- Kategori
- Siyaset
Bir gün uyandığınızda Rejim değişmiş olabilir..

Bu duruma itirazı olan var mı ?
Hazırlayın kendinizi. Yakında, bir sabah uyandığınızda, bu ülkede ne Başbakan olacak, ne de Cumhurbaşkanı.. Nasıl yani diyenlere, fazla şaşırmamalarını tavsiye ederim. Zira o gün geldiğinde, tarih kitaplarının yazdığı, herkesin bildiği, anayasamızda da belirtilen o siyasi yapılanma, tamamen değişmiş ve nur topu gibi bir yeni yönetim sistemimiz olmuş olabilir. Adı Başkanlık sistemi..
Evet, belki yakın zamanda Amerika ve Fransa gibi bizim ülkemiz de artık Başkanlık sistemi ile yönetilecek. Biraz siyasetle ilgilenenler hatırlayacaktır. Bu fikir, ortaya ilk atıldığında, Türkiye’de bir ihtilal olmuştu ve askerler, bir süre ülkeyi idare ettikten sonra, sivil bir hükümet kurulması için çalışmalarına başladı ve kısa zamanda yapılan seçimlerle Ana Vatan partisi, tek parti iktidarı ile hükümetini kurdu. Elinde, muhalefetsiz iktidar gücünü bulunduran partinin başında Turgut Özal vardı ve ilk başkanlık sistemi fikrini o atmıştı ortaya sonraki senelerde. Hatta referanduma bile götürülecekti yanlış hatırlamıyorsam. Ve Özal’ı alkışlayanlar, kendi kafalarında bir 2. Cumhuriyet yaratmışlardı. Onların bu düşüncesini benimseyenler, hızla bunu köşelerinde, tv programlarında gündeme getirdiler. İşte o ikinci Cumhuriyetçiler, bunu hep dillendirdiler. Yazdılar, çizdiler.. O ikinci Cumhuriyetçiler, hep farklı bir rejimden bahsettiler, eskisini tükaka ettiler.
O yıldan bu yana otuz seneyi aşkın bir süre geçti. Anap sağ eğilimli bir partiydi, yıl 2010, iktidarda yine sağ eğilimli bir parti var. Ve yedi küsur yıllık iktidarı sonrası, önceleri otoriterlerce dile getirilen ama hep ret edilen başkanlık sistemini Başbakan tekrar gündeme getirdi. Türkiye başkanlık sistemine geçebilirmiş. Nasıl olsa anayasa değiştirilecek, oldu olacak buna da geçsek fena olmazmış kabilinden bir açıklamaydı, yaptığı açıklama. İzleyince, o programı, yılar önceki Özal’lı yıllar ve tartışmalar geldi gözümün önüne. Boşuna ‘tarih tekerrürden ibarettir ‘ dememişler. Şimdi gerçekten tarihin tekerrürü ile karşı karşıya mıyız acaba?
Peki, gerçekten Başbakan’ın dediği gibi Türkiye yarı başkanlık sisteminde mi şuan acaba? O zaman kendisinin de dediği gibi tam başkanlık sistemine geçiş kolay mı olacak? O zaman, biz gerçekten Başkanlık sistemi ile yönetilince, çağ atlamış mı olacağız? Halkımız gerçekten buna da alışır mı ? Ve gerçekten tercih eder mi böyle bir yönetim şeklini ? Peki, ilk başkan kim olacak? O zaman, kelimenin tam anlamıyla Türkiye yavru Amerika mı olacak? Türkiye’nin tek derdi rejim ve sistem değişikliği midir ? Yoksa, birileri bu ülkede ‘Başkanlık’ olsun mu istiyor ?
Nereden çıktı bu demeyin, biraz tarih karıştırın. Yıl 1960’lı yıllar. İktidarda yine sağ bir parti var. Büyük bir çoğunlukla meclise gelmiş olan DP ve Başbakan Menderes, Türkiye 2. Amerika olacak demişti. Yıl 2010, şimdi gerçekten belki de, istemesek de hatta, Başbakan Erdoğan’ın gündeme getirdiği ‘Başkanlık sistemi’ kabul edilir ve getirilirse Türkiye 2. Amerika mı olacak göreceğiz. O zaman, ne olacak bizim Cumhuriyetimize sorusunu sormalıyız? Peki, nedir bu Başkanlık sistemi ?
Başkanlık sistemi bir anlamda ‘tek adamlık’ ya da devlet ve ülke yönetiminin tartışmasız ve engelsiz ‘tek elden’ yönetimini sağlayan bir sistemdir. Bugün dünya üzerinde pek çok ülkede Başkanlık sistemi var ise de, örnek alınan sistem Abd ve Fransa’dır. Fransa’da her ne kadar seçimle gelen bir Cumhurbaşkanı olsa da bu Cumhurbaşkanları aynı zamanda devlet başkanı gibi bir ünvana sahiptir. Her ne kadar, ülke yönetiminde bir Başbakan var ise de devlet yönetiminde yürütme yetkisi Başbakan ile Cumhurbaşkanındadır. Ama son söz Cumhurbaşkanı’na aittir. Abd’de ise, yine seçimle gelen bir kişi Başkan olabiliyorsa da, bu sistemde Başkan neredeyse tamamen yürütme yetkisini elinde bulunduruyor.
Şimdi, Türkiye hangi tip Başkanlık sistemine geçebilir ? Hangisi bize daha yakın. Hangisi şuandaki siyasetçileri daha fazla çekiyor. Başkanlık sistemine geçince Cumhuriyetimize bir şey olacak mı ? Bu sisteme geçince, siyasi sistemimizde biraz değişiklik olacak, diyenlere, yazanlara pek inanasım gelmiyor. Ne kadar adı Cumhuriyet olsa da, bana göre bu bir rejim değişikliğidir. Bizim şu anki rejimimiz her ne kadar yarı başkanlık sistemi olarak değerlendirilse de, Cumhuriyet ilkeleri gereği, siyasi erkin temelinde olan, halkın iradesinin meclise yansımasıdır. Ve Cumhurbaşkanlığı makamının siyaset üstü bir ağırlığı olsa da manevi ağırlığı çok daha fazladır. Çünkü o bize Atatürk’ten emanettir. Orada oturmuş olanlar, Atatürk’ün emanetini almış olarak otururlar ve önce Cumhuriyet rejimine, sonra da Türkiye halkına layık olmaya çalışırlar. Önce tarafsız, sonra laik olurlar. Ülke yönetiminde söz sahibi olsalar da aslında, hiçbir zaman ülkeyi tek başına yönetmezler. Ülkeyi yöneten meclis iradesine bağlıdırlar. Başkanlık sistemi iradesini ve erkini halktan ne kadar alır? Bunu nasıl kullanır?
Ama başkanlık sistemi öylemi? Tek başına iktidar, tek başına yönetim. Tek başına siyasi erk, tek başına karar mekanizması, tek başına devlet. Yani tek adamlık. Yani bir anlamda monarşi gibi mi olur? Biz tek adamlı yönetim biçimine alışabilir miyiz ? Amerika’da monarşi mi var diyeceklere bir söz? Hayır Amerika’da demokrasi var. Her nekadar başkanlık sistemi var ise de, Başkan’a yetkileri veren de alan da bir senato var. Bu meclisin altında bir temsilciler meclisi var. Amerika’da Başkan olan kişi, seçimlerde rakip olan bir kişiyi başkan yardımcısı yada bakan yapabiliyor (Obama, seçimden sonra bayan Clinton’ı Dışişleri bakanı yapmıştı ) bu tür manzaralar bizim ülkemizde de yaşanır mı? Bu ülkede başkanlık bir monarşiye dönüştürülebilinir mi? Asıl bu tartışılmalı.
Bu soruyu, Anayasa hukuku, idare hukuku, kamu yönetimi alanlarında çalışmalar yapan Prof. Dr. Üskül’e sormuşlar. Hoca, “Başkanlık sistemi seçilmiş sultanlıktır’ demiş. Biraz daha teknik olarak “Siyasi partilerin silindiği ve muhalefetin susturulduğu bir sistem, Osmanlı kökenli bir toplumda ‘seçilmiş padişahlık’ rejimine dönüşebilir. Başkanlık sistemini uygulayan ülkelerde, iktidarın kolaylıkla diktatörlüğe kaydığı görüldü” demiş Sayın Üskül. Tam da bunu anlatmaya çalıyordum aslında.
Bizim geleneklerimizde de, halkın iradesinden uzak tek adamlı yönetimler ancak Osmanlı’da olmuştur? Bu hiç de demokratik değildir. Bu ülkede padişahlık bir daha olmaz. Her nekadar demokratik bir durum gibi gözükse de, bu cilalı başkanlık sistemi, Türkiye için uygun değildir. Bu ülkeye Başkanlık sistemi gelirse, bir sonraki adımda gündeme ‘Eyalet sistemi’ de gelecektir. Eyalet sistemi gelince de birilerinin ağzının suyu iyice akacak, yıllardır dile getirilen ‘Kürdistan ‘ projesi de gündeme cuk diye oturacaktır. Ama Türk halkının önüne bir referandumla getirilecek olan ‘başkanlık sistemine’ evet diyeceklerini zannetmiyorum. Eğer sağduyulu davranırlar ve ülkelerini düşünürlerse. Neden diyeceklere?
Cumhuriyet kurumlarıyla, yasalarıyla, halkın iradesi ve halkın gücüyle, devletçilik geleneği ile bir fazilettir. Sonsuza dek sahip çıkılması gereken bir değerdir. Cumhuriyetten ve Cumhuriyetçilerden ne zarar gördük ki ?
Diye cevap veririm…
../..