- Kategori
- Siyaset
Bir hükümet neden devletin savunma sırlarına erişmek istesin?

Kaynak:İnternet
Yıl 1974, İzmir’in deli sıcaklarından bir zaman, yeni yetme bir kızım, Kıbrıs Harekatının ortasında… Babam Güney Deniz Kuvvetleri Askeri Savcılık baş katibi o zamanlar, siyah-beyaz televizyonda izliyoruz gelişmeleri, tatbikatlar yapılıyor ara sıra kırmızı, yeşil, sarı alarmlar; gündüz vakti parkta salıncakta sallanırken kullanıyoruz kırmızı alarmı kızlar arasında, anlamı: Eteklerin açıldı! Sarı neydi hatırlamıyorum, yeşil hoşlandığın kişi geliyor demekti! En yakın kız arkadaşımızın babası da binbaşı, rast gelmiş işte, ama o havacı…
Biz işin yeni yetme hoşluklarındayken, alarmlar da yaşanıyordu elbette, ışıkların dışarıdan görülemeyecek şekilde kamuflajı falan gerekiyordu, hani bir hava saldırısı söz konusuysa yerleşim birimi olduğu anlaşılmasın şeklinde…
Zaman zaman annemin kaygılı bakışlarının babama çevrildiğini fark ederdim, babamın daha temkinli olduğunu; çok sonra öğrendik babamın gizli bir görev ile ha denildiğinde Kıbrıs’a gideceğini… Annem az biraz daha fazlasını biliyordu ki, haberler gerginleştikçe gözleri babama kilitleniyordu!
Savaş zamanlarıydı, askeriye içinde askerine siviline mutlaka bir takım görevler düşüyordu; babamın görevi ne idi hiç bilemedik, yalnızca bir görevi olduğunu biliyordu annem, niteliği kendisi ile birlikte rahmetli oldu gitti…
Vatanın savunma mekanizması Silahlı Kuvvetlerdir, bu kurum içinde elbette ki çok gizli bilgilerin de bulunması gerekmektedir, zira diğer türlüsünde savunmasız bir vatan olarak el atanın elinde kalması pek de bir muhtemeldir!
Seçilerek iş başına gelen bir hükümet bu bilgileri bilmek durumunda mıdır? Yoksa herkes kendi işine mi bakmalıdır?
Kendi adıma bu tarz bilgilerin hükümetlerin bilmelerinin pek de doğru olmadığı görüşündeyim, zira kalıcı olan vatandır, hükümetler ise geçicidir!
Hükümetlerin amaçları vardır, vatan varlığı sürdürülmesi gereken toprak ve üzerinde yaşayan insanlardır!
Hükümetler için seçmendir insan, bir anlamda, vatan için vatandaş!...
İşin özü, Bülent Arınç’a planlanan mizansen suikasttan sonra devlet savunma sırlarının bulunduğu kozmik odaya ısrarla girilmeye çalışılmasını şahsen pek bir yanlı bulmaktayım!
Mizansen diyorum, zira bu konu üstünde çok düşündüm; Yetkili üst düzey biri olsam ve suikasta kurban edilmek üzere olsam, son dakikada farkına varılıp da kurtarılsam, basının haberi dahi olmadan Genel Kurmay ile görüşerek durumun açıklığa kavuşmasını isterdim!
Kimselerin haberi olmadan, ortalığı karıştırmadan!
Gerçekten canına kast edilen insan eşeğin aklına karpuz suyunu getirmez!...
Buradan yola çıkarak kozmik odaya ısrarla girişin bir anlamı olmalı diye düşünmekteyim!
Bir hükümetin bu konuda ısrarı neden olabilir sizce?
Hem de tam polis teşkilatına ve MİT görevlilerine askeri ağır silahların temin edilmesi yönünde karar çıkartmaya çalışırken?
Nasıl ki dilin torbası yoktur, düşüncenin de sınırı yoktur, askeri savunma bilgilerine sahip olmaya gayret eden bir hükümet, ne gibi emeller peşindedir?
Bu bilgiler onlar için neden bu kadar önemlidir ve niçin TSK bu kadar yıpratılmak istenmektedir?
Bu hükümet yarın öbür gün değiştiğinde bu bilgilere ne olur, herkes rahmetli babam gibi mi olur, hoş o sadece görevini yapıyordu, hükümetler ise görevlerinin ötesinde bu bilgilere sahip olmaya çalışmaktalar, onların görevi partilerinin varlığını korumak, özellikle AKP dönemi için iç rahatlığıyla söylüyorum; görünen köy kılavuz istemez gerçi ama ufacık bir örnek isterseniz: Son belediye seçimlerinde başbakanın işini gücünü bırakıp başbakanlık araç ve gereçleriyle partisi adına yaptığı mitingler ve partiye yönelik en ufak bir tepki yaptıkları dolayısıyla başbakana hakaretten içeri atılan kişiler!
Doğruya doğru, bu durumda endişelenmemek mümkün değil, bu kadar hırs yapılıyorsa elbet vardır bir sebebi, hadi diyelim sebebi yalnızca partinin var oluşu, sonuç yine değişmiyor be şekerim, bu hırs ile cebren edinilen devletsel gizli bilgiler gün gelir de kullanılmaz mı?
Nereden aklıma geliyorsa İran devrimi geliyor, en son kale askeriyeymiş, oraya da bir elinde Kuran, diğer elinde silah olanlar dayandığında düşmana karşı eğitilmiş askerler kendilerinden olanları gördüklerinde kalakalmış, bir de Kuran karşısında tabii ki!
Böylelikle son nokta konulmuş, öncelerini de belirten bir yazı okumuştum ama, ara tara bulamadım!
Neyse, dedim ya nereden artık aklıma geldiyse…
Sonuç itibariyle vatanı savunma bilgileri, suikast girişimleri(!) gibi ortalığa savrulacaksa, hem bizim hem de TSK’nın vay haline!
Gülgün Karaoğlu
Aralık, 29/09