- Kategori
- Güncel
Bir harmanım bu akşam; Hakim Bey!

Kutlu olsun, resim google'den alıntı
Zaman her şeyi çözer, şu beklemek olmasa…
Gel beni azat et, kayboldum karanlıkta…
Susarken anlatamazsın. Uzaksan duyamazsın.
Aşikârı saklayamazsın. Solarsan açamazsın.
Şikâyetim var cümle yasaktan…
Dillerimi Hakim Bey bağlasan durmaz.
Gelsin jandarma, polis karakoldan eyvah!
Söz uçar yazı iki cihanda
Gün olur yerle yeksan olurum; gün olur şahı devranda. Kanun üstüne kanun yapsalar…
Söz uçar; yazı: İki cihanda eyvah!
Yazsan olmuyor yazmasan olmaz.
Sussan olmuyor susmasan olmaz.
Dil dursa Hakim Bey tende can durmaz.
Gelsin jandarma polis karakoldan fikrim firarda mahpusa sığmaz; eyvah!
Mehmet Erdem’in “Herkes aynı hayatta” adlı albümünü dinliyorum. Şarkı sözlerinden aklımda kalanları not ettim; yazıma devam ediyorum.
Erdem bana gönül koyarsa; cezama razıyım.
29 Ekimi kutlayacağım. Çifte Bayramım benim.
29 Ekim 1982- 29 Ekim 2012
Otuz yıl bu dile kolay; tahammül etmiş bana…
Çabucak geçmiş; geçmiş: İrili ufaklı iz bırakarak geçmiş.
Nasıl yok sayarım?
Gümüşünü (Yirmi beşinci yıl dönümü) görmek nasip oldu. Altın olanı(Ellinci evlilik yıl dönümü) her kula nasip olur mu? Yüce’nin takdiri.
Otuzuncusuna: İNCİ- İncili yıl dönümü diyorlar.
Hatunun otuz yıl kahrını çekene ne armağan edilir bilmiyorum ama sabırlı er: Eşine genelde –İnci bir gerdanlık hediye etmeliymiş.
Bazı kültürlerde gelenek böyleymiş.
Doğanın gözyaşları inciler…
Sevinçte, ıstırapta dökülen gözyaşları…
Tıpkı çiçekler gibi törenlerin baş tacı…
İz bırakanlara: Karanfil kasımpatı; kırmızı beyaz güller…
Kalplere kazınmış her iki cihanda…
Kim sökebilir?
29 Ekim 2012 Pazartesi
Alev Meisel/ İzmir