Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

25 Mayıs '10

 
Kategori
Haber
 

Bir gün “Gerçeği” söylesen, sonrakilere inanacağım…

Bir gün “Gerçeği” söylesen, sonrakilere inanacağım…
 

Belli…

Bir daha 340 milletvekili ile iktidara gelemeyeceğini anladı. Anladığı için de gün geçtikçe şiddetin dozunu artırmaya başladı. Yetmedi, muhalefetin “Vaat” şeklinde de olsa, söylemlerini ucuzlatma gayreti içine girdi.

Örneğin, son konuşmasında CHP Genel Başkanının sözlerine verecek cevap bulamayınca şunları söyledi: “Orada sarf edilen bol kesen vaatlere vakit ayıracak değilim. Böyle vaatlerin bir adım sonrası Kayseri, Konya, Mardin’e deniz getirme vaatleridir.”

Sonra da “Biz Kayseri’ye deniz getiremedik ama Yamula barajını yaptık” dedi.

Bilmesek Yamula Barajını, bize de yutturacak Başbakan…

Oysa yamula barajının proje aşaması yıllar önceye, 1970 li yıllara dayanır. Uzunca bir süre “Proje” olarak askıda kaldı. Her sene bütçeye “Takip” seviyesinde ödenek kondu. Bu barajın yapımı aşamasında Demirbank’ın da söz sahibi olması nedeniyle anlaşmalar ve kredilerin geliminde aksamalar oldu. Kamulaştırmalar yapıldı ki en zor bölümüydü.

Sonra mı?...

01 Haziran 2006 tarihinde hızlı bir şekilde inşaatı başladı. Yani, AKP 03 Kasım 2002 tarihinde iktidara gelmeden önce…

Bir yıl sonra, 27 Aralık 2003 tarihinde barajda su tutulmaya başladı, resmi olarak da 1 Ocak 2004 tarihinde işletmeye açılmış oldu…

Ve Yamula barajı “Yap-İşlet-Devret” modeli ile “Özel sektör” tarafında yaptırıldı.

Yani demem o ki, Başbakan’ın Kayseri’ye getirdiği bir yatırım değil. Bu yatırımda, 1970 yılından beri iktidarda olan bütün partilerin emeği var. Başlata Süleyman DEMİREL’in…

Başbakan, bütün hazırlıklardan sonra, kendi iktidarı öncesi başlayan yatırımın sadece “Kurdelesini” kesme şansına sahip oldu.

Kayseri, kendi “Denizini” kendisi yaptı yani…

Örnek ver, verebileceksen. Projesinden başlatıp, 7 sene içinde sonuçlandırdığın yatırımlardan…

Ama “Biz Kayseri’ye deniz getiremedik ama Yamula barajını yaptık” deme, ayıp olur… En azından bugüne kadar emeği geçenlere karşı ayıp olur.

AKP’den Hüseyin ÇELİK, Kılçdaroğlu’nun sözlerini “Sokak jargonu” olarak nitelemişti de, başlatanın Başbakan olduğunu söylemiştim. Dahası “Devam edecek” demiştim, ediyor.

Bakın ne demiş: “Tenekeyi istediğiniz kadar altın sarısına boyayın, teneke tenekedir. Bu CHP zihniyeti kolay kolay değişmez. Değirse de o zaman geriye CHP kalmaz.”

Git piyasaya sor bakalım, teneke tümden değersiz mi? Piyasadan da haberi yok…

Diğer yandan; “…Bu CHP zihniyeti kolay kolay değişmez…” derken kendi gerçeğini anlatıyor. Eğer kimseye bu kadar katı bir şekilde “Değişmez” diyorsanız…

Evet, siz de değişmediniz her ne kadar “Değiştim” deseniz de…

Sayın Başbakan, şu önündeki camdan akan yazılı metnin dışına çıktı mı şaşırıyor. Arkasını önünü hesaplamadan, nereye varacağını, sonuçlarının ne olacağını bilmeden “Sokak jargonu” ile konuşuyor ve konuşurken de kendini ele veriyor…

Bunun adı “Telaş”dır…

Siz en iyisi Sayın Başbakan…

Siz en iyisi, yazılı metni camdan okuyun. Hiç değilse çelişkiye düşmezsiniz…

26 MAYIS 2010

 
Toplam blog
: 146
: 576
Kayıt tarihi
: 17.01.09
 
 

Yazacak belki bir çok şey vardır, ancak sadece "Yazmak en büyük tutkum" desem!... Sonrasında da zate..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara