Yazmaya niyetim yoktu… / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '10

 
Kategori
Siyaset
 

Yazmaya niyetim yoktu…

Yazmaya niyetim yoktu…
 

Hiç de yazmaya gönlüm yoktu.

Aradan 50 sene geçmiş, günahı ve sevabıyla tarih içinde yerini alıp değerlendirilmiş bir günün, yani 27 Mayıs ihtilal hareketi…

Gençlik yıllarımızın ilk günleri… Taşı atıp başımızı altına tuttuğumuz, yeri geldiğinde kafamızın yarılmasına bile razı olduğumuz günlerdi. Hemen her gün, gün geçtikçe “Diktatörleşen” yönetim biçimine karşı direnişimiz, sokakları dolduruşumuz, avazımızın çıktığı kadar bağrışmalarımızı yaşadığımız…

Onlarca genç hapishanelerde işkence odalarında, bazıları hayatlarını kaybetmiş kör kurşunla…

İktidar, “İktidarlığını(!), muhalefet, muhalefetliğini(!)” yapıyor, ama gençler ne diyor, kulak veren yok.

Ekonomik kriz yetmezmiş gibi, bir de “İktidarda kalmak” pahasına elinden gelen her şeyi yapan DP kadroları, sabahtan akşama kadar radyolarda yalan dolan haberleri ve “Vatan cephesi”ne kaydını yaptıranların isimlerinin saatlerce okunuşu…

Gençlik, kendine “Emanet edilen” vatan ve Atatürk ilke ve devrimlerinin korunması içgüdüsü ile hareket ediyor ve sokaklara dökülüyor…

Ve bir gün, -o gün 27 Mayıs 1960- sabah kalktığımızda, zamanın tek iletişim aracı olan radyodan tok bir ses dinliyoruz.

“Sevgili vatandaşlarımız… Ordu, yönetime el koymuştur…”

Şimdi televizyonlara çıkıp ahkâm kesenlere bakıyorum. O tarihlerde daha anaları sokakta seksek oynayanlar… Onlar, olayların bu noktaya gelmesine kadar geçen sürece kadar hiçbir değerlendirme yapmıyorlar.

Ama ondan sonrası için her şey söylüyorlar…

Hele, 27 Mayıs askeri darbesinden zarar görmüşlerin çocukları ve yakınları…

Aradan geçen 50 yıla rağmen, kinlerinden nefretlerinden hiç eksilme olmamış. Olmasını beklemek de elbette saflık, saflığın da ötesine insafsızlık olur…

İnsafsızlık olur, çünkü o süreçte yaşananların hukukiliği, insaniliği konusunda “Olumlu” tek laf etmek mümkün değildir.

Bir zamanlar “Bayram” olarak kutladığımız bu gün için söylenecek ne var?

Elbette var…

Ancak söylemeden önce 26 Mayıs ve öncesini ayrı değerlendirmek, 27 Mayıs ve sonrasını da daha bir ayrı değerlendirmek gerekir. Bunu yaparken de hiş kuşkusuz bir şeyi ortadan kaldırmakta bana göre zorunluluk vardır.

Kin ve nefreti kaldırmak, toplum barışını sağlamak…

Bunu yapmadıkça ne 26 Mayıs ve öncesini, ne de 27 Mayıs ve sonrasını sağlıklı ve doğru tartışmak ve nelerin olduğunu, nelerin olmadığını anlamak olası değildir.

Hani hikâyede olduğu gibi, bazılarında “Evlat acısı” bazılarında da “Kuyruk acısı” oldukça, tarafların kendilerine göre “Haklı” olacakları yerler olacaktır. Ne var ki “Doğrular” çoğu kez olmayacaktır.

26 Mayıs 1960 gününe kadar olan olayların (İktidar karşıtı hareketlerin) doğruluğu kadar, 27 Mayıs ve sonrası günlerde yaşanan olayların yanlışlar da vardır. Birinin “Az” haklı, diğerinin “Çok” haklı olması, kimseyi “Tam haklı” göstermeye yetmez.

Askeri darbelerin savunulması kadar akla aykırı bir şey olur mu?

Ama askerler de gazinolarında pişpirik oynarken “Ya… Canımız sıkıldı, hadi gidip biraz da darbe yapalım…” demiyorlardır herhalde…

Ve eğer “Askeri (Silahlı) darbe” olmuşsa, orada hak, hukuk, adalet beklemek de aklın sınırlarını zorlar. Hukuka aykırı yapılan bir şeyin içinde ne zamandan beri “Hukuk” oldu ki!...

Bir başka konuya gelirsek buna bağlantılı olarak…

“Darbe” devrinin geçmesi için iki şey gereklidir.

Birincisi; toplumsal uzlaşı ile kin ve nefreti yok etmek… İkicisi ise; demokrasiyi her alanda uygulanır hale getirmek. Cumhuriyet kurulalıdan bu yana geçen sürede Türkiye’de ne zaman “Demokrasi” tam anlamıyla oldu ki? Şimdi bile halen demokratikleşme mücadelesi verdiğimizi söylerken, hukuk her alanda ayaklar altına alınırken…

İki şeye çok üzülüyorum…

Birincisi, yukarıda da belirttiğim gibi, o tarihlerde anası sokakta seksek oynayanların ahkam kesmesi. İkincisi ise, aradan 50 yıl geçmesine rağmen halen karşılıklı kin ve nefretin bitmemiş olması…

Gerçek şu ki, bugünün acısı, o gün yaşananlardan az değil…

29 MAYIS 2010

 
Toplam blog
: 146
: 576
Kayıt tarihi
: 17.01.09
 
 

Yazacak belki bir çok şey vardır, ancak sadece "Yazmak en büyük tutkum" desem!... Sonrasında da zate..