığa karşı seslerini yükseltmiyor" diyen Başbakan neredeydi? Başbakan soru sormak yerine sadece teşekkür etmeli. Sesini yükselttiği için ölen, kaybolan, sakat bırakılan, asılan onca aydına ve gence sessizce teşekkür etmeli. Çünkü bugün, onun başında bulunduğu iktidar onların gövdeleri üzerinde duruyor.
Ne diyeyim?
12 Eylül'leri kutlu olsun!

 
Toplam blog
: 221
: 1905
Kayıt tarihi
: 27.09.06
 
 

Evli bir kız çocuğu babasıyım. Yüksekokul mezunuyum. Bir kamu kurumunda çalışıyorum.16.03.2017 ta..