Bir gölge gibidir... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Bir gölge gibidir...

Bir gölge gibidir...
 

Bir gölge gibidir insan hayatın içinde. Ve ömür, bir gün doğumu ile gün batımı arasında dilimlere bölünmüş zamandır. Günün doğumu ile başlar hayat ve durmaksızın gün batımına doğru yürür insan. Ardında kalan gerçekleşmemiş hayallerin, keder yüklü özlemlerin sedefli izidir.

Zamanın içinden geçip gider insan. Geçerken tüm dünyanın kederini büyük bir kabullenmişlikle sırtlanır da adına yaşamak der. Kederinden kuleler yapar ilk zaman ve tüm dünyaya oradan bakar. İsyanını o kuleden haykıran bir yalnız ruh gibi güneşin parlaklığından habersiz yaşar. Ömrünün sabah saatlerini gecenin geç vakti gibi yaşamayı hüner sayar da kendi elleriyle inşa ettiği o keder kulesini yıkıp toprak zeminin ılıklığına basmayı ve yürümeyi akıl etmez.

Kendi kulesine hapseder kendini ve özgürlüğünün elinden alındığını sanır insan aklı başına gelene dek. Ve hayat küçük bir çakıl taşı fırlatır penceresine ömrün bir diliminde. Ve hayat der ki; "Çık kulenden. Çık ve yüzüme bak. Yık onu nasıl inşaa ettiysen. Ah zavallı insanoğlu, hayatının yarısını keder kuleleri inşaa ederek yarısını da onları yıkmaya çalışarak harcıyorsun. Yık o kuleyi... Zamanı geldi. Ömrünün yarısındasın." Hayat uslanmaz çocuğuna bakan şefkatli bir anadır, açık penceresinden görür insan bunu ömrünün yarısında...

O kulenin kemik pencerelerinden fırlatıp atar keşkelerini sonra ve bir olta ile yakalar koca denizden minik parlak umutları. Öyle kıpır kıpır tutar elinde ölmesinler diye usulca bırakır yine o koca denize. Yüzsünler yaşasınlar diye... Ve atlar peşinden umutlarının o çılgın hayat denizine ardını ötesini düşünmeden...

Umutlarına tutunarak yükselir gökyüzüne, bir küçük bulut olur sonra. Keder dolu coğrafyalardan geçer gider, ağıtlar döker yeryüzündeki tüm yaralı kalplere. Bir nefes ferahlık olur umuduyla hıçkıran küçük bir buluttur artık. Dünya üzerindeki kısacık ömrüne bir bıçakla kazır koca dünyanın kederli tarihini... O küçük bedenine kocaman bir tül gibi dolanır dünya da O içinde kaybolur...

Boynu siyah halkalı bir kumrunun kanadına tutunur sonra. Sevgilinin bakışını gözbebeklerine hapsedip çok uzaklarda birine taşıyan bir küçük kuş olur. Öylesine umutlu öylesine sevgi dolu ve öylesine masalsı... Kederine aşkı ekler... Ve anlar ki dünya keder ve aşk üzerine...

Ve gün batımında koca bir hayata dönüşür insan kalbinin en derininde. Dünyanın her halini içine çeke çeke büyüyen ve o halden şikayet etmeden onunla bir olan... Ve insan, "insan" olur en nihayetinde koca hayatının özünden küçük bir damla olduğunu anlar günün batmakta olan turuncu ışıklarında...

Bir gölge gibidir insan hayatın içinde. Ve ömür gün doğumu ile gün batımı arasındadır....

RESİM: Lord Frederic Leighton
 
Toplam blog
: 408
: 1090
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..