Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
677
 

Bir meşk hikayesi - 2

Bir meşk hikayesi - 2
 

Neşeli zamanlar geçiriyorlarmış tek göz odalarında .Bazen yorgun bazen üzgün, çoğu zaman mutlu dönerlermiş evlerine. Sorun tabiki olurmuş... Tuz bibermiş ya nasılsa evlilikte. Olmazmış tuzsuz bibersiz nasılsa diye umursamazmış kimse huzursuzluklarını o kadarda.

Birgün çalışan kızımızın evde oturmasını gerektirecek bir haber alıvermiler. Genç kızımız sevgilerinin tohumunu taşımaktaymış içinde. Delikanlının hayatı boyunca aldığı en mutlu habermiş bu. Koyulmuşlar hazırlıklara, planlar programlar...

Yaz sıcağının ortasında çıkıp gelivermiş yıllarca bakıpta yaptıkları için gurur duyacakları tek varlık. Bakıp bakıp şaşırırlarmış bu güzelliği nasıl yarattıklarına. Mutlu olup olmadıkları meçhulmuş o zamana kadar. Bu doğumla beraber mutlulukları kesinleşmiş sanki. Artık mutlularmış...

Doğumun şaşkınlığını, hayat mücadelesi atmış üzerlerinden. Çalışmaları gerektiğini hatırlamaları ile bebeklerini genç kızın annesine bırakmaları bir olmuş. Artık bebeğin ilk anne/baba deyişini duyamayacakları kadar çalışmaları gerekiyormuş. Çalışıp durmuşlar nitekim senelerce. Kazandıkları harcadıkları bir yaşayıp duruyorlarmış. Hafta sonları huyunu suyunu bilmedikleri bebekleri alıyormuş tüm haftanın yorgunluğu. Okula bile başlamış artık bitanecik yavruları. Okula gitmeden okumayı sökmüş olmasına rağmen onlar hep okulda öğrendiklerini düşümüşler. Hoş kimseninde haberi yokmuş ya çocuğun yaptıklarından...

Seneler birbirini kovalamış, herkes şaşırmış bu hıza ama engelde olamıyorlarmış hani... Genç kızımıza bu evlilik hayatı artık fazla tuzlu biberli gelmiş. Tuzu dilini yakar, biberi midesini bozar olmuş. Boşluğuna düşmüş hayatın. Yaşadığı bu evcilik oyununda, hep anne baba mı olmalıymış insan? Aşk yokmuymuş aşk? Hani sevgi, hani romantizm demeye başlamış. Tamda bunları düşünürken, bir ses gelivermiş arkadan ; "Yarim için ölüyorum, eller ne der ise desin"...

Genç kız o sesi takip etmiş. Bir an arkasına dönüp baktığında, kocasını ve kızını görmüş arkasında. Sese yaklaştıkça görüntü kayboluyormuş arkasında. Kimden bu ses diyip bir bakmış önüne , esmer bir ten merhaba demiş ona. Bu sefer arkasına baktığında kimseyi bulamamış. İzini kaybettirmiş giderken. Delikanlı nedensiz giden genç kızın arkasından bakakalmış. Susmuş... Kızına sarılıp susmuş günlerce aylarca... Suskunluğunu birgün bir mahkeme kağıdı ile bozmuş. Genç kız ile oynadıkları evcilik oyununu bozmak istiyormuş genç kız. Annesi eve çağırmış, "benim gitmem gerekiyor" diyerek bu oyuna bir son vermiş...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayat mutluluğu veririken çok cimirimi davranıyor ne? Yoksa bozulu veririmi aşklarının meyvasını ellerine aldıklarında... olmuyor,bazen olmuyor,bir bitişin yerini yeni bir başlangıçlarmı alıyor ne? Bu da hayatın gerçekleri..Ellerine sağlık güzel anlatmışsın... Sağlıcakla kal..

Mehmet EREN 
 12.02.2007 18:36
Cevap :
Teşekkkür ederim yorumunuz ve değerli düşünceleriniz için!Saygılar  13.02.2007 11:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 981
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Yoktur hakkımızda söylenecek söz... Hakkımız da yoktur, hakkımızda birşey söylemeye zaten... Bir eli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster