- Kategori
- Öykü
Bir kadın: Suna...

İÇİMİZDEN BİR KADIN: SUNA....
Uzun zamandır görmüyordum onu....
Bir yıkıntının altında kalmışlığı öylesine yüzüne yansımıştı ki....
Elleri çaresizlik düğümlerini çözememenin acısıyla kenetlenmişti yüreğinin üstüne...
Gözleri , bir çağlayanın altında kalmış göz kapaklarının ağırlığıyla , gizlenmiş , bakmaya korkarcasına donuk ve kıpırtısız....
Dudakları söyleyeceği şeylerin ağırlığını hissetmişçesine zorla aralanmıştı....
“Aşktan nefret ediyorum...”
Bu sözü ondan duyduğuma inanamamıştım...
Onun çok büyük bir aşkla evlendiğini, evlenirken sevdiği uğruna bir çok şeyle savaştığını biliyordu....
Aşkı inkar edecek son kadındı Suna....
Suyu bekleyen toprak misali kurumuş , çatlamış dudakları ürkek , çekingen tekrar kımıldamaya başladı, sanki başka birinin öyküsünü anlatırcasına...
Onu çok sevmiştim; ama ben onu severken o başkasını çok sevmiş....
Başkasına aşk dolu bir yaşam vaat etmiş....
Başkasına aşkını anlatmadan benim yatağıma gelmemiş onca gece....
Önce başkasını doyurmuş sözcükleriyle sonra sevişmiş benimle....
Geceler boyu....
Geceler...yalanlar.....
Üzülmemiş yüreği bana bakarken, başkasına dokunduğu için....
Utanmamış ben varken, başkasını da var ettiği için hayatında.....
Vicdanı sızlamamış, beni aslında suçladığı her konunun altında yatan gizli gerçeğin varlığıyla tükettiği için....
Yalanların altında ezilmemiş pişkinliğiyle.....
Ağlamamış geceler boyu.... çocuğunu babasız , yuvasız bırakmanın ağırlığını sırtlanabilmiş....
Pulu yapıştırılmış bir mektup gibi postalamak istemiş bizi.....
Bir aşk uğruna.....aşk , sadece aşk.....
Aşktan nefret ediyorum.....
Bana zarar veren aşktan, bize zarar veren aşktan.....
Sonra kapandı, mühürlendi dudakları, yerinden kalktı ....
Bedeni taşıdığı yükün ağırlığına rağmen ayakta kalmalıyım dercesine dikti....
Kızını kucağına aldı....
Bir daha bu mühür çözülmeyecekti....
Ardına bakmadan yürüdü....
Yürüdü....
Öykülerde buluşmak arzusuyla....
Arzuliden....