- Kategori
- Siyaset
Bir millet uyanıyor…

büyük Türk uyanışı
Karanlık bir çarşaf gibi ‘caart’ diye yırtılıyor.
Işık… Gözleri, yürekleri, vicdanları aydınlatan bir ışık sızıyor karanlığın yırtıldığı yerden. Bir millet uyanıyor; müjdeler olsun.
Işık kovalarken karanlığı şaşkınlık içinde görüyoruz ki; Ortadoğu kan ağlıyor, din kardeşlerimiz diktatörlerin pençesinde inim inim inliyormuş meğer.
Bir millet uyanıyor. Yüzünü yıkamak için bile bir tek saniye zayi etmeksizin, diktatörlerin can yakan zulmüne isyan ederek ayağa kalkıyor.
Babasının kalktığı koltukta yıllardır oturmakta olan Beşar Esad’ın, karanlıkta kalan yüzünü aydınlattı ışık bu sefer. O masum yüzün ardında acımasız bir diktatör saklandığı, en uykulu gözlerden bile kaçmadı.
Kaçmak ne kelime; yıllar sonra yeni fark ettiği bu gerçeği taşlarla, sopalarla kovalayanlara muhakkak rastlamışsınızdır. Gün geçmiyor ki, Esad denilen o herifin nasıl bir zorba olduğunu vurgulayan, yürek yangını bir makale okumayalım.
Aslında bu uyanışta iktidarın payını teslim etmek, karanlıkları aydınlatan ışığın iktidar partisinin ampulünden yayıldığını vurgulamak gerekir. Uyanışın, Başbakanımızın bir zamanlar “kardeşim” dediği Esad’ın, aslında eli kanlı bir diktatör olduğunu fark etmesi sonucu başladığını inkar edebilmek mümkün mü..?
Karanlığın bir çarşaf gibi ‘caart’ diye yırtılması, Beşar Esad örneğiyle sınırlı değil. Başbakanımız Nato’nun müdahale etmesine tepki gösterdiği Libya liderinin de aslında bir diktatör olduğunu fark etmiş, onu takiben geniş kitleler Libya’nın diktatörlükle yönetildiğini idrak edebilmişlerdi.
Kaddafi’nin ne kadar acımasız bir zorba, eli kanlı nasıl bir çılgın olduğunu anlatan, en içten duygularla yazılmış o zamanki makalelerin tadı hala damaklardadır.
Bu uyanışın doğal sonucudur ki; son zamanlarda ardı ardına ülkemize gelen üst düzey Amerikalı yetkililerin geliş sebeplerini, PKK ile mücadele, İsrail ile ilişkilerimizi düzeltme gibi eften püften gerekçelerle açıklamaları da dikkatlerden kaçmamış olsa gerek. Biz elbette biliyoruz ki; haşerelerin ışık kaynağının etrafına toplanması gibi, büyük Türk uyanışını tetikleyen ışığın etrafına toplanıyor onlar.
Türkiye, bir çok Ortadoğu ülkesine örnek olmak gibi bir özellik taşır. Hiç şüphe yok ki; büyük Türk uyanışı ülkemiz ile sınırlı kalmayacak, Ortadoğu ülkelerine de sirayet edecektir.
Ortadoğu halkları, bizlerinde katkısıyla uyanışlarını tamamladıklarında; ülkelerinde rejim değişikliklerinde aktif rol alan, direnişçileri destekleyen, darbecilere maddi destek sağlayan bir Türkiye görecekler. Ümit edelim ki o kuşaklar, bizlerin kendimiz için bile istemediğimiz demokrasiyi, onlar için istediğimizi anlayabilsinler.
Elbette bunlar uzun vadeli sorunlar. Biz yine günümüze ve kendi konumuza dönelim. Karanlık bir çarşaf gibi ‘caart’ diye yırtılıyor. Bir millet uyanıyor.
Ne yazık ki bu kadar uyanığı taşımakta ülke artık zorlanıyor…