- Kategori
- Sinema
Bir kedim var!!

Lunam ismi gibi bir ay parçası ;
Gri tüyleri ,iri yeşil gözleri , tam burnunun üzerindeki kahverengi lekesi ve boynundan göğsüne doğru inen aslında sütlü kahve tadındaki beyaz tüyleriyle . Bir de unutmadan iki kulağının tam ortasında M harfine benzer siyah karakteristik çizgisi ile o tam tamına safkan bir tekir. Huysuz , vahşi anı anına uymayan , kızdığında bir köpekten daha gürültülü ve korkunç hırlama yeteneğine sahip, bir yerlerde sıkışıp kaldığında görüp duyabileceğiniz en narin en kibar sadece ince bir “mi”( –yavsız) asaletinde bir genç kız benimkisi .
Aslında sanırım o benim kedim değil ben onun insanıyım. Yaklaşık sekiz aydır evimde , yatağımda, kalbimde ,sözümde insanları bıktıracak ölçüde facebook ve instagram hesaplarımda kısacası daima aklımda…
Kedi ….
Belgesele gerek var mı ??
Ne alaka dedim …
İzledim ….
İstanbul hiç bu kadar muhteşem ve sevecen olmamıştı hayatımda . Ben bu kadar ait değildim ona o da bana…
Şefkatle yaklaşan onca insanın, insanımın bilgeliğini ve sevgisini görünce imrendim o haylaz çocuk tadındaki kedilerin özgürlüğüne …
Kedi olasım geldi İstanbul ‘un martı kanatları altındaki dar sokaklarında…
Filmin karelerinin her milimetresinde bunca sevgi, bunca anlayış ve anlam olmasaydı etkilenmezdim ne Ceyda Torun ‘dan ne de çeşit çeşit suretlerdeki kedilerinden..
Memleketimi, insanımı, insanımın anlayış ve gönül yüceliğini; farklı sözler ve renklerle dile getirip dahası Luna mı anlattığın için...
Binlerce teşekkür ederim sana Ceyda Torun…
O güzel yüreğine, bakmasını bilen gözlerine ve tüm bunları göremeyenlere göstermeni sağlayan bilgine , sanatına sağlık……………