- Kategori
- İlişkiler
Bir mektup(Ali'den eşi Hülya'ya)
Sevgilim nasılsın;
Her mektupta yazılan bu kelimeyi yine yazıyorum sana. Daha geçen hafta mektubun ulaştı elime. Burada hayat zor. Zor olduğu kadar yaşanmıyor. Sen yoksun ya ; belki ondandır ya karıcığım...
Sensizlik bir dar ağacına asılmak; nefesi yetemeyecek kadar sesinin kısılması gibi bir şey. Kelimeler düğümlendi bak yine. Yine kekelemeye başladım. Seni seviyorum demek zor mu geldi bana? Zor değil; zor değil. Zor olan sensizlik ve bu sensizlik bir çığ gibi. Büyüdükçe büyüyor.
Son resmimde beni tanıyamadığını söylemişsin. Aklımda sen ve sevgili kızım var. Bu hasret; işte bu hasret yüzünden karanlıkta çalışsam bile saçlarımın ağardığının; yüzümün kırış-kırış olduğunun farkındayım. O yüzden bakamadım bir türlü son çekilen resmime. Aynanın karşına geçip kendime bakacak cesareti bulamadım.
Seni çok özledim. Ama kavuşmaya ne kaldı ki?
Fazla yok. Bak 10 yıl nasılda geçti. Ellerini tuttuğum en son Aralık ayının son Perşembe günüydü. Unutmamışım en son kar topu oynadığımızı. 1 yıl ne kadar çabuk geçer göreceksin. Elif'im büyümüş gördüm son resmini. İnanamadım ilk önce. Bu kadar güzel bir kız benim kızım mı diye. Sendeki güzelliği onda görüyorum. Onu sen görüyorum.
Sevgili eşim ve kızım;
Çok özledim sizleri. Her gece yastığımın altına saklamış olduğum resimlerini öpüp-koklayarak yatıyorum. Her gece rüyamda sizleri arıyorum.
Yine heyecanlandım. Kalbim kıpırdıyor. Titremeye başladım. Size kavuşacağım zamanın kısa olmasından dolayı bu heyecanlanmam.
Sizleri seviyorum;
Sağlıcakla kalın…
Ali kavuşamadı eşine. 42 yaşında kalp krizi geçirdi. Elif’ini göremedi dünya gözüyle. Koklayamadı bir baba olarak kızını göğsünde. Hülya'dan gelen son mektubunu da okuyamadı...